Türk sineması ve tiyatrosunun unutulmaz ismi, Metin Akpınar ile kurduğu sarsılmaz ortaklıkla gönüllerde taht kuran Zeki Alasya, aramızdan ayrılışının 11. yılında özlemle anılıyor! Marangozluktan terzi çıraklığına, tabelacılıktan dünya çapında bir sanatçılığa uzanan film gibi bir hayat yaşayan Alasya, sadece oyunculuğuyla değil, yönetmen kimliği ve insancıl felsefesiyle de bir döneme damga vurdu.
Yeşilçam'ın sevilen karakterlerinden tiyatro, film ve dizi oyuncusu Zeki Alasya, vefatının 11. yılında yad ediliyor.
Yaşamı boyunca 75 filmde rol alan ve 25 filmi yöneten usta oyuncu, Metin Akpınar ile canlandırdığı karakterlerle hafızalarda yer edindi.
Tam adı Zeki Şenol Alasya olan sanatçı, Seniha ve Prof. Ahmet Reşat Alasya çiftinin oğlu olarak 18 Nisan 1943'te İstanbul Şehzadebaşı'nda doğdu.
Aslen Kıbrıslı olan Alasya, Beyazıt İlkokulunun ardından Robert Kolejine devam etti. Alasya, 15 yaşındayken babasını kaybedince rehberlik, marangozluk ve tabelacılık işlerinde çalışmaya başladı.
Zeki Alasya, sanat hayatına 1959'da Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Tiyatrosu'nda amatör olarak başladı ve birlikte tanıştığı Metin Akpınar ile ayrılmaz ikili haline geldi.
BAZI OYUNLARDA KOSTÜMLERİ DİKTİ
Tiyatro, turizm rehberliği ve dekoratörlük gibi pek çok işte çalışan sanatçı, yaz tatillerinde terzi çıraklığı yaparak, birinci sınıf erkek terzisi kadar iyi dikiş dikmeyi öğrendi, kimi oyunların kostümlerini de kendisi hazırladı.
İstanbul'daki Arena Tiyatrosu'nda profesyonel oyunculuğa başlayan sanatçı, "Mister Nato" ve "Kargalar Okulu" adlı oyunlarda rol aldı. Daha sonra girdiği Ulvi Uraz Tiyatrosu'nda 1965'te sahnelenen "Hababam Sınıfı" oyunuyla dikkatleri üzerine çekti.
Zeki Alasya, Haldun Taner, Metin Akpınar ve Ahmet Gülhan ile 1967'de Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nu kurdu. Sanatçı, bu tiyatronun tüm oyunlarında oyuncu, yazar ve yönetmen olarak görev yaptı. Taner ve Gülhan'ın ilerleyen yıllarda Devekuşu Kabare Tiyatrosu'ndan ayrılması üzerine Alasya ve Akpınar, kabaredeki çalışmalara devam etti.
Sinemaya ilk olarak 1972'deki "Karaoğlan Geliyor" filminde "Çalık" karakterini canlandırarak adım atan Alasya, aynı yıl "Sev Kardeşim" filmindeki rolünden sonra yapımcı ve yönetmen Ertem Eğilmez'in ısrarıyla sinema kariyerini sürdürdü.
Usta oyuncu, bir yılda 7'nin üzerinde filmde rol alarak Yeşilçam'a başarılı giriş yaparken, Metin Akpınar ile 1973'ten itibaren Türk sinemasında yeni beraberlik oluşturdu ve ikili, rol aldıkları filmlerle sinemaseverlerin gönlünde önemli yer edindi.
"Bir Yudum İnsan" programında yaptığı söyleşide, sinemayı tiyatrodan daha çok sevdiğini dile getiren usta oyuncu, "Ben yeniden doğsam, bu 59 yaşıma kadar yaşadığım bütün acı olaylara, beni üzen, sarsan, zaman zaman yıpratan olaylara rağmen seçim bana bırakılsa ben gene Zeki Alasya olmayı seçerim. Ben böyle olmaktan mutluyum. Ben bir şeyleri belki de biraz fazla, aşırı biçimde herkesle paylaşmaktan haz ediyorum. Ben insanları çok seviyorum. Tuhaf ya da değil, anlamlı ya da değil, karşılıksız seviyorum kardeşim. Bütün insanları kardeşim biliyorum. Kardeşliğin dünya ölçeğinde çok önemli olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullanmıştı.
Sanatçı, aynı programda "Karaoğlan" filmindeki rolüne de değinerek, şunları söylemişti:
"1972'de Hülya Koçyiğit, Tarık Akan, Münir abi (Özkul), Adile (Naşit) abla ile Sev Kardeşim diye bir filmde küçük bir rol, avukatı oynadım. Çok beğenildi. Rahmetli Ertem Eğilmez dedi ki 'Dile benden ne dilersen.' Biz çocukluğumuzda kız kardeşlerimizle evde Fatih Sultan Mehmet filan oynardık. Tarihçiyim. Tarihe çok merakım var, hala da çok önemli ilgi alanlarımdan biridir tarih. Tarihi filmde oynamak istiyorum dedim. O tarihte de sevgili Kartal Tibet abimin Tarkan ve Karaoğlan dizilerinin son filmlerini 'Bir defa daha birer tane daha çekeceğim.' gibi bir kararı vardı. İkisinde de oynamak istedim. Çok da seviyorum, hala da çok sevdiğim adamların başında gelir Kartal Tibet. Kulakları çınlasın abimin. Evvela Karaoğlan çektik ve ben tarihi filmde oynamak istiyorum yanlışına düştüğüm için hala kendimi affedemiyorum. Ben bir sütçü beygirini belli bir mesafeden gören, atları o kadar tanıyan bir adam olarak Karaoğlan'ın at uşağıydım yani Karaoğlan'a ata binmeyi öğreten adamdım. İflahım kesildi. Filmi bugün seyret, bazı sahnelerde ayaklarım üzengiden fırlamış, atın 15 santimetre üstünde havada gittiğimi görürsün."
Alasya ve Akpınar ikilisi, 37 yıl komedi ağırlıklı filmlerde birlikte rol aldı, "Hastane" dizisinde uzun süre birlikte oynadı.
75 FİLMDE ROL ALDI, 25 FİLM YÖNETTİ
Kartal Tibet, Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Münir Özkul, Kemal Sunal, Adile Naşit, Emel Sayın ve Halit Akçatepe gibi birçok ünlüyle rol arkadaşlığı yapan Alasya, canlandırdığı rollerde mağdur, savurgan ve mülayim karakterlerle öne çıktı.
Zeki Alasya, 1977'de film yönetmenliğine başladı ve "Aslan Bacanak", "Sivri Akıllılar", "Cafer'in Çilesi", "Petrol Kralları", "Doktor", "Köşe Kapmaca", "Vay Başımıza Gelenler" ile "Elveda Dostum" filmlerinde yönetmenliği üstlendi.
Yönettiği yapımların çoğunda oyuncu olarak da yer alan sanatçı, 56 yıllık sanat hayatında 75 filmde rol aldı, 10 filmin senaryo yazarlığını ve 25 filmin ise yönetmenliğini üstlendi.
Zeki Alasya, 1998'de Kültür ve Turizm Bakanlığınca devlet sanatçısı ünvanına layık görülürken, 1999'da Akpınar ile yollarını ayırdığını açıkladı.
Daha sonra Metin Akpınar ile yeniden bir araya gelen Alasya, eski dostuyla son kez 2002 yapımı "Rus Gelin" filminde oynadı.
Kariyerinin son döneminde daha çok dizilerde görülen, oynadığı karakterlerle özdeşleştirilen Alasya, uzun yıllar canlandırdığı rollerle bir komedi ustası olarak anıldı.
VEFATINDAN ÖNCE "KÜÇÜK AĞA" DİZİSİNDE ROL ALDI
Sanatçının rol aldığı son film 2009 yapımı "Aşk Geliyorum Demez", son dizi ise 2014'te ekranlara gelen "Küçük Ağa" oldu.
Alasya, 2010'da "Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü" ile 2011'de 30. İstanbul Film Festivali'nde "Yaşam Boyu Onur Ödülü"ne değer görüldü.
"Tarkan Altın Madalyon" filminde ilk ve son kez kötü adam rolünde yer alan sanatçının heykel ve araba koleksiyonları vardı.
Karaciğer rahatsızlığı sebebiyle 2 Nisan 2015'te hastaneye kaldırılan sanatçı, 8 Mayıs 2015'te tedavisi devam ederken hayatını kaybetti ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
Usta oyuncu "Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım", "Vatan Kurtaran Şaban", "Astronot Niyazi", "Ha Bu Diyar", "Haneler", "Keşanlı Ali Destanı", "Aşk Olsun", "Deliler", "Geceler", "Yasaklar", "Beyoğlu Beyoğlu", "Reklamlar", "Dün Bugün" adlı oyunlarda rol aldı.
Alasya'nın rol aldığı filmlerden bazıları ise şöyle:
"Şaka Yapma", "Garibin Çilesi Ölünce Biter", "Vah Başımıza Gelenler", "Köşe Kapmaca", "Petrol Kralları", "Cafer'in Çilesi", "Sivri Akıllılar", "Aslan Bacanak", "Her Gönülde Bir Aslan Yatar", "Hasip ile Nasip", "Nereye Bakıyor Bu Adamlar?", "Beş Milyoncuk Borç Verir misin?", "Nereden Çıktı Bu Velet?", "Mavi Boncuk", "İmparator", "Mirasyediler", "Köyden İndim Şehre", "Şenlik Var", "Salak Milyoner", "Yalancı Yarim", "Kaynanam Kudurdu", "Hamsi Nuri", "Karaoğlan Geliyor", "Tarkan Altın Madalyon", "Tatlı Dillim", "Sev Kardeşim", "Emine".
TERZİ ÇIRAĞIYDI, MİLYONLARIN "BABA"SI OLDU! İŞTE MÜSLÜM GÜRSES'İN ELİNDEN MİKROFONU BİR DAHA BIRAKMADIĞI O GECE...
Asıl adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953'te Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana'ya göç eden Gürses, ilkokuldan sonra eğitimine devam edemedi. Sanatçı bir süre ayakkabı tamircisi ile terzi dükkanında çalıştı.
Usta sanatçı, babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967'de henüz 14 yaşındayken Adana'da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılarak birinci oldu.
14 YAŞINDAN İTİBAREN GÜRSES SOYADINI KULLANDI
Yarışmadan sonra "Gürses" soyadını kullanmaya başlayan sanatçı, yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyledi ancak işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri döndü.
Müslüm Gürses, Adana'daki bir gazinoda assolist olarak sahneye çıkan Sadık Altınmeşe'nin hastalanmasının ardından onun yerine sahneye çıkınca büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.
Bir yandan Adana'da çeşitli mekanlarda konserler veren sanatçı, 1967'den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu'nda canlı yayında türküler söyledi. "Emmioğlu/Ovada Taşa Basma" adlı ilk 45'liği 1968'de müzikseverlerle buluştu.
Müslüm Gürses, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul'da, "Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin" ve "Gitme Gel Gel/Haram Aşk" adlı iki 45'lik plak doldurdu.
"SEVDA YÜKLÜ KERVANLAR" İLE SATIŞ REKORU KIRDI
"Sevda Yüklü Kervanlar" adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başaran sanatçının, "Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma" isimli 45'liği 300 bin basılarak rekor kırdı.
Burhan Bayar'ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturan Gürses, 1978'de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus'tan Adana'ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses'in yaşadığı son anda fark edildi.
Kaza nedeniyle koku alma duyusunu yitiren ve işitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı yavaş konuşmaya başladı. Alnı ciddi biçimde zedelenen Gürses'in başına, beynini koruyacak bir plaka takıldı.
UMUTSUZ, ÇARESİZ HİSSEDENLERİN HİSLERİNE TERCÜMAN OLDU
"Özür Diliyorum Senden", "İsyankar" ve "Ben İnsan Değil miyim?" albümleriyle 1990'lı yıllarda müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakalayan Gürses, şarkılarıyla kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman oldu.
Gürses, "Gönül Teknem" adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan'la ortak projesi "Aşk Tesadüfleri Sever" adlı albümü 2006'da çıkardı.
David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen'in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan'ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, hayatının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına kattı.
Gürses'in 1975-1978'de dört farklı "Müslüm Gürses" adlı albümü yayımlandı, 1976'da "Öldürdüğün Yetmedi mi", 1979'da "Gazla Şoför", "Bağrıyanık", 1980'de "Umutsuz Hayat", "Esrarlı Gözler", 1981'de "Mutlu Ol Yeter", 1982'de "Müzik Ziyafeti", "Tanrı İstemezse", 1983'te "Anlatamadım", "Dertliler Meyhanesi", 1984'te "Yaranamadım", 1985'te "Güldür Yüzümü", "Gitme", 1986'da "Sevda Yolu", "Yıkıla Yıkıla", "Küskünüm", "İlk Aşkım Son Sevgilim", "Hayatımı Sen Mahvettin", 1987'de "Farketmez", "Talihsizler", 1988'de "Aldatılanlar", "Dertler İnsanı", "Vefasız Alem", "Maziden Bir Demet", 1989'da "Arabeskin Devleri", "Bir Fırtına Kopacak", "Bir Kadeh Daha Ver", "Mahsun Kul", "Müslüm Gürses Konser Albümü", 1990'da "Meyhaneci / Kırık Sazım", "Hüzünlü Günler", "Arkadaş Kurbanıyım", "Güle Güle Git", 1991'de "Bir Bilebilsen/Zalim", "Sen Nerdesin Ben Nerdeyim", "Yüreğimden Vurdun Beni", "Bir de Benden Dinleyin", "Her Şey Yalan", "Yaşamalısın", 1992'de "Müslümce 92", 1993'te "Ah Gülüm", "Dağlarda Kar Olsaydım", "Kralların Müzik Şöleni", 1994'te "Senden Vazgeçmem", "İnsaf-Kahire Resitali", 1995'te "Benim Meselem", "Bir Avuç Gözyaşı", 1996'da "Topraktan Bedene", "Şiirlerim Şarkılarım", 1997'de "Sultanım", "Usta-Ne Yazar", "Nerelerdesin", 1998'de "Müslüm Gürses Klasikleri" albümleri çıktı.
"Arkadaşım", "Garipler" ve "Vay Canım" albümlerini 1999'da müzikseverlerle buluşturan sanatçının, 2000'de "Biz Babadan Böyle Gördük", "Zavallım", 2001'de "Müslümce Türküler", "Sadece", "Yanlış Yaptım", "Dünya Yalan", 2002'de Açık Hava Konser albümleri-1, 2, 3, "Müslüm Baba ile Yolculuk", "Paramparça", 2003'te "Yanarım", "İkimizin Yerine", 2004'te "Uyanma Zamanı", 2005'te "Ayrılık Acı Bir Şey", "Bakma", 2006'da "Gönül Teknem", "Aşk Tesadüfleri Sever", 2009'da "Sandık", 2010'da "Yalan Dünya", 2013'te "Veda-Ervah-ı Ezelde", 2013 ve 2014'te "Baba Şarkılar 1-2" albümleri yayımlandı.
Kamera karşısına geçtiği 1979'dan itibaren 38 filmde oynadı
Arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam'a da adım atan Gürses, çoğu şarkılı, türkülü 38 filmde rol aldı.
Çocukluğundan itibaren tüm filmlerini izlediği ve büyük hayranlık duyduğu sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982'de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve "Sahneye ilk kim çıkacak" kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur'dan ayrılmadı.
Gürses, Nur ile 1986'da hayatını birleştirdi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses'in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu. Sanatçının, "Esrarlı Gözler" isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi.
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinde 78 albüm çıkaran sanatçı, hayatı boyunca "kenar mahalle" ya da "varoş" müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazandı.
Müslüm Gürses, 15 Kasım 2012'de geçirdiği baypas ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı ve dört ay yoğun bakımda kaldı. Tedavi gördüğü hastanede 3 Mart 2013'te vefat eden Gürses'in cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
Müslüm Gürses'in terzi çıraklığından zirveye uzanan hikayesi kadar, bir başka ismin keşfedilme öyküsü de duyanları hayrete düşürüyor!
İşte Yıldız Tilbe'nin keşfedilme hikayesi...
Efsane şarkılarıyla gönüllere taht kuran Semiha Yankı, katıldığı bir programda Yıldız Tilbe'ye dair o anısını anlattı...
Semiha Yankı, programda Yıldız Tilbe'yi nasıl keşfettiğini açıkladı.
Ünlü sanatçı şu ifadeleri kullandı: