Ordu'nun Altınordu ilçesinde yaşayan 62 yaşındaki Turgut Özcan, doğadan topladığı dikenli sarmaşıklarla balık sepeti örerek hem geçimini sağlıyor hem de unutulmaya yüz tutmuş bir geleneği yaşatıyor. Tam 45 yıldır balık sepeti örme zanaatı ile uğraşan Özcan, her bir sepeti büyük bir sabır ve el emeğiyle hazırlıyor.
Kayabaşı Mahallesi'nde yaşayan Turgut Özcan, çocuk yaşta komşusundan öğrendiği o kadim sanatı tek başına yaşatıyor. Dağlardan binbir güçlükle topladığı dikenli sarmaşıkları (melocan) evinin önünde sanat eserine dönüştüren Özcan, bu sepetlerle Karadeniz'in geleneksel balık avcılığını sürdürüyor.
Bu iş göründüğü kadar kolay değil. Özcan, topladığı dikenleri hemen işleyemiyor. Dikenlerin örülmeye hazır hale gelmesi için tam 15-20 gün boyunca kuruma süresi var. Kuruyan sarmaşıklar Özcan'ın elinde, içerisine ekmek ve taş konularak suya bırakılan dayanıklı birer "balık kapanına" dönüşüyor.
Talebin çok yoğun olduğunu belirten Özcan, sepetlerin tanesinin 1.500 TL ile 2.000 TL arasında alıcı bulduğunu söylüyor. Ankara, Tokat ve Giresun gibi şehirlerden özel olarak bu sepetleri almaya gelenler var.
Balık sepeti örme süreci, Özcan için sadece bir iş değil aynı zamanda bir yaşam biçimi. Sepetlerini örerken türküler söyleyen usta, bu zanaatı büyük bir keyifle sürdürdüğünü ifade ediyor.
Turgut Özcan, balık sepeti örme zanaatının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Bölgede bu işi yapan neredeyse kimsenin kalmadığını belirten usta, mesleğin devamı için yeni ustaların yetişmemesinden yakınıyor.
"Bu işi yapan bir kişi daha vardı, o da rahatsızlandı. Şu an neredeyse tek başıma devam ediyorum" sözleriyle durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.
Turgut Özcan'ın yıllardır sürdürdüğü balık sepeti örme zanaatı, hem kültürel miras hem de doğal üretim açısından büyük önem taşıyor. Ancak ham maddeye ulaşımın zorlaşması ve yeni ustaların yetişmemesi, bu mesleğin geleceğini tehdit ediyor.
Karadeniz'in köklü geleneklerinden biri olan bu zanaat, Özcan gibi ustaların emeğiyle ayakta kalmaya devam ediyor.