Yeşilçam'ın unutulmaz yıldızı, Türk sinemasının "Sultan"ı Türkan Şoray, katıldığı etkinlikte yıllar öncesine uzanarak hafızalara kazınan set günlerini anlattı. Bugünün konforlu prodüksiyon şartlarından çok uzak bir dönemde çalıştıklarını söyleyen usta sanatçı, o yılların hem zorluğunu hem de samimiyetini gözler önüne serdi.
Yeşilçam'ın efsane ismi, Türk sinemasının "Sultan"ı Türkan Şoray, katıldığı etkinlikte geçmişe uzanarak hafızalara kazınan set günlerini anlattı.
Bugünün modern prodüksiyon imkanlarından oldukça uzak bir dönemde çalıştıklarını vurgulayan usta sanatçı, o yıllardaki imkânsızlıkların aslında büyük bir dayanışma ve emekle aşıldığını ifade etti.
Sinema tarihine damga vuran filmlerin perde arkasını hatırlatan Türkan Şoray, Yeşilçam döneminin hem zorluklarını hem de samimi atmosferini duygusal sözlerle anlatarak izleyenleri nostaljik bir yolculuğa çıkardı.
"YEŞİLÇAM HİÇBİR ZAMAN UNUTULMAZ"
Efsane sanatçı, "Yeşilçam denince akla aşk, dürüstlük, sevgi ve mutluluk gelir. O yüzden Yeşilçam hiçbir zaman unutulmaz. Yeşilçam ruhu samimiyetten, sevgiden, dürüstlükten ve iyilikten geliyor" dedi.
"BİZİM ZAMANIMIZDA KARAVAN YOKTU"
Şoray sözlerine su sözlerle devam etti:
"Arabaların içinde soyunup giyiniyorduk. Yemekleri set çalışanlarıyla hep birlikte yiyorduk. Bazen peynir ekmek, bazen ekmek arası döner yiyorduk. Ama bunlar çok kıymetliydi. Anılarımızda bunlar her şeyden çok daha fazla yer alıyor. Bunları anımsadıkça gülümsüyorum.
Bizim zamanımızda karavan yoktu. Bir arabanın etrafını perdelerle kapatır, içinde giyinmeye çalışırdık. Şimdikiler karavanlarda makyözleriyle çalışıyor. Ne güzel çalışma şartları. Elbette olması gereken bu. Yeşilçam'ın ruhu galiba biraz bu yokluktan, herkesin kendini eşit görmesinden kaynaklanıyordu."
Usta oyuncunun açıklamaları, bir döneme damga vuran filmlerin ardındaki fedakarlığı yeniden hatırlattı. Işıltılı beyaz perdenin arkasında, emekle, sabırla ve imkansızlıklarla yoğrulan bir sinema dünyası olduğunu vurgulayan Şoray'ın sözleri, dinleyenleri hem duygulandırdı hem de nostalji rüzgarı estirdi.
KÖY SOKAKLARINDA LASTİKLER YAKILDI
Öte yandan geçen aylarda Yaşar Kemal'i anma etkinliğinde konuşan Türkan Şoray, Şoray, kamera arkasında büyük bir titizlikle çalıştıklarını vurgulayarak, yangın sekansının yapay durmaması için farklı bir uygulamaya başvurduklarını ifade etti.
Şoray, "Roman zaten yüzyıllardır masallardan, efsanelerden süzülüp gelen bir anlatı. Biz de o duyguyu seyirciye geçirmek istedik" dedi.
Sahnenin etkileyici olması için köy sokaklarında lastikler yakıldığını anlatan Şoray, "Romanda köyün gerçekten yanıp yanmadığını anlamadık. Ben de köyü yakacağım dedim. Köyün sokak aralarına lastik koyduk ve yaktık. Sonra da uzaktan kamerayla çekiyoruz. Köy yanıyor gibi duruyor. Aslında köyün camisinden hoparlör ile duyurmak lazımdı. Bunu da yapmadık. Köylülüler köy yanıyor diye itfaiyeye haber verdiler. İnsanlar birbirine girdi" sözlerini kullandı.
"SİNİRLERİM BOZULDU"
Bir ay boyunca köyde yaşadığını ve köylülerle adeta aile gibi olduklarını anlatan Şoray, çekimler tamamlandıktan sonra yaşanan veda anında büyük bir şaşkınlık yaşadıklarını dile getirdi. Uğurlama sırasında davul zurna çalınmasını beklemediğini belirten usta sanatçı, o anki duygularını şu sözlerle ifade etti:
"Film bitti, artık dönüyoruz derken bir anda davul zurna geldi. O kadar duygulandım ve şaşırdım ki sinirlerim altüst oldu."
79 yaşındaki sanatçının zarafeti ve bakımlı hali, "Yeşilçam'ın Sultanı koltuğunu kimseye bırakmıyor" yorumlarını beraberinde getirdi.
TAKİPÇİLERİNDEN SEVGİ SELİ
Paylaşımın altına gelen yorumlar ise Şoray'ın hayran kitlesinin ona olan bağlılığını bir kez daha kanıtladı.
Kısa sürede 62 binden fazla beğeni alan fotoğraf, sosyal medyada "Günün en çok konuşulanları" arasına girmeyi başardı.
Türkan Şoray'ın sanat kariyeri kadar, kökenine dair bilinmeyen detaylar da yıllardır merak uyandırıyor. Türk sinemasının en fazla filmde rol alan kadın oyuncularından biri olarak tarihe geçen usta ismin ailesi ve geçmişine dair bilgiler de sık sık gündeme taşınıyor. Şoray'ın kökenine ilişkin ortaya çıkan gerçekleri öğrenen hayranları, ünlü sanatçıya duydukları hayranlığı bir kez daha pekiştiriyor. Zarafeti ve duruşuyla Yeşilçam'ın simge isimlerinden biri haline gelen Türkan Şoray'ın geçmişine dair bu yeni bilgi ise adeta sevenlerini şaşkına çeviren bir ayrıntı niteliğinde…
28 Haziran 1945'te İstanbul'un köklü semtlerinden Eyüpsultan'da dünyaya gelen Türkan Şoray, memur bir ailenin ilk evladı olarak hayata gözlerini açtı.
İŞTE KÖKENLERİ!
Usta oyuncu, baba tarafından Kabartay Çerkez kökenlerine sahipken; anne tarafından ise Selanik'ten gelen bir ailenin evladı. Bu iki farklı kültürün birleşimi, Şoray'ın hem karakterine hem de duruşuna ayrı bir zarafet kattığı yorumlarına neden oluyor.
Bu köklü ve zengin aile geçmişinin, Türkan Şoray'ın sanatına ve duruşuna da yansıdığı sıkça dile getiriliyor. Nazan ve Figen adlı iki kız kardeşi olan Şoray, babasının vefatından sonra ailesine omuz veren isim oldu. Yeşilçam'ın "Sultan"ı olarak hafızalara kazınan usta oyuncu, toplam 222 filmde rol alarak dünyanın en çok film çeken kadın oyuncusu unvanına sahip olmayı başardı.
Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın'la birlikte Yeşilçam'ın "dört yapraklı yoncası"nı oluşturan Türkan Şoray, sinema tarihine adını altın harflerle kazımayı başardı.
Türk sinemasının efsaneleri kuşaktan kuşağa ilham olurken, yeni nesil oyuncular da ekranlarda yükselişini sürdürüyor. Yeşilçam'ın unutulmaz yıldızlarının ardından bugün genç isimler sinema ve dizi dünyasına yön veriyor. Bu yeni jenerasyonun dikkat çeken yeteneklerinden biri de Kuruluş Orhan dizisiyle geniş kitlelere ulaşan Mert Yazıcıoğlu…
Lise yıllarının ardından İstanbul Aydın Üniversitesi İşletme Bölümü'ne kaydolan oyuncu, eğitim hayatı sırasında oyunculuk tutkusunu keşfetti.
Bir arkadaşının dizi setine ziyarete gittiği sırada oyunculuğa adım atmaya karar veren Yazıcıoğlu, bu süreçte işletme eğitimini yarıda bırakarak profesyonel oyunculuk eğitimleri almaya başladı.
İlk sinema deneyimini "Dedemin İnsanları" filmindeki kısa bir sahneyle gerçekleştiren genç oyuncu, ardından "Kayıp Şehir" dizisiyle televizyon ekranlarında boy göstermeye başladı. Bu süreçte hem set tecrübesi kazandı hem de oyunculuk eğitimlerini sürdürdü.