Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında CHP'li Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın, Ankara'da lüks bir otel odasında belediye personeli olan 21 yaşındaki S.A. ile birlikte gözaltına alındığı ortaya çıkmıştı. SABAH Gazetesi yazarı Mahmut Övür, bugün kaleme aldığı "CHP'de seks skandalı ve yolsuzlukların "ortak sırrı" başlıklı köşe yazısında konuyla ilgili dikkat çeken ifadeler kullandı. "Artık karşımızda, tacizciyi alkışlayan, suçüstü rüşvetle yakalananı sahiplenen 'arsız' bir siyasetçi sınıfı var." diyen Mahmut Övür, CHP'de siyaset değil başka bir şey üretildiğini ifade etti. İşte Mahmut Övür'ün bugünkü köşe yazısı...
SABAH Gazetesi yazarı Mahmut Övür'ün bugünkü köşe yazısı şu şekilde:
Dünyayı tehdit eden çılgın savaş ortamında ne kadar dönüp bakmamaya çalışsak da CHP'li belediyelerdeki rezillikleri görmezden gelmek mümkün değil. Ama daha vahim olan, milyon dolarlık rüşvetler, yolsuzluklar, zenginleşmeler, kamu parasıyla çapkınlıklar ya da genç kızlara yapılan çirkin tacizler değil, bütün bunları "siyasi operasyon" diye savunma arsızlığı...
Akıl alır gibi değil... Belki başlangıçta, "suç örgütü lideri" ya da rüşvet paralarıyla siyaseti dizayn eden İmamoğlu'nu "Cumhurbaşkanı adayımız" diye yutturmaları etkili oldu ama artık "Bu kadarı da olmaz" denilen bir noktaya gelindi.
Şu tabloya bakın, önce "çocuğa karşı cinsel taciz" suçuyla tutuklanan Giresun'un Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede'ye sahip çıkıldı. Bunu da bizzat CHP Genel Başkanı Özgür Özel yaptı:
"O kişinin cep telefonu alınmış. Cep telefonu içinden, yalan olduğuna da yüzde bir milyon eminiz ama 'Filanca kadına bu ayıp mesajlar atılmış, bilginiz olsun' diye basına servis ediyor."
Sanki cep telefonu o belediye başkanına ait değilmiş ve o kız çocuğu yaşadığı dehşeti anlatmamış gibi Özgür Özel bu rezilliği sahiplendi.
Aynı şeyi Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım rezilliğinde de görüyoruz. Gerçi Özel, uzun uzun görüntüleri eleştirdi ve "Ben özür diliyorum milletimden bu rezillikler olduğu için ve maalesef bu kadar kirli bir savaşta bunlara bu rezilliği yapacak bir alan açtığımız için büyük sıkıntı içindeyim" dedi ama CHP Sözcüsü Zeynel Emre tam tersi skandalı savundu:
"CHP'li seçilmişlere yönelik gözaltı kararlarına bir yenisi daha eklenerek Uşak Belediye Başkanımız Özkan Yalım gözaltına alınmıştır. Seçilmişlerimizin yanındayız, geri adım atmayacağız."
İşin sırrı tam da bu "Geri adım atmayız" sözünde saklı. Herkes merak ediyor, bunca operasyona, suçüstü yakalanmalara, açılan davalara rağmen CHP'li belediye başkanları, yerel bürokratları neden pervasız, hatta arsız bir biçimde kurdukları yasadışı ilişkilerini sürdürüyor?
Bırakın utanmayı korkuları da yok.
Çünkü biliyorlar, CHP yönetimi suçüstü yakalansalar bile "Geri adım atmıyoruz" diyerek arkalarında duracak. Aslında CHP yönetimi onların ne yaptıklarını ve ne yapabileceklerini başından beri iyi biliyor. Seçtirdikleri bu belediye başkanlarının düne kadar nerede, nasıl yaşadıklarını, sonra nasıl zengin bir hayata kavuştuklarını da iyi biliyor.
Bu yüzden Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın İzmir'de bir başka sevgilisinin çıkması da şaşırtıcı değil. Buna, Özel-İmamoğlu CHP'sinde "yeni moda belediyecilik" deniyor. Bu da sadece başkanlarla sınırlı değil, örneğin İzmir'in Bornova, Bayraklı, Çiğli'sinde birçok ünlü CHP'linin de adı geçiyor. Anlayacağınız bankamatik sistemi birçok belediyede uygulanan bir sistem.
Bu model siyaset tarzı CHP'yi siyaset dışı bir yere taşıdı. Artık karşımızda yolsuzluktan yargılanana Nâzım Hikmet muamelesi çeken, tacizciyi alkışlayan, suçüstü rüşvetle yakalananı sahiplenen "arsız" bir siyasetçi sınıfı var.
Bu ekibin CHP'den ihraç ettikleri gazeteci Barış Yarkadaş, bu rezilliği şöyle yorumluyor:
"Evli ve 3 çocuklu bir siyasetçi dünyanın neresinde olursa olsun böyle bir rezalete karıştıysa çıkar istifa eder ve toplumdan özür diler. Partisinden de hemen ihraç edilir. Peki siz ne yapıyorsunuz? Bu seks skandalını savunmakla yetinmiyor, üstüne bir de miting yapıyorsunuz. Uşak'ta çadır kurup adına da 'Demokrasi Nöbeti' diyorsunuz."
Gördüğünüz gibi CHP'de siyaset değil başka şey üretiliyor. Bu yüzden dikkat ederseniz CHP sosyolojisinde CHP tarihinde hiç olmadığı kadar, genç siyasetçi Mehmet Ali Yüksel'in seslendirdiği "Ahlaki üstünlüğü kaybettik" tezi tartışılıyor.