2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turu finalinde deplasmanda Kosova'yı Kerem Aktürkoğlu'nun golüyle 1-0 mağlup eden Türkiye, dünya kupasına katılma hakkını elde etti. SABAH Spor'un usta kalemleri, Millilerin zaferini değerlendirdi. İşte o ifadeler…
MURAT ÖZBOSTAN: ASIL HİKÂYE ŞİMDİ BAŞLIYOR!
Bazen futbol sadece bir oyun değildir. Bazen bir ülkenin bekleyişidir, bazen bir neslin sabrıdır. Ve bazen, 90 dakikaya sığan koca bir hikâyedir. Türkiye, Kosova karşısında aldığı sonuçla sadece bir maçı kazanmadı; 24 yıllık bir özleme de son verdi. Üstelik bunu yaparken sahada yalnızca yetenek değil, akıl, disiplin ve sabır vardı.
Topa sahip olma oranları birbirine yakın seyrederken, Kosova'nın daha direkt ve geçiş odaklı bir oyun planı tercih ettiği netti. Türkiye ise oyunu kontrol etmeye çalışan, daha organize bir yapıdaydı. Orta sahada top kazanma sayısında üstünlük kuruldu ama ceza sahası içinde üretkenlik beklentinin altında kaldı.. Hele öyle bir an vardı ki Asllani ile bulduğu pozisyonda gelen o şut… O top ağlara gitseydi, belki de bugün bambaşka bir hikâye yazıyor olacaktık.
Ancak Uğurcan'ın refleksi, zamanlaması ve o kritik dokunuşu topu üst direğe gönderdi. İşte o an, maçın kader anıydı. Bir kalecinin sadece kurtarış yapmadığı, bir ülkenin kaderine dokunduğu anlardan biri… Orkun Kökçü önderliğinde orta saha organizasyonu genel anlamda başarılıydı. Top dolaştı, tempo kontrol edildi. Ancak hücum hattında aynı etkinliği görmek zordu. Kosova'nın oyunu aslın[1]da netti.. Kompakt savunma, hızlı geçiş ve Vedat Muriqi. Uzun toplar, ikinci toplar ve duran toplar üzerinden tehdit yarattılar.
Özellikle son 20 dakikada baskıyı artırdılar. Ancak net gol pozisyonuna dönüşen organizasyon sayısı sınırlı kaldı. Bu da disiplinin, panik yapmamaktan daha değerli olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu maç, "İyi oynayıp kazanmak" değil; "Gerektiği gibi oynayıp kazanmak" maçıydı.. Bazen büyük takımlar çok iyi oynamaz. Ama doğru işleri yapar. Türkiye de bu maçta tam olarak bunu yaptı..
Ve en önemlisi… Sabretti!. 24 yıl sonra gelen bu başarı, sadece bir sonuç değil; bir zihniyet göstergesidir. Şimdi bu galibiyeti sadece bir sevinç olarak değil, bir başlangıç olarak görmek gerekiyor. Bu takım, doğru oynadığında ve inandığında neler yapabileceğini artık biliyor.
FATİH DOĞAN: BEKLE BİZİ AMERİKA!
1954'te İsviçre'de düzenlenen Dünya Kupası'nda ilk deneyimi yaşayan Türkiye, 48 yıl sonra G.Kore ve Japonya'da yapılan 2002 Dünya Kupası'nda 3. olarak fantastik bir 2. deneyim yaşamış ve yaşatmıştı. Ancak Türk Milli Takımı 24 yıl aranın ardından dün Kosova'yı play-off final maçında geçerek 2026 Dünya Kupası'na kalmayı başardı ve Türk Milleti'nin hasretini dindirdi.
Bazı zamanlar vardır. Amasız, fakatsız, orantısız başarıyı övmek gerekir. Böyle bir günde Montella ve takımın oyununu eleştirecek hiç değilim. Gemiyi ve üstümdeki Ay-Yıldızlı şanlı bayrağımızı Amerika limanına sağ salim ulaştırmasıyla ilgileniyorum. ABD'den Kanada'ya oradan Meksika'ya nasıl görkemli dalgalanacağını hayal ediyorum. Tebrikler Montella, tebrikler Bizim Çocuklar, teşekkürler TFF yönetimi ve emeği geçen herkese teşekkürler...
Gönülden kutluyorum ve bu başarıyı bize yaşatan, Türkiye'ye yaşatan herkesi saygıyla selamlıyorum. Dün gece Kosova'daydım. Fadıl Vokrri'nin tribünlerindeydim. Hava şartları zor, ortam gergin ve rakip çok motiveydi. Kenan Yıldız bir başka parladı. İsmail her yerdeydi. Asistin sahibi Orkun bütün pozisyonların içindeydi.
Kaptan Hakan Çalhanoğlu başta bütün futbolcular gayretliydi. Özveriliydi. Montella'nın 11 tercihi ve oyuna müdahaleleri isabetliydi, İsmail sık sık Ozan ile sağ bek arasına girdi. 68'de Kerem, Barış değişikliği... 83'te Montella sistemi 5-4-1 e döndürdü. Hakan ve Arda çıktı. Eren sol öne, Barış sağ orta, Salih merkez ve Kenan öne geldi. Özetle dün gemisini limana ulaştıran bir teknik adam ve ekibini gördüm. Herkesi canı gönülden kutlarım.. Türkiye bu sevinci doya doya kutlasın..
BÜLEN TİMURLENK: ŞÖLEN ZAMANI
Çeyrek asır sonra Dünya Kupası'na gidiyorsak tebriği sona bırakmamak lazım. Milli takım tarihi[1]mizin galibiyet yüzdesi en yüksek hocası olan Vincenzo Montella ve ekibini, eleme grubunda, play[1]off maçlarında milli forma için ter döken tüm futbolculara tebrikler…
Romanya maçının 11'inden Barış'ı kesip Orkun'u orta sahaya ekleyen Vincenzo Montella da sağ kanada koyduğu Arda'nın çizgide oynamayacağını biliyordu elbette. O içeriye girdiğinde ya Zeki'yi öne çıkardı ya da İsmail'i sağa attı ama Kosova'nın 5-3-2'si karşısında oyun orta sahada sıkışınca, kaleye yüzü dönük top alamayan Arda ile hat da kıramayınca devreyi isabetli şut atamadan tamamladık.
Uğurcan'ın ilk yarıdaki müthiş plonjonu maçın kader anıdır. Boy ortalaması bizden 6 cm uzun olan Kosova karşısında hücumdaki oyuncularımızın kısalığı top yerden oynamamızı gerektirirken golü de öyle bulduk. Kenan ilk yarıda da kanadından zorluyordu, Orkun iyi sızdı ceza sahasına vurdu, Kerem tamamladı. İki stoperimizin ve İsmail'in iyi oyununa ihtiyacımız olduğunun altını çizmiştim bu sayfada önceki gün.
Abdülkerim ve Ozan, Vedat'a rahat top aldırmadılar. Kazanılan 50 ikili mücadele, 12 top kapmanın yanında önemli istatistik boy dezavantajını rağmen kazanılan 15 hava topudur. 32 uzaklaştırmayla da hücumda 3 adamın ayağına bakan Kosova'ya sadece 2 isabetli şut attırdık. Dünya Kupası bir futbol şöleni. İlkokul yıllarında o turnuvada Milli Takımı izleyenler şimdi anne-baba oldu… Çocuklarına anlattıkları heyecanı şimdi birlikte yaşamak gibisi mi var!
AHMET ÇAKAR: KUTLUYORUM...
Ve 24 yıllık hasret sona erdi… Çok zorlandık, çok iyi oynadığımızı söyleyemem, hele son 10 dakika geçmek bilmedi. Aslında genelde baktığımızda oyunun hiçbir anında oyunu rakibe kabul ettiremedik. İlk yarıda kaleci Uğurcan Çakır olmasa ya da kurtarıp direkten dönen topa Kosovalı Vedat Muriqi iyi vursa, bu maç böyle bitmeyebilirdi.
İkinci yarıda tek pozisyonumuz var. Belki de o pozisyon, bizi Dünya Kupası'na götürdü. Kenan soldan indi ve çok akıllı çıkarttı, Orkun vurdu, Kerem dokundu mu, dokunmadı mı belli değil ama öne geçtik. Ondan sonra çok daha iyi oynamaya başladık. Ta ki teknik direktör Vincenzo Montella'nın bitime 10 dakika kala yaptığı abuk subuk değişikliklere kadar. Bitime 10 dakika var, birden Arda Güler ile Hakan Çalhanoğlu'nu oyundan alıyorsun. Ya Kosova beraberliği yakalasa uzatmalar ne olacak!
Sonuç olarak kazanan takım, Dünya Kupası'na giden takım hep haklıdır. Başta Türkiye Futbol Federasyonu olmak üzere teknik ekip ve oyuncuları, yürekten kutluyorum. Aslında kutlanacak biri daha var, o da maçın İngiliz hakemi Michael Oliver. Öyle bir maç yönetti ki zorluk katsayısı çok yüksek maçı, tereyağından kıl çeker gibi bitirdi gitti.
GÜRCAN BİLGİÇ: YENİ HEDEFLERE...
Nasıl oldu bilmiyorum ama pozisyona bile girmediğimiz maçı kazandık. Sadece galip değiliz, Dünya Kupası'nın da parçasıyız. Adım adım geldik son maça kadar, elimizi uzatsak tutacağımız noktaya geldik ve işi bitirdik. Kolay değildi elbette. Karşımızda kendi ülkelerini onurlandırmak için her şeylerini veren bir takım vardı.
Biz ise yıldızlarımıza sırtımızı dayamış, pasaporta damgayı vuracak o golün peşine düşmüştük. Gol bize yakışan şekilde oldu. Kenan ortası sekerek geldi, Orkun'un vuruşu sekerek köşeye yöneldi, Kerem değdi, top ağları değdi. Ofsayt tartışılırken temiz çıktı Kerem. Dokunda-dokunmadı bilememem ama o sevinirken, biz de sarıldık çevremize.
Bu maçı teknik-taktik tartışan olursa, sesi kapatın. Sahadaki 22 oyuncu da büyük baskı altındaydı ve kendini aynada görse tanıyamazdı. Her zaman rahatlıkla yaptıklarını, ayakları birbirine dolaşırken seyrettirdiler bizlere. Genç takım olmanın ekstra faturası bu. Kendilerinde değildi çocuklar. 24 yıl sonra Dünya Kupası'nı bizim maçlarımızı da hesap ederek izleyeceğiz.
Sabaha karşı saatlerde televizyonun karşısına da geçeceğiz. Daha önce yaşamadıklarımız var önümüzde. Ve daha önemlisi bize daha önce yaşamadıklarımızı yaşatacak çocuklar var elimizde. Çocukların da heyecanın da yeni hedeflerin de peşindeyiz. Her an, her şey olabilir; hazırlanın.
MUSTAFA ÇULCU: Bundan sonra yeni bir tarih yazmak için kolları sıvamalıyız
Dünya Kupası'na gidecek takımın belirleneceği son maça kontrollü başladık. Biz oyun kurmak, Kosova ise oyunu bozma görüntüsü ile girdi oyuna. Arda içeriye kat edip, Zeki tek kalınca Kosova sürekli sağ kanadımızdan geldi savunma merkezimizde oluşan boşlukları çift santrfor ile değerlendirmeye çalıştı.
Pozisyon da buldular Asllani'nin şutunda Uğurcan müthiş dokundu, devamı direkten döndü. Maçın kırılma anı bu olsa gerek! Uğur can yerinde müdahaleleri ile müthiş oynadı. Kanatlardan Zeki ve özellik le Kenan ile etkili olduk. 35'ten sonra Arda sola geldi, Kenan ile iyi ikili kombinasyonlar yaptılar. Çok parıltılı olmasa da dirençli bir takım olan Kosova'nın en büyük gol silahı Vedat Muriqi'yi Abdülkerim çok iyi durdurdu.
İkinci yarıya çok iyi başladık ve golü bulduk. Oyun kontrolü bizdeydi. Kosova golden sonra çaresiz risk aldı ve açıldı, istediğimiz oldu. İsmail maçından başından itibaren savunmayı beşledi ve usanmadan Arda ve Zeki'nin arkasını topladı. Oynanan futbol iyiymiş kötüymüş hiç önemli değil. Önemli olan 24 yıl sonra tekrar Dünya Kupası'na gitmek. Helal olsun Bizim Çocuklara, hepsini alınlarından öpüyorum. Bir tarih yazdılar.
Şimdi hemen Amerika'da yeni bir tarih yazmak için hazırlıklar başlamalı. İngiltere'nin son yıllarda yetiştirdiği rol model Michael Oliver, FIFA ve UEFA'nın çok güven duyduğu tecrübeli bir hakem. Maçın başında özellikle ev sahibi takımın hakemi yoklama faullerinde tavizsiz tavrını ortaya koydu. Temaslı oyuna izin verdi.