Çamaşır makinesini kullanırken elinizin otomatik olarak 40 dereceye gitmesi, kıyafetlerinizin ömrünü sandığınızdan daha hızlı tüketiyor olabilir. Yıllardır doğru bildiğimiz bu alışkanlık, aslında kumaş dokusuna sandığımızdan çok daha fazla zarar veriyor ve hijyen konusunda da her zaman beklenen etkiyi yaratmayabiliyor. Peki en doğru program hangisi? İşte detaylar…
Yıllardır elimizin sürekli gittiği 40 derece yıkama programı, özellikle günlük çamaşırları yıkarken aslında gereğinden fazlasını sunuyor.
Çamaşırları ihtiyacından fazla ısıya maruz bırakmak, kumaş liflerinin daha hızlı yıpranmasına ve renklerin solmasına neden olabiliyor.
Çamaşır yıkarken kullandığımız çamaşır deterjanları, düşük ısılarda da etkili olacak şekilde formüle edildiğinden, aslında eskiden etrafta dolaşan "su ne kadar sıcaksa çamaşırlar o kadar temiz olur" düşüncesi bugün çok da geçerli sayılmıyor.
Kıyafetlerimize bulaşan günlük kir, ter, toz ve yemek lekeleri bu ısıda genellikle rahalıkla kaybolup gidiyor.
Özellikle kumaşı hassas dokulu giysilerde 30 dereceyi tercih etmek, kumaşın yapısının bozulmasını engelleyeceğinden en doğru seçeneklerden biri olacaktır.