Doğu Pireneler'in sarp ve zorlu zirvelerinde kazı yapan arkeologlar, tarih öncesi insanlık tarihine dair bildiğimiz pek çok doğruyu temelinden sarsacak çarpıcı bir keşfe imza attı. Deniz seviyesinden 2.235 metre yükseklikte yer alan ve Cova 338 olarak adlandırılan mağarada, binlerce yıl boyunca kullanıldığı anlaşılan eski bir bakır işleme kampının izlerine rastlandı.
Bu heyecan verici keşif, tarih öncesi insanların yüksek rakımlı ve dondurucu dağlık bölgeleri sadece "kısa süreli geçiş güzergahları" olarak kullandığına dair yaygın inanışı çürütüyor.
Freser Vadisi'nde yer alan bu gizemli mağaranın girişinde yaklaşık 6 metrekarelik bir alanı kazan uzmanlar, dört farklı tarihi katmanla karşılaştı. En dikkat çekici buluntular ise mağaranın ikinci ve üçüncü katmanlarında gizliydi. Arkeologlar, bu katmanlarda içi parçalanmış ve kasıtlı olarak yakılmış yeşil taşlarla dolu tam 23 farklı ocak tespit etti.
Granada Üniversitesi'nden araştırmacı Dr. Julia Montes-Landa, ateşin bu süreçteki rolüne dikkat çekerek şunları söylüyor: "Bulduğumuz bu mineral parçalarının birçoğu termal olarak değişime uğramış. Mağaradaki diğer eşyaların yanmamış olması, bu işlemin bir kaza olmadığını, ateşin bilinçli bir maden işleme amacıyla kullanıldığını net bir şekilde kanıtlıyor."
Araştırmacılar, henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte bu gizemli yeşil taşların bakır üretimiyle doğrudan ilişkili olan "malakit" minerali olduğuna inanıyor. Bu durum, mağaranın beklenenden çok daha eski bir yüksek rakımlı maden işleme tesisi olabileceğini gösteriyor.
Cova 338, madencilik tarihinin yanı sıra o dönemin sosyal yaşamına dair fısıltılar da taşıyor. Kazılarda bulunan ve 11 yaşlarında bir çocuğa ait olduğu düşünülen kemik kalıntıları, bu izole mağaranın aynı zamanda derin bir mezar alanı olabileceği ihtimalini doğuruyor. Çocuğun ölüm nedeni ve kemiklerin tek bir kişiye mi ait olduğu sırrını koruyor.
Katalan İnsan Paleoekolojisi ve Sosyal Evrim Enstitüsü'nden Prof. Carlos Tornero'nun liderliğindeki ekip, kalıntıların yanında iki de özel takı buldu. Bunlardan ilki deniz kabuğundan, diğeri ise nadir rastlanan bir bozayı dişinden yapılmıştı.
Henüz mağaranın tam derinliğine ulaşmayan arkeoloji ekibi, bu yaz kazı çalışmalarına devam edecek. Yakın zamanda tamamlanacak detaylı laboratuvar analizlerinin, yeşil mineralin tam kökenini ve tarih öncesi insanların bu zorlu doğada nasıl bir yaşam sürdüğünü kesin olarak aydınlatması bekleniyor.