Bilim insanlarının "bebek şeması" adını verdiği bir kavram nedeniyle; büyük gözlü, küçük burunlu ve yuvarlak yüzlü canlıları (tıpkı kedi ve köpek yavruları gibi) içgüdüsel olarak koruma arzusuyla seviyoruz. Ancak bu estetik ön yargı; doğanın en büyüleyici, en zeki ve en dirençli canlılarını "çirkin" ilan ederek göz ardı edilmesine neden oluyor. Oysa haritaların ve okyanusların en ücra köşelerinde yaşayan bu sıra dışı canlılar, dış görünüşlerinin arkasında bilim dünyasını hayrete düşüren kusursuz hayatta kalma yetenekleri barındırıyor.
Madagaskar'a özgü bu canlı, uzun parmakları ve fırlak turuncu gözleriyle yerel halk tarafından "uğursuz" sayılarak avlandı. Oysa o dünyanın en büyük gece primatı. Ağaç gövdelerine saniyede 8 kez vurarak (tıpkı yarasa sonar sistemi gibi) içerideki larvaların yerini tespit eden kusursuz bir zekaya sahiptir.
Erkeklerinin burnu 17 santimetreye kadar büyüyebilen bu primat, harika bir yüzücüdür ve timsahlardan kaçmakta ustadır. Sanılanın aksine, bu toplulukta burnun büyük olması bir sağlık, güç ve çekicilik göstergesidir; büyük burunlu erkekler eş bulmada her zaman ilk sıradadır. Düzenli olarak geğirmeleriyle de bilinirler.
Buruşuk derisi ve dev sarı dişleriyle estetikten uzak görünse de, bilim dünyasının göz bebeğidir. Metabolizmasını düşürme yeteneği sayesinde neredeyse hiç kansere yakalanmazlar ve diğer kemirgenlere kıyasla inanılmaz uzun ve sağlıklı yaşarlar. Üstelik hiç su içmezler, tüm hidrasyonu yiyeceklerden alırlar.
Okyanusun 600 ila 1200 metre derinliğinde yaşayan bu canlı, aslında suyun altındayken bu jelatinimsi ve çirkin görüntüye sahip değildir. Derin deniz basıncına dayanabilmek için yumuşak kemik ve az kas yapısına sahiptir. Suyun dışına çıkarıldığında basınç farkından dolayı vücudu çökerek "üzgün" halini alır.
Kabuslardan fırlamış gibi duran bu nadir derin deniz köpekbalığı, adeta yaşayan bir fosildir. Avını yakalamak için fırlayan ve vücudunun onda biri kadar öne uzayabilen, çok sıra dışı ve güçlü bir çene yapısına sahiptir. Çoğunlukla Japonya kıyılarında derinlerde yaşar.
Devasa arka kısmı ve küçük kafasıyla dikkat çeken bu kurbağa, zıplamak yerine güçlü arka bacaklarını toprağı kazmak için kullanır. Hayatının neredeyse tamamını yer altında geçirdiği için gözleri küçülmüştür.
Yüzündeki siğil benzeri çıkıntılar nedeniyle pek estetik görünmese de, devasa dişleri onu yırtıcılardan korur. Aslan, leopar ve sırtlanların av listesinde olan bu canlı, tehlike anında saatte 48 kilometre hıza ulaşarak bu büyük kedilerden kolayca kaçabilir.
Amazon havzasında yaşayan bu maymunun yüzü parlak kırmızıdır. İnsanların aksine bu kırmızılık bir utanç veya güneş yanığı değil, üstün bir sağlık göstergesidir. Sıtma hastalığına yakalanan uakarilerin yüzü solar ve bu durum onların eş bulmasını engeller.
Afrika ana karasındaki en büyük yarasa türüdür. Erkeklerinin devasa kafası ve flüt benzeri dudakları, dişileri etkilemek için düşük frekanslı, çok güçlü bir korna sesi çıkarmasını sağlayan rezonans odalarıyla kaplıdır. Bu yarasa, gösteriş yaparak eş bulma sistemini kullanan tek yarasa türüdür.
Dikenli zırhı, sivri kafası ve kancalı gagasıyla adeta bir dinozor gibi görünür. ABD'deki en büyük tatlı su kaplumbağasıdır. Dilindeki solucan benzeri uzantıyı bir yem olarak kullanıp balıkları kendine çeker ve ardından çenesiyle avını saniyeler içinde ezer.
Afrika'da çöplüklerin etrafında yaşayan bu dev kuş, siyah kanatları ve kambur duruşu nedeniyle "cenaze levazımcısı" lakabını almıştır. Muazzam bir fırsatçıdır; orman yangınlarından kaçan canlıları avlar ve hayvan dışkısı dahil her şeyi yiyebilen bir sindirim sistemine sahiptir.
Erkekleri bir tondan fazla ağırlığa ulaşabilen morslar, kalın derileriyle bilinir. Yüzlerindeki kalın ve sert bıyıklar aslında o kadar hassastır ki, deniz tabanına gömülü olan yiyecekleri bir radar gibi bulmalarını sağlar. Dev boyutlarına rağmen yüksek seslerden çok kolay korkarlar.
Dünyanın en büyük amfibisidir ve boyu yetişkin bir insan kadar uzayabilir. Tarihi 170 milyon yıl öncesine uzanan bu canlının buruşuk ve torba gibi sarkan derisi, aslında daha fazla oksijen emmesini sağlayan geniş bir yüzey alanı sunar. Görme yetisi çok zayıftır, yönünü kafasındaki sensörlerle bulur.
Ağzının üzerine kadar sarkan devasa ve sıra dışı bir burun yapısına sahiptir. Bu burun, kurak yaz aylarında step topraklarındaki tozu filtrelemek ve kışın soğuk havayı ısıtmak için evrimleşmiştir. Koruma çalışmaları sayesinde sayıları son 20 yılda yeniden 2 milyonun üzerine çıkmıştır.
Düzleştirilmiş ve iki yana genişlemiş çekiç benzeri kafası, deniz tabanındaki vatoz ve mürekkep balıklarını bulmasını sağlayan özel elektriksel reseptörlerle doludur. Kafasının bu yapısı ona suyun altında ekstra kaldırma kuvveti, yüksek manevra kabiliyeti ve çok geniş bir görüş açısı kazandırır.
3 metrelik devasa kanat açıklığıyla ABD'nin en büyük kara kuşudur. Sıra dışı ve tüysüz yüzüyle dikkat çeken bu yırtıcı, kıyıya vuran balinalarla beslenen bir leşçildir. Kendi türüyle oyun amaçlı dövüşmeyi seven eğlenceli bir karaktere sahiptir.
Sarkan büyük göbeği, kısa bacakları ve kırışık yüzüyle her an huysuz gibi görünen bu domuz türü, aslında çiftlik domuzlarına kıyasla oldukça sakin bir yapıya sahiptir. Küçük boyutları nedeniyle bir dönem evcil hayvan olarak çok popüler olmuştur ancak günümüzde nesli tehlike altındadır.
Galapagos Adaları kıyılarında yaşayan bu balık, sanki parlak kırmızı bir ruj sürmüş gibi duran dudaklarıyla ünlüdür. Bu kırmızı dudakların çiftleşme döneminde birbirlerini tanımalarına yardımcı olduğu düşünülüyor. İşin en garip yanı ise bu balık yüzmek yerine deniz tabanında yürümeyi tercih eder.
Burnunun ucundaki yıldız benzeri uzantı, dünyanın en hassas dokunma organlarından biridir. Gözleri neredeyse hiç görmeyen bu canlı, burnundaki 25.000 adet duyusal reseptör sayesinde hem toprak altında hem de suyun altında sismik titreşimleri hissederek saniyeler içinde avlanır.