Sayısız Yeşilçam filminde rol alan Feri Cansel'in hayatı, beyazperdede yansıyan ışıltının çok ötesinde acı dolu bir hikâye barındırıyordu. Kameralar karşısında dikkat çeken oyunculardan biri olan Cansel, henüz 39 yaşındayken kıskançlık krizinin kurbanı oldu. Üstelik bu trajik son, kızının gözleri önünde yaşandı… İşte Yeşilçam'ın unutulmaz isimlerinden Feri Cansel'in yürek burkan hayat öyküsü…
Yeşilçam'ın 1974-1978 yılları arasında yıldızı parlayan güzel oyuncusu Feri Cansel'in ölümü günlerce konuşulmuştu...İşte kadın cinayetine kurban giden Feri Cansel'in cehenneme dönen hayat hikayesi...
1944 yılında Lefkoşa'da doğdu Feriha Cansel... Yeşilçam'ın vamp kadınlarından olan Cansel'i Türkiye Feri adıyla tanıdı.
APARTMAN GÖREVLİSİYLE ANLAŞMALI EVLİLİK YAPTI
Feri Cansel ilk evliliğini Brintanya vatandaşı biriyle yapmış bu evliliğinden ise Zümrüt ismini verdiği kızı dünyaya gelmişti. Britanya vatandaşı olan Cansel'in evliliği bir süre sonra bitince Türk sinemacılarla görüşmeye başlamış ve Türkiye'de kalabilmek için bir apartman görevlisiyle anlaşmalı evlilik yapmıştı.
YILMAZ GÜNEY İLE EVLİLİK HAYALLERİ KURARKEN TERK EDİLDİ
Yılmaz Güney'le yolları kesişen Cansel, Çirkin Kral'a aşık oldu. 1969'da Yılmaz Güney'in 'Bir Çirkin Adam' filminde oynadı. Yılmaz Güney'in yazıp yönettiği 'Bir Çirkin Adam' 1970 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'en iyi film' dahil 3 ödül kazandı. Feri Cansel Yılmaz Güney ile evlilik hayalleri kurarken terk edildi.
KISKANÇLIK CİNAYETİNE KURBAN GİTTİ
1979'da konser için gittiği İzmir'de tanıştığı ticaretle uğraşan Melih Ük'e aşık oldu. Sonra Melih Ük de İstanbul'a taşındı ve ikili birlikte yaşamaya başladı. Moda'da Zümrüt adını verdikleri bir market açtılar.
Her seferinde olduğu gibi bu kez gerçek aşkı bulduğuna inanıyordu Feri. Kızı Zümrüt dahil bir çok arkadaşı Feri Cansel'le Melih Ük'ün birbirini çok sevdiğini ifade ediyordu.
OLAY GECESİNİ FERİ CANSEL'İN KIZI ŞÖYLE ANLATMIŞTI:
"Annem bazı şahsi eşyalarını almak için gelen Melih'le tartışırken ben odamdan çıktım. Annem ağlıyordu. Bir ara içeri girdim. Melih'in elinde silah vardı. Önce şakayla annemi korkuttuğunu sanmıştım. Silah sesleriyle içeri tekrar girdiğimde annemin duvara sürtünerek yere düştüğünü gördüm.
Tekrar silah patladı ve şuursuzca annemin üzerine kapandığımı hatırlıyorum. Bu ara namludan çıkan kurşunlardan biri alnımı sıyırarak geçmişti."
Feri Cansel'in cüzdanından Ük'ün üç yaşındaki çocukluk resmi çıkmıştı. Yakınları aralarında topladığı parayla cenazesini Kıbrıs'a gönderdiler. Lefkoşa Mezarlığı'nda bir kaç eski tanıdığının katıldığı bir cenaze namazının ardından sessizce toprağa verildi.