Yüzyıllardır aynı tahtada hamle yapıyoruz ama taşların üzerindeki sembollerin dilini henüz çözemedik. Özellikle fil taşının üzerindeki o meşhur kesik, sadece bir tasarım detayı değil; bir imparatorluğun çöküşü ve bir dinin yükselişinin hikayesi. İşte dünya tarihini değiştiren o ilginç 'kesik' ve satranç taşlarının karanlık geçmişi!
Satranç, sadece 64 karelik bir oyun değil; kralların, savaşçıların ve din adamlarının güç savaşıdır. Bugün elimize aldığımız o pürüzsüz ahşap veya plastik taşların her bir kıvrımı, tarihin tozlu sayfalarından bir iz taşır. Birçoğumuzun dikkatini çeken, ancak "tasarım gereği" deyip geçtiğimiz o meşhur ayrıntı: Fil taşının kafasındaki kesik. Neden kale düz, at kusursuz ama fil yaralı? Bu soru bizi Hindistan'ın fillerinden, Avrupa'nın katedrallerine uzanan inanılmaz bir yolculuğa çıkarıyor.
Satranç (Çaturanga) Hindistan'da doğduğunda, bu taş gerçekten bir fildi. Adı "Gaja" idi. İslam dünyasına geçtiğinde "Al-Fil" oldu. Ancak Avrupa'ya ulaştığında, Avrupalılar savaş fillerine aşina değildi. Taşın üzerindeki iki çıkıntılı "diş" sembolü, Avrupa'da yanlış yorumlanmaya başladı.
12. yüzyıldan itibaren satranç, Avrupa aristokrasisinin vazgeçilmezi oldu. İngilizler bu taşa "Bishop" (Piskopos) adını verdi. Taşın üzerindeki iki sivri uç, piskoposların giydiği "Mitre" adı verilen şapkaya benzetildi. İşte o meşhur kesik, bir filin hortumu veya dişi değil; bir din adamının şapkasındaki yarığı temsil etmek için tasarlandı.
Biliyor muydunuz? Satrancın ilk yıllarında Vezir (Ferz), sadece çapraz bir kare gidebilen en zayıf taştı. 15. yüzyılda Kraliçe Isabella gibi güçlü kadın figürlerin etkisiyle "Kraliçe" (Queen) adını aldı ve tahtanın en ölümcül silahına dönüştü.
At (Knight), satrançta formu neredeyse hiç değişmeyen tek taştır. Ancak o, soylu süvarileri temsil eder. L şeklindeki hareketi, savaş meydanındaki manevra kabiliyetini simgeler.
Kale, başlangıçta bir savaş arabasıydı (Rook/Rukh). Ancak Avrupa'da kalelerin ve surların önemi artınca, taş bugünkü heybetli kule formunu aldı.
En önde duran piyonlar, isimsiz askerlerdir. Terfi etme özellikleri (Vezir olabilmeleri), bir halk kahramanının yükselişini sembolize eder.
1849'da Nathaniel Cooke tarafından tasarlanan ve Howard Staunton tarafından popüler hale getirilen bugünkü "modern" taşlar, filin o meşhur kesiğini standardize etti. Bu tasarım, taşların oyun esnasında kolayca tanınmasını sağlarken o tarihi "Mitre" yarığını da korudu.
Modern satrançta filler, "uzun menzilli füzeler" gibidir. Tahtanın bir ucundan diğer ucuna bakabilen o kesik başlı taş, rakip üzerinde büyük bir baskı kurar.