Bugün "cam cilt" etkisine ulaşmak için dermo-kozmetik içerikleri, asitleri ve serumları inceliyoruz. Peki ya binlerce yıl önce, saraylardaki o kadınların porselen gibi bembeyaz bir ten için aslında kendilerini yavaş yavaş zehirlediklerini biliyor muydunuz? İşte güzellik tarihinin en karanlık sayfaları...
Antik çağlardan Viktorya dönemine kadar beyaz ten, bir asalet ve lüks göstergesiydi. Güneş altında tarlada çalışmak zorunda olmayan, vaktini saray odalarında, rafine işlerle geçiren aristokrat sınıfın "imza" görünümüydü bu. Ancak doğanın vermediği o beyazlığı elde etmek için laboratuvarlar henüz kurulmamıştı.
Tarihin en popüler ama en ölümcül kapatıcısıyla tanışın: Kurşun. Kadınlar, yüzlerindeki lekeleri gizlemek ve porselen bir parlaklık elde etmek için kurşun içeren bu beyaz pudrayı ciltlerine katman katman sürdüler.
Bu madde zamanla cildi kurutuyor, karartıyor ve saçların dökülmesine neden oluyordu. Kadınlar cildin bozulan yapısını gizlemek için daha da çok kurşun sürüyor, böylece kendilerini yavaş yavaş öldürüyorlardı.
Arsenik içeren kozmetikler cildi anlık olarak lekelerden arındırıyor gibi görünse de, uzun vadede tiroit bezlerini yok ediyor, sinir sistemini çökertiyor ve geriye dönüşü olmayan cilt ülserlerine neden oluyordu.
İtalyanca'da "Güzel Kadın" anlamına gelen Belladonna, aslında ölümcül bir bitki olan Şahmerdan otuydu. Dönemin kadınları, göz bebeklerinin kocaman, derin ve hipnotize edici görünmesi için bu bitkinin özünü gözlerine damlatırlardı.
Göz bebeklerini genişleterek yüze puslu, romantik ve çekici bir hava katan Belladonna, kalp ritmini hızlandırıyor, ışık hassasiyetini zirveye çıkarıyor ve kronik kullanımda kadınları tamamen kör ediyordu.
Antik Roma ve Mısır'da kırışıklıkları önlemek ve cildi gençleştirmek için yüz maskelerinde timsah gübresi kullanılıyordu. Kulağa sadece "iğrenç" gelebilir ancak bu madde barındırdığı bakteriler ve amonyak nedeniyle yüz derisinde enfeksiyonlara, körlüğe ve ciddi kan zehirlenmelerine yol açıyordu.
20. yüzyılın başlarına geldiğimizde bile insanoğlu akıllanmamıştı. Radyum keşfedildiğinde, "karanlıkta parlayan, gençleştiren" kremler, rujlar ve pudralar üretildi. Kadınlar yüzlerine kelimenin tam anlamıyla radyoaktif madde sürüyorlardı.