Türkiye'nin gündemi Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki silahlı okul baskınları.
Ateş düştüğü yeri yakıyor! Ne desek boş ama hatalardan ders çıkarmalıyız.
Sadece sosyal medyaya bağlanamayacak kadar derin bir sorunla karşı karşıyayız! Devlet geç de olsa sorunu çözmek birçok önlemli adımları hayata geçirmeye hazırlanıyor. Ancak sadece cezayla değil, eğitim, psikoloji ve sistem düzenlemeleriyle bu sorunu çözebiliriz.
Bazı okullarda kontrollü giriş sistemi (kartlı geçiş, güvenlik görevlisi) vardı ama bu uygulama tüm okullarda olmalı.
Rehberlik ve psikolojik danışman sayısı artırılmalı. Her okulda zorbalığı önleyecek, şiddete meyilli çocukları tespit edecek uzman olmalı.
Sorun çıkaran ya da sorun çıkarma olasılığı olan çocuklar, aile ve okul işbirliğinde normale döndürülmeli. Dönmüyorsa eğitimle ilişkisi kesilmeli!
Zorbalık ve şiddet karşıtı net politikalar olmalı.
Son yıllarda "Veli ve öğrenci ne diyorsa doğrudur" tarzı yaklaşım öğretmenleri pasifize etmişti. Öğretmen, zorba çocuğu disipline veriyor ama yöneticiler 'öğrenciyi idare edelim' diyordu. Disiplinden taviz vere vere buralara geldik! Öğretmenlere daha fazla güç ve yetki verilmeli!
Okullarda zorbalık yapan, şiddet uygulayan çocuklara karşı anonim ihbar sistemi kurulmalı.
Öğretmenlere kriz yönetimi ve sınıf kontrolü eğitimi verilmeli.
Özellikli riskli davranışlar sergileyen çocukların aileleri mercek altına alınmalı. Onlar da eğitilmeli. Bilinçli zorba çocuk yetiştiren, şiddet uygulamasını teşvik eden aileler cezalandırılmalı.
Okullarda disiplin süreçleri net ve uygulanabilir olmalı. Sürekli sınıfın huzurunu bozan, akranını döven 'arıza' çocuklar kazanılamıyorsa eğitim hayatı bitirilmeli! Kahramanmaraş katliamını yapan çocuğun sınıftaki videosunu izleyin ne dediğimi anlarsınız! Böyle sorunlu bir çocuk görmezden gelindiği ve müdür tarafından 'idare edildiği' için katliam yaşandı!
Öğrenciler arasında sorunları büyümeden çözecek akran arabuluculuk programları uygulanmalı.
Enerji ve stresi atmaları için çocukların sosyal ve sportif faaliyetlerini artırılmalıyız. Üç bin taraftarı bile olmayan kulüplere bedava stadyum yapmak yerine çocuklara sahalar, kapalı salonlar yapmalıyız! Çocukların oyun oynayacak, spor yapacak alanları, salonları yok!
Şanlıurfa'da okulu basan çocuk, okulun sosyal medyasına "Okulu basacağım" diye yazmış ama önlem alınmamış. Bu ihmalin bir özrü olamaz! Savcılar, emniyet, siber güvenlikçiler vs. okullara yönelik ihbarları dikkatle takip etmeli!
Dijital zorbalık konusunda da ciddi yaptırımlar olmalı.
Okullarda ergenlik dönemine uygun travma ve öfke yönetimi eğitimleri verilmeli.
Çocuklara mutlaka empati eğitimi verilmeli. Bu konuda devletin bir çalışması olduğu açıklandı.
Bir öğretmen bir sınıfın, bir müdür ise tüm okulun kaderini değiştirir! Hangi sendikaya üye, kimin adamı vs. diye müdür seçilmez! Liyakat çok önemli. Lider ruhlu, çocuk psikolojisi ve kriz yönetiminden anlayan vs. 'Hababam Sınıfı'ndaki Mahmut Hoca'ya benzer özelliklere sahip olan öğretmenleri bulup onları müdür yapmalıyız.
***
GÜNEŞ PANELİ ZORUNLU OLSUN
Fransa, 2027'den itibaren yeni binalarda doğalgaz kombilerini yasaklıyor.
Müstakil evlerde hâlihazırda uygulanan doğalgaz yasağı, artık ticari binalar ve çok konutlu yapıları da kapsayacak şekilde genişletiliyor.
Bunun yanında, 2030'a kadar her yıl Fransa'da üretilmiş 1 milyon ısı pompası kurulması planlanıyor; bu sayede ısınma maliyetlerinin yarıya düşmesi bekleniyor.
Hesap ortada; Türkiye petrol ve doğal gaza bağımlı kalındığı sürece diğer ülkelerdeki savaşların ekonomik etkilerini hissetmeye devam edecek.
Yenilenebilir enerjide ilerleme kaydediyoruz ama bu daha çok enerji şirketi odaklı.
Güneş panellerinin bireysel kullanımında mali ve bürokratik engeller var.
***
TARIM ARAZİSİNE EV OLMAZ!
Tarım arazilerinde bulunan hobi bahçeleri adı altında lüks villa ve kaçak yapıların tespit edilerek yıkılması için yeni düzenleme hazırlıklarına başlanması güzel gelişme.
Bazı köşe yazarları "Vatandaşı üzmeyin vs." diyor lakin yaşananlar 1970-80'lerdeki gecekondu furyasına benziyor!
Gecekondu yapanlara tapu verilmiş, çoğu bina sahibi olmuş ve yine dürüst vatandaş kaybetmişti.
Buna benzer bir rant tarım arazilerine villa, tiny house, bungalov yapılmasında da yaşanıyor.
Genelde tarım arazisine ev, bungalov vs. yapanların tarımla bir alakası yok!
Hafta sonları mangal yapmak, deniz kıyısına yakın yerlerde yazlık sahibi olmak vs. gibi amaçlarla verimli topraklarımız kullanım dışı kalıyor.
Sonra da domates niye 300 TL diye tartışıyoruz!
Yüksek fiyatın bir nedeni de ekilebilecek arazilerin kullanılmaması!
Türkiye'de son 20–30 yılda konut (özellikle kırsal villa + yazlık), kaçak yapılaşma, şehirlerin genişlemesi gibi nedenlerden ötürü 3–4 milyon hektar tarım arazisi kaybedildi.
Gerçekten çiftçilik, hayvancılık yapacaklara bir itirazım yok. Hatta bu insanlara tarım yapacakları için ev yapmalarına yardımcı bile olunsun.
Ancak tarım yapmayıp en verimli arazilere yazlık, bungalov, tiny house, bağ evi konduranlara kesinlikle izin verilmemeli!