Tunceli'de 2020 yılında kaybolan Gülistan Doku dosyasında 6 yıl sonra deprem etkisi yaratan gelişmeler yaşanıyor. SABAH'ın ulaştığı gizli tanık ifadesi, Gülistan Doku olayının bir kayıp vakası değil; uyuşturucu, tecavüz ve organize bir cinayet olduğunu iddia etti. Aralarında dönemin valisinin oğlunun da bulunduğu 13 kişi gözaltına alınırken, dosyada tüm dengeler değişti. Peki, Gülistan Doku olayı nedir, son gelişmeler neler?
Türkiye'nin yıllardır konuştuğu üniversite öğrencisi genç kızın akıbetiyle ilgili soruşturma süreci yeni baştan yazılıyor. Ortaya çıkan bilirkişi raporları ve "Şubat" kod adlı gizli tanığın ifadeleri, cinayetin işlendiği konumu ve failleri işaret ediyor. Valinin korumalarından uyuşturucu trafiğine kadar uzanan iddialar, adaletin tesisi için dosyanın yeniden açılmasını sağladı.
Gülistan Doku, Munzur Üniversitesi öğrencisiyken 5 Ocak 2020 sabahı öğretmeninin evinden çıktı ve bir daha haber alınamadı.
Kaybolmadan önce eski erkek arkadaşı Zaynal Abarakov ile görüştüğü daha sonra Munzur Üniversitesi istikametine giden minibüse bindiği belirlenmişti.
Son sinyalin Sarı Saltuk Viyadüğü-Dinar Köprüsü hattında alındığı bilgisi intihar şüphelerini beraberinde getirmişti.
İlk yıllarda soruşturma tamamen Gülistan'ın Dinar Köprüsü'nden atlayarak intihar ettiği tezi üzerine kuruldu. Uzunçayır Barajı aylarca tarandı ancak Gülistan'a ait hiçbir ize rastlanmadı. Aile, en başından beri bunun bir intihar değil, cinayet ve delil karartma olduğunu savundu.
Gülistan Doku soruşturmasında ulaşılan gizli tanık ifadesine göre, olaydan kısa bir süre önce çarpıcı bir suç zinciri yaşandı. İddiaya göre, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Zeinal Abakarov ve Umut Altaş'ın uyuşturucu kullandığı bir ortamda Gülistan Doku darp edilerek tecavüze uğradı. Bu korkunç saldırı sonucunda genç kızın hamile kaldığı iddiası, dosyanın seyrini tamamen "organize suç" kapsamına taşıdı.
Soruşturmanın en can alıcı noktası ise Gülistan'ın nasıl öldürüldüğüne dair verilen detaylar oldu. Gizli tanık, Mustafa Türkay Sonel'in "Uzi veya Akrep" tipi bir silahla Gülistan'ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarındaki Rostan-Dinar bölgesinde kafasından vurarak öldürdüğünü öne sürdü. İfadenin devamında, cenazenin bir vali koruması ve bir korucu yardımıyla bölgeye gömüldüğü bilgisi yer aldı.
Dosyaya giren teknik veriler, gizli tanığın iddialarıyla birebir örtüşüyor. Bilirkişi raporuna göre, ifadede ismi geçen şüphelilerin Gençlik Merkezi civarında aynı anda baz verdiği saptandı. Ayrıca olay günü olan 5 Ocak 2020'de, firari şüpheli Umut Altaş'ın viyadük bölgesinde uzun süre sabit şekilde sinyal verdiği, gece saatlerinde ise Mustafa Türkay Sonel ve koruma Şükrü Eroğlu'nun aynı noktada bir araya geldiği tespit edildi.
Gözaltına alınan isimler arasında bulunan ve oğlu Umut Altaş'ı ABD'ye gönderen Celal Altaş'a, geçmişte sarf ettiği "Kamera kayıtları silinmiş, benim gücüm yetmez, ben devlet değilim" sözleri soruldu. Altaş, bu tür kayıtların ancak mülki amir talimatıyla silinebileceğini ima ederek dikkatleri üzerine çekti.
Halen Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan Umut Altaş'ın jandarma ile yaptığı telefon görüşmesinde "gizli tanık olup olamayacağını" sorması, cinayete dair doğrudan bilgisi olduğu şeklinde yorumlandı. 6 yılın ardından 13 şüphelinin gözaltına alınmasıyla devam eden süreçte, Gülistan Doku olayının bir "kayıp" değil, üstü örtülmeye çalışılan organize bir cinayet olduğu tezi güçlendi. Adliye sevk edilen şüphelilerin işlemleri sürüyor.