Bir dönemin en yakışıklı jönlerinden biriydi, Ses Dergisi'nin o meşhur yarışmasında rakiplerini geride bırakıp zirveye oturmuştu. Ancak Yeşilçam'ın ışıltılı dünyasından sokaklara uzanan hikayesi herkesi gözyaşlarına boğdu. Mesut Engin'in o zor günlerine dair detaylar duyanların kahretti...
Yeşilçam'ın bir dönemine damga vuran, ışıltılı sahnelerin aranan yüzü Mesut Engin'in hayat hikayesi, başarıdan en dibe uzanan trajik bir yolculuğun özeti gibi.
1973 yılında Ses Dergisi'nin açtığı yarışmada birçok rakibini geride bırakarak birinci seçilen ve sanat dünyasına hızlı bir giriş yapan ünlü aktör, ne yazık ki son yıllarını sokaklarda, hastalıklarla boğuşarak geçirdi.
YARIŞMA BİRİNCİLİĞİNDEN BAŞROLLERE UZANAN KARİYER
Gerçek adı Mesut Kundak olan sanatçı, kariyerine başladığı 1970'li yıllarda Dert Bende, Yedi Evlat İki Damat, Özleyiş ve Gecelerin Ötesi gibi yapımlarla izleyicinin gönlünde taht kurdu.
Kısa sürede jönler arasına adını yazdıran Engin, Sevmek, Yazık Oldu Yarınlara, Ah Bu Gençlik ve Deli Kız filmleriyle popülerliğini pekiştirdi. Sadece sinemada değil, mankenlik ve fotomodellik dünyasında da fırtınalar estirdi.
HAYATINI ALTÜST EDEN O KAZA
1976 yılında geçirdiği feci trafik kazası, Mesut Engin için sonun başlangıcı oldu. Sağ el bileğinin sinirlerinin kesilmesiyle büyük bir yıkım yaşayan sanatçı, içine girdiği bunalımı aşmakta zorlandı. Bu süreçten sonra yer aldığı Lekeli Kadın, Ve Recep Ve Zehra Ve Ayşe, Kaşık Düşmanı ve Sonsuz Sokaklar gibi filmlere rağmen eski günlerine dönmekte zorluk çekti.
1980'li ve 90'lı yıllarda Kara Para, Ay Işığı Operasyonu, Zavallı Kız ve Kanlı Para gibi projelerde boy gösterse de talihsizlikler yakasını bırakmadı.
"DEDE" LAKABIYLA SOKAKLARDA BİR YAŞAM MÜCADELESİ
Özel hayatında ardı ardına gelen felaketler, Mesut Engin'i evsiz bıraktı. İş hayatındaki başarısızlıklar, boşanma ve ardından evinde çıkan yangınla her şeyini kaybeden efsane isim, sokaklarda yaşamaya başladı.
Çevredeki esnafın "Dede" diyerek yardım ettiği sanatçı, uzun yıllar boyunca açlık ve soğuğun yanı sıra ciddi hastalıklarla da pençeleşti. Düşler de Ölür, Kara Gün ve Son Defa gibi filmleriyle hafızalarda kalan jönün sokaklardaki hali, onu Taksim'de bitkin halde bulan tiyatrocu dostlarının yardımıyla son buldu.
GEÇİRDİĞİ KAZAYLA HAYATI ALTÜST OLAN BİR DİĞER YEŞİLÇAM OYUNCUSU: FERİDUN ŞAVLI
Türk sinemasının gelmiş geçmiş en sevilen serilerinden biri olan Hababam Sınıfı, bize sadece kahkahayı değil, her biri ayrı birer değer olan "güzel insanları" da miras bıraktı.
Rıfat Ilgaz'ın ölümsüz eserinden beyaz perdeye uyarlanan seride, o meşhur siyah önlüğü, haylaz gülüşü ve saf kalbiyle tanıdığımız bir isim vardı: Domdom Ali.
Peki, hafızalarımıza kazınan o sevimli karakteri canlandıran Feridun Şavlı'nın, kameralar kapandıktan sonra nasıl bir hayat mücadelesi verdiğini biliyor muydunuz? İşte Burdur'dan Yeşilçam'a uzanan, başarı ve talihsizliklerle dolu o hikaye...
YEŞİLÇAM'IN BURDUR'DAN GELEN GÜLEN YÜZÜ
6 Ağustos 1953'te Burdur'da dünyaya gelen Feridun Şavlı, sinema kariyerine sadece Hababam Sınıfı'nı sığdırmadı. 1970'li yılların o samimi atmosferinde; "Ah Nerede", "Yüz Numaralı Adam", "Neşeli Günler" ve "Sınıfta Şenlik Var" gibi dönemin en popüler yapımlarında rol alarak izleyicinin sevgisini kazandı.
KADERİN EN AĞIR SINAVI: O KAZADAN SONRA HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMADI
Feridun Şavlı, sinemadan uzaklaştıktan sonra yaşamına yeni bir yön vermeye çalışırken, kader ona en sert yüzünü gösterdi. Geçirdiği korkunç bir trafik kazası, tüm hayatını altüst etti.
BİR KOLUNU KAYBETTİ AMA HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞTI
İzmir-Manisa otoyolunda geçirdiği o talihsiz kazada, Domdom Ali'miz bir kolunu kaybetti. Usta oyuncu moral olarak büyük bir çöküş yaşamasına rağmen, ailesinin desteğiyle yaşama tutunmaya çalıştı.
Ancak Şavlı'nın talihsizlikleri maalesef kolunu kaybetmesiyle de sınırlı kalmadı. Geçirdiği kazadan birkaç yıl sonra, henüz 41 yaşındayken kalbi bu yorgunluğa daha fazla dayanamadı. 1995 yılında geçirdiği bir kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan Şavlı, geride gözü yaşlı bir aile ve milyonlarca sevenini bıraktı.
6 YILDA 95 FİLM, SONRASI BÜYÜK BİR YASAK
Öztürk Serengil ve Fikret Hakan ile kurduğu tiyatro grubuyla adını duyuran Kaner, 1957 ve 1963 yılları arasında tam 95 filmde rol alarak rekor kırdı.
Ancak alkol sorunu nedeniyle yapımcılarla arası açılmaya başladı. Yapımcı Nevzat Pesen'in şikayetiyle Prodüktörler Cemiyeti, Kaner'i "kara listeye" aldı. Yayınlanan mektupla hiçbir yapımcının ona iş vermemesi istendi.
CEBİNDE PARA YOKTU, BUNALIMA GİRDİ...
Bu kararın ardından tamamen işsiz kalan ve maddi olarak tükenen ünlü oyuncu, ağır bir bunalıma girdi. Çevresinden beklediği desteği göremeyen ve ekonomik olarak çıkmaza giren Kaner, 1963 yılının ağustos ayında aşırı dozda ilaç içerek intihar etti.
Böylece Yeşilçam'ın tanınan oyuncusu Suphi Kaner, 30 yaşındaki zamansız vedasıyla sevenlerini büyük bir hüzne boğdu...
YEŞİLÇAM'IN GÖRÜNMEYEN BİR DİĞER YILDIZI: HÜLYA TUĞLU...
Yeşilçam'ın zarif yüzlerinden Hülya Tuğlu, bir dönemin büyük yıldızlarıyla aynı setleri paylaştı. Filiz Akın'ın, Fatma Girik'in yanında; kimi zaman küçük ama unutulmaz rollerde sinemaya emek verdi.
"Selvi Boylum Al Yazmalım"da canlandırdığı Dilek Hanım ise izleyicinin kalbine dokunan ama aynı zamanda tepkisini de çeken bir karakterdi. Yıllar geçse de adı çoğu zaman Kadir İnanır'la birlikte anıldı. Sessiz bir hayat yaşadı… Sessizce de veda etti bu dünyaya. Ama ardında Yeşilçam'ın hatıralarına karışmış ince bir iz bıraktı.