On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif'e adım atarken, İslam dünyasında asırlardır süregelen "hilal" heyecanı yeniden başladı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın takvimine göre hareket eden Türkiye'nin yanı sıra, dünyanın farklı noktalarında gözler gökyüzüne çevrildi. Peki, 2026 yılı için Ramazan hilali göründü mü? İşte İslam hukukuna göre hilal gözleminin önemi ve Diyanet'in bu konudaki güncel açıklamaları.
İslam dininde ibadetlerin vaktini belirlemede esas alınan Hicri takvim, ayın dünya etrafındaki dönüşüne göre şekillenir. Bu nedenle Ramazan ayının başlaması, ancak gökyüzünde yeni ayın (hilal) belirmesiyle tescillenir. Modern astronomi teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte artık saniyelerle hesaplanabilen bu doğa olayı, bazı İslam ülkelerinde halen çıplak gözle gözlemleme geleneğiyle sürdürülüyor.
Astronomik verilere göre:
2026 yılında Ramazan hilalinin 18 Şubat'ı 19 Şubat'a bağlayan gece görülmesi beklenmektedir.
Hilalin görülmesiyle birlikte 18 Şubat gecesi ilk teravih namazı kılınacak ve 19 Şubat 2026 Perşembe günü ilk oruç tutulacaktır.
İslam hukukunda "Hilali görünce oruca başlayın, hilali görünce bayram edin" hadis-i şerifi temel esastır. Ancak günümüzde bu "görme" eyleminin nasıl olması gerektiği konusunda iki ana görüş bulunmaktadır. Türkiye'nin de dahil olduğu pek çok ülke, "hesabi rüyet" ilkesini benimseyerek, modern bilimle ayın nerede ve ne zaman doğacağının kesin olarak bilinmesini yeterli görür. Diğer bir grup ise hilalin çıplak gözle görülmesini (fiziki rüyet) şart koşar. Diyanet İşleri Başkanlığı, ince hesaplamalar sonucu hilalin dünyanın herhangi bir yerinde görülmesinin tüm Müslümanlar için bağlayıcı olduğunu savunmaktadır.
Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu soruyu şöyle yanıtlıyor:
Kamerî aylar, adından anlaşıldığı gibi başlangıcı ve bitişi ayın hareketlerine göre belirlenen aylardır. Ramazan orucu, Ramazan ayında tutulduğundan ve Ramazan ayı da ay takvimine göre her sene değiştiğinden, oruca başlayabilmek için öncelikle, Ramazan ayının başladığını tespit etmek gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s.) "Hilali (Ramazan hilalini) görünce oruca başlayın ve hilali (Şevval hilalini) görünce bayram edin. Hava bulutlu olursa içinde bulunduğunuz ayı otuza tamamlayın." (Müslim, Sıyâm, 19-20 [1081]; bk. Buhârî, Savm, 5, 11 [1900, 1909]) buyurmuştur.
Bu hadis ilk bakışta hilali çıplak gözle görmedikçe oruca başlanmayacağı ve bayram edilmeyeceği fikrini uyandırmaktadır. Konu ile ilgili diğer rivâyetler değerlendirildiğinde, bu hadislerin amacının günün şartları içinde en uygun uygulamanın öğretilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim bir rivâyette Hz. Peygamber (s.a.s.), "Biz ümmî bir toplumuz; hesap ve okuma yazma bilmeyiz. Şunu biliriz ki ay ya 29 ya 30 gündür." (Buhârî, Savm, 13 [1913]; Müslim, Sıyâm, 15 [1080]) buyurarak, kamerî aybaşlarının belirlenmesinde hesap yöntemine de başvurulabileceğine işaret etmiştir.
Çıplak gözle görülsün ya da görülemesin, ay mutat hareketlerine devam etmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de güneş ve ayın bir hesaba göre hareket ettiği (er-Rahmân, 55/5), bunların, diğer fonksiyonlarının yanında aynı zamanda birer hesap ölçüsü kılındığı (el-En'âm, 6/96), yılların sayısını ve hesabı bilmemiz için aya menziller tayin edildiği (Yûnus, 10/5), gökler ve yer yaratıldığı zaman on iki ay meydana gelecek şekilde bir nizam konduğu (et-Tevbe, 9/36), ayın yeryüzünden hilal şeklinde başlayıp kademe kademe farklı şekillerde görülmesinin insanlar ve hac için vakit ölçüleri olduğu (el-Bakara, 2/189) ifade edilmektedir.
Buna göre Hz. Peygamber (s.a.s.), kamerî aybaşlarının belirlenmesi konusunda çıplak gözle görmeyi, başvurulacak yegâne yöntem olduğu için değil, belki o günkü şartlar içinde en sağlıklı sonuç veren yöntem olduğu için öngörmüştür. Hilali gözlemlemenin amacı Ramazan ayının girip girmediğini belirlemektir. Bu sebeple, hilali çıplak gözle görme dışında, bizi bu amaca ulaştıracak başka yöntemlerden yararlanmak da mümkündür.
Bugün, insanoğlunun ulaştığı teknolojik gelişmişlik, ayın hareketleri konusunda en ince ayrıntıyı bile izleme imkânı sunmaktadır. Artık ince astronomik hesaplar yoluyla, gelecek birkaç yıllık namaz vakitlerini gösteren takvimleri hazırlama imkânı bile doğmuştur. Dolayısıyla kamerî ayların başlangıçlarını hesap yöntemiyle belirlemek meşrudur.