Günlük olarak tükettiğimiz gıdalardaki besinler, vücudumuzdaki hücrelerin gerekli işlevlerini yerine getirmeleri konusunda oldukça büyük öneme sahiptir.
Vücut işlevlerinin büyümesi, gelişmesi, sürdürülmesi ve ruh halinin stabil olması açısından önemli olan besin maddeleri, insan sağlığının en temel kaynaklarındandır.
Eğer doğru şekilde beslenmezsek, metabolik süreçlerimiz zarar görerek sağlığımızın bozulmasına yol açar. Aşırı şekerli veya yağlı yiyecekleri sık aralıklarla tüketmenin vücudumuza zarar verebileceği gibi, yetersiz ve az beslenmek de vücudumuza ciddi zararlar verebilir.
Ancak bazen, sağlıklı ve taze olduğu için tercih ettiğimiz ürünlerde bile aslında vücudumuza binbir türlü hasar bırakıyor olabiliriz. Bu konuda önemli uyarılarda bulunan gıda mühendisleri, ne pazardan ne de marketlerden asla almayacakları o ürünleri sıraladı.
GIDA MÜHENDİSLERİNİN "EVİME ASLA SOKMAM" DEDİĞİ O 6 GIDA GRUBU!
Gıda mühendisleri, satın alacakları gıdalardaki en belirleyici noktaların soğuk zincir, izlenebilirlik ve ambalaj güvenliği olduğunu vurguladı. İşte gıda mühendislerinin önemle vurguladığı, mutfaklarında asla bulundurmayacakları 6 besin grubu…
SOĞUK ZİNCİR OLMADAN SATILAN SÜT ÜRÜNLERİ
Süt ve süt ürünleri, doğaları gereği yüksek protein ve su içeriğine sahiptir. Bu durum, onları mikroorganizmaların üremesi için ideal bir besi yeri haline getirir. Soğuk zincirin (sütün sağılmasından sofraya kadar +4°C'de korunması süreci) kırılması, bu ürünleri birer sağlık tehdidine dönüştürür.
Isı değişimleri ürünün besin değerini yok ederken, bakterilerin ürettiği ve kaynatmayla dahi ölmeyen ısıya dayanıklı toksinler kalıcı sağlık sorunlarını tetikleyebilir. Ayrıca bu tür ürünlerde bozulmayı gizlemek için eklenen yasa dışı kimyasal maddeler, doğal yapıyı bozarak tüketiciyi hem mikrobiyolojik hem de kimyasal risklerle karşı karşıya bırakır.
AÇIKTA BEKLEYEN LOR, TEREYAĞI, KAŞAR PEYNİRİ
Açıkta bekleyen lor, tereyağı ve kaşar peyniri; havayla doğrudan temas ettikleri için toz, haşere ve solunum yoluyla yayılan mikroplara maruz kalırken, aynı zamanda uygunsuz sıcaklıklarda ölümcül bakterilerin ve mikotoksin üreten zararlı küflerin hızla çoğalmasına zemin hazırlar.
Yüksek su içeriği nedeniyle lor peyniri çok kısa sürede zehirli hale gelebilirken, tereyağında ışık ve ısıyla oksitlenme (acılaşma) sonucu kimyasal bozulmalar oluşur; kaşar peyniri gibi ürünlerde ise ortak kesme gereçlerinden kaynaklı çapraz bulaşma riski artar.
Gıda mühendisleri aynı zamanda açıkta bekleyen lor, tereyağı veya kaşar peynirinin küflenmemesinin sebebinin çoğu zaman tuz + kimyasal ile karıştırılmasından kaynaklandığını da belirtti.
SOĞUTMASIZ SATILAN ET, TAVUK VE ŞARKÜTERİ ÜRÜNLERİ
Soğutmasız satılan et, tavuk ve şarküteri ürünleri, mikroorganizmaların en hızlı çoğaldığı "tehlike bölgesi" olan oda sıcaklığında bekletildikleri için Salmonella, E. coli ve Campylobacter gibi patojenlerin dakikalar içinde milyonlara ulaşmasına zemin hazırlar.
Özellikle tavuk ve kırmızı etteki bu hızlı bakteri artışı, sadece mikrobiyolojik risk oluşturmakla kalmaz; pişirme işlemiyle dahi yok edilemeyen ısıya dayanıklı toksinlerin gıdaya yayılmasına neden olarak şiddetli gıda zehirlenmelerine ve organ hasarlarına yol açabilir.
Yumurta kabuğundaki dışkı ve kirler bakteriyel bir depo görevi görürken, kabuktaki gözle görülmeyen en küçük çatlaklar bile bu mikropların doğrudan yumurta içine sızmasına ve hızla çoğalmasına yol açar.
Ayrıca, barkodsuz yumurtaların üretim tarihi bilinmediği için bayat ürün tüketme riski artar ve bu yumurtaların üretiminde kullanılan antibiyotik veya ağır ilaç kalıntıları denetlenemediği için insan sağlığı üzerinde uzun vadeli kimyasal tehditler oluşturur.
MEVSİMİ OLMAMASINA RAĞMEN SATILAN MEYVE-SEBZELER
Mevsimi dışında satılan meyve ve sebzeler, doğal güneş ışığı ve uygun iklim koşullarından yoksun oldukları için gelişimlerini tamamlayabilmek adına yoğun miktarda sentetik hormon ve tarım ilacına (pestisit) maruz bırakılırlar; bu kimyasal kalıntılar vücutta birikerek hormonal bozukluklara ve uzun vadeli ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
PLASTİK AMBALAJDAKİ YAĞLAR, SOSLAR VE SALÇALAR
Plastik ambalajdaki yağlar, soslar ve salçalar, içerdikleri yüksek yağ ve asit oranı nedeniyle plastiğin yapısında bulunan Bisfenol A (BPA) ve fitalat gibi tehlikeli kimyasalları çözerek gıdaya karışmasına (migrasyon) neden olabilir; bu maddeler vücutta hormon sistemini taklit ederek kısırlıktan obeziteye kadar pek çok kronik sorunu tetikler.
Plastik şişeler cam gibi tam hava sızdırmazlığı sağlamadığı için yağlarda oksidasyon (acılaşma) ve besin değeri kaybı hızlanırken, asidik yapıdaki salça ve soslar plastik yüzeyi aşındırarak kanserojen mikroplastiklerin gıdaya sızmasına zemin hazırlar.