ABD'nin Louisiana eyaletine bağlı, kendine has zengin ve ağır yemek kültürüyle dünya çapında ün yapmış olan New Orleans kentinde yaşayan Cookie Miller'ın hikayesi, değişim arzusunun ve iradenin ne kadar güçlü olabileceğinin en somut kanıtlarından biri. Bir dönem tartıda tam 109 kiloyu gören, günlük hayatında sürekli kendini bitkin, enerjisiz, mutsuz ve sağlıksız hisseden genç kadın için yaşantısı, adeta içinden çıkılmaz, boğucu bir döngüye dönüşmüştü.
Doktorundan aldığı 'gizli şeker' (ön diyabet) teşhisi, yaklaşan büyük bir sağlık felaketinin habercisiydi. Ancak Miller, bu umutsuz tabloya teslim olmak yerine, kendi hayatının iplerini kararlılıkla yeniden eline almayı seçti. Bugün tartıda 63 kilo olan ve tam 46 kilo vererek adeta bambaşka bir insana dönüşen Cookie, bu süreçte sadece fiziksel bedenini değil, tüm ruhunu, psikolojisini ve zihniyetini nasıl dönüştürdüğünü tüm samimiyetiyle gözler önüne seriyor.
SORUNUN KAYNAĞI: KAYBOLAN ALIŞKANLIKLAR VE YEMEK KÜLTÜRÜ
Aslında Cookie'nin hikayesi, günümüzde pek çok kişinin yaşadığı bir probleme işaret ediyor. Ortaokul ve lise yıllarında son derece aktif bir öğrenci olan ve sporla iç içe yaşayan Miller, üniversiteye adım atmasıyla birlikte bu hareketli ve sağlıklı yaşantıyı bir kenara bıraktı.
Kendi deyimiyle "İplerin koptuğu yer" tam da bu hareketsiz döneme geçişti. Bu duruma bir de New Orleans'ın ağır, yağlı ve yüksek kalorili yemek kültürü eklendiğinde, hızla kilo alımı kaçınılmaz hale geldi. Birçok insanın sadece kutlamalarda, festivallerde ya da özel günlerde tükettiği ağır yemekleri gündelik bir rutin haline getiren Miller, zamanla tehlikeli bir yeme bağımlılığının esiri oldu.
Kurumsal iş hayatının getirdiği yoğun stresle birlikte, fazla kiloları sadece taşıdığı fiziksel bir ağırlık olmaktan çıkıp, omuzlarına binen devasa bir duygusal yüke dönüştü. Hatta bu süreçte, insülin direncinin bir belirtisi olan ve ciltte kalınlaşma ile kararmalarla kendini gösteren 'Acanthosis Nigricans' rahatsızlığıyla dahi mücadele etmek zorunda kaldı.
KIRILMA NOKTASI VE BEKLENMEDİK O "BASİT SIR"
İlginçtir ki, doktorun ciddi uyarıları ya da bedeninde beliren cilt hastalıkları bile onu ilk etapta hemen harekete geçirmeye yetmemişti. Miller'ı asıl uyandıran ve derin bir sarsıntı yaratan şey, aynaya baktığında karşısında gördüğü o "yabancı"ydı. Kendi ifadesiyle durum son derece ironikti; onu ayağa kaldıran asıl motivasyon kaynağı bozulan sağlığı değil, dış görünüşü ve günden güne eriyen özgüveni oldu. Peki, onu bu muazzam değişime götüren ve "sır" olarak nitelendirilen o ince hamle neydi?
Cevap, aslında tamamen zihinsel bir illüzyon oyununda gizliydi. Porsiyon kontrolünü sağlamakta büyük zorluk çeken Cookie, dolu dolu büyük tabaklarda yemek yeme alışkanlığından ve bu görsel tatminden vazgeçmedi. Ancak tabağının içeriğini kökten değiştirdi.
Geniş porsiyonlarını artık kalorili, yağlı ve ağır yiyeceklerle değil; besin değeri yüksek, lifli, doyurucu ve son derece sağlıklı gıdalarla doldurmaya başladı. Tabağına eklediği bu bol miktardaki sağlıklı yiyecekler, gözünü ve midesini doyururken aynı zamanda ciddi bir kalori açığı yaratmasını sağlayarak kilo verme sürecinin anahtarı oldu.
ADIM ADIM GELEN BÜYÜK BAŞARI
Fiziksel değişimin ilk adımlarını 5 kilometrelik bir koşu yarışına hazırlanarak atan Miller, daha sonra bir spor salonuna yazılarak grup derslerine dahil oldu. Haftada beş ya da altı gün aralıksız egzersiz yapmaya başladı. Sürekli yeni, karmaşık ve popüler antrenmanlar aramak yerine, işe yaradığını bildiği temel hareketleri büyük bir istikrarla uygulamayı seçti. Bu sadelik ve kararlılık, onu adım adım hedefine taşıdı.
YENİ BİR HAYAT, YENİ BİR İLHAM KAYNAĞI
Tam 46 kilo vererek 63 kiloya inen Cookie Miller, bugün sokakta veya bir mağazada eski lise arkadaşlarıyla karşılaştığında tanınmıyor bile. Ancak o, sadece kilo vermekle kalmayıp bu inanılmaz başarı hikayesini bir mesleğe dönüştürmeyi başardı. Artık profesyonel bir kişisel antrenör olan Miller, kendi yaşadığı zorluklardan edindiği tecrübeleri başkalarına rehberlik etmek için kullanıyor. Yeme bağımlılığının ömür boyu süren bir farkındalık süreci olduğunu çekinmeden belirten genç kadın, değişime adım atmak isteyen herkese şu altın tavsiyeyi veriyor: "Bütün şartların mükemmel olmasını ya da doğru zamanın gelmesini beklemeyin. Hayatın önüne her zaman bir şeyler çıkacak. Kendinize bir iyilik yapın ve ertelemeden, hemen şimdi başlayın."