Diyanet İşleri Başkanlığı, 27 Mart 2026 tarihine ait cuma hutbesini PDF formatında yayımlayarak vatandaşların erişimine açtı. Her hafta olduğu gibi bu haftanın hutbesi de cuma namazı öncesinde Türkiye genelindeki camilerde okunmak üzere perşembe gününden itibaren paylaşıldı. Bu haftaki hutbenin ana konusu ise "tevekkül" olarak belirlendi.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 27 Mart 2026 tarihli cuma hutbesi metni bu hafta da perşembe gününden itibaren erişime açıldı. Bu haftaki hutbede ana konu olarak "tevekkül" ele alındı. Hutbede, müminlerin her türlü zorluk ve sıkıntı karşısında Allah'a güvenmeleri, ellerinden gelen gayreti gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakmaları gerektiği vurgulandı. Ayrıca hutbede sabır, dua ve teslimiyetin önemine dikkat çekilerek, tevekkülün insanın kalbine huzur veren en önemli manevi dayanaklardan biri olduğu ifade edildi.
Muhterem Müslümanlar!
Yüce dinimiz İslam'ın hayatımızın her alanına yansıtmamızı emrettiği ilkelerden biri tevekküldür.
Tevekkül; Müslümanın, sorumluluklarını hakkıyla yerine getirip Allah'ın rahmet ve merhametine sığınmasıdır. Üzerine düşen tedbirleri alıp Allah'ın takdirini beklemesidir. Meşru isteklerine ulaşmak için sebeplere sarılması, aklını ve iradesini doğru yönde kullanması, Allah'a güvenip dayanmasıdır.
Aziz Müminler!
Tevekkül, bir ebeveynin; Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in, "Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz"[1] buyruğuna uyarak evlatlarına güzel örnek olması, daha sonra onlardan erdem ve fazilet beklemesidir. Bir gencin, "Yaptığınız işi güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever"[2] ilkesi gereğince geleceğini; ilim, sanat ve meslek çerçevesinde şekillendirmesi, sonra Allah'tan başarı istemesidir.
Kıymetli Müslümanlar!
Kimi zaman tevekkül; bir tüccarın, ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yaptıktan sonra Allah'tan hayırlı kazanç dilemesi olarak karşımıza çıkar. Kimi zaman da tevekkül; bir çiftçinin toprağı doğru işleyip, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)'in, "'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Sadece Allah'a tevekkül ettik.' deyiniz"[3] hadis-i şerifi gereğince hasadın bereketini Allah'a havale etmesi olarak hayata yansır.
Değerli Müminler!
Tevekkül, tembelliğin sığınağı, miskinliğin bahanesi değil, uyanışın ve kendine gelmenin vesilesidir. Allah'ın yardımını ümit ederek fiili duada bulunmak; zamanın gereklerine uygun bilgi ve teknoloji üretmektir. Zaferlerin emeksiz elde edilemeyeceği bilinciyle düşmanları caydıracak güce ulaşmak için gayret etmek, Cenâb-ı Hak'tan nusret ve inayet dilemektir.
Aziz Müslümanlar!
"Allah'ın dediği olur" kanaatiyle tedbiri elden bırakmak, "Kaderde ne varsa o gelir başa" anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, "Nasıl olsa Allah rızkımı verir" düşüncesiyle çalışmayı terk etmek, İslam'ın tevekkül anlayışında kendisine asla yer bulamaz. Müslümana düşen; 'Tedbir kuldan, takdir Allah'tan' şuuruyla gecesini gündüzüne katarak çalışmaktır. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: "İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir."[4]
Kıymetli Kardeşlerim!
Kalplerimizin huzur bulabilmesi için hayatımızın her alanında; okurken, çalışırken, ailemizin rızkını temin ederken, zorluklara karşı mücadele verirken tevekküle ihtiyacımız vardır. Zaman, kendimize gelme ve tevekkül anlayışımızı gözden geçirme zamanıdır. Vakit, çalışmayı, üretmeyi ve mücadeleyi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası kılma vaktidir.
Hutbemizi İstiklal Şairimizin şu veciz sözleriyle bitiriyoruz:
Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol,
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!