Bir zamanlar "dünyanın en çirkin şehri" unvanıyla alay konusu olan Belçika'nın Charleroi kenti, şimdilerde beklenmedik bir dönüşümün merkezinde.
Terk edilmiş fabrikaları, paslanmış çelik yığınları ve gri gökyüzüyle modern dünyanın "çöküş estetiğini" keşfetmek isteyen binlerce turisti kendine çekiyor. Peki, bu "çirkinlik" nasıl bir turizm mıknatısına dönüştü?
BİR ŞAKANIN GERÇEĞE DÖNÜŞME HİKAYESİ
Her şey, 2008 yılında Hollandalı bir gazetenin okurlarına "Dünyanın en çirkin şehri neresi?" diye sormasıyla başladı. Oylama sonucunda Belçika'nın sanayi kenti Charleroi, açık ara farkla bu unvanın sahibi oldu. Şehir sakinleri için bu durum başta üzücü olsa da, Belçikalı sanatçı Nicolas Buissart bunu bir fırsata çevirmeye karar verdi.
SANAYİNİN KÜLLERİNDEN DOĞAN "URBEX" CENNETİ
Charleroi, bir zamanlar Belçika'nın kömür ve çelik merkeziydi. Ancak sanayinin çöküşüyle birlikte devasa kompleksler sessizliğe büründü. Şimdi bu sessizlik, deklanşör sesleriyle bozuluyor. Şehrin sunduğu sıra dışı rotalar arasında şunlar yer alıyor: