Dünyadaki dillerin yaklaşık yüzde 10'una tek başına ev sahipliği yapan bu coğrafyada, sadece birkaç kilometre mesafeyle bambaşka bir dille karşılaşmak mümkün. Sarp dağların ve yoğun ormanların birbirinden ayırdığı topluluklar, yüzyıllardır kendi özgün dillerini koruyarak dünyanın en zengin kültürel miraslarından birini oluşturmuş durumda.
Sekiz yüzden fazla dilin bir arada yaşadığı bu ülkede, toplumsal iletişim ve günlük hayatın nasıl sürdüğü ise dikkat çekici bir merak konusu. Komşu köylerin bile çoğu zaman birbirini anlamadığı bu izole dünyada, halkın ortak bir paydada nasıl buluştuğunu ve Papua Yeni Gine'nin şaşırtıcı dil yapısının detaylarını inceliyoruz.
Okyanusya'nın kalbinde yer alan Papua Yeni Gine, modern dünyanın tekdüzeliğine meydan okuyor. Yaklaşık 840 farklı dilin konuşulduğu bu ülkede, dil çeşitliliği sadece bir kültürel zenginlik değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi. Şaşırtıcı olan ise şu: Bunlar sadece şive veya lehçe değil; dilbilimcilere göre her biri birbirinden tamamen bağımsız diller!
Ülkenin zorlu coğrafyası—dev vadiler, aşılmaz dağlar ve yoğun yağmur ormanları—toplulukları binlerce yıl boyunca birbirinden izole etti. Bu durum, her kabilenin kendi özgün dünyasını ve dilini yaratmasına neden oldu. Bazı bölgelerde iki köy arasındaki mesafe sadece 5-10 kilometre olmasına rağmen, halk birbirini anlamak için ortak bir "köprü dile" htiyaç duyuyor.
Burada yaşayan bir çocuk için 3-4 dil bilmek bir yetenek değil, sıradan bir zorunluluk. Evde ailesiyle yerel kabile dilini, sokakta farklı gruplarla ortak dili, okulda ise İngilizceyi konuşarak büyüyorlar. Ancak bu devasa kültürel hazine, modernleşme ve şehirleşme baskısı altında yok olma tehlikesiyle de karşı karşıya.