Sabah Gazetesi Yazarı Melih Altınok, Kızılcık Şerbeti dizisiyle ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. İşte Altınok'un 'Kin kusuyorlar Kızılcık Şerbeti diyorlar' başlıklı yazısı:
Eskiden Brezilya dizileri vardı yerlerini bazı Türk dizileri aldı.
Arada iyi işler yapılıyor ama çok kötü örnekleri de var. Yapmacık diyaloglardan ve büyük oyunculuktan uzak, trajedi de bile mizah dilini ustaca kullanan, belli başlı bir önermesi olan "ecnebi" dizilerini izledikten sonra bu tür Türk dizileri yüzlerine bakılacak gibi değil.
Arada sosyal medyada önüme bazı sahneler düşüyor ve ne kadar doğru yaptığımı anlıyorum. "Yoldan geçen başı açık kıza taş atan ilkokul bebesi" sahnelerinden arkama bakmadan kaçıyorum.
29 Ekim Bayramı geliyor ya, bir adam devlet dairesine asılan bayraktan rahatsız olup arıza çıkartıyor esas oğlan da gelip "Hayırdır Haluk, Atatürk olmasaydı biz şu an sömürgeydik. Sen de İngiliz azınlık bir ailenin yanında uşaktın" diye patlatıyor cevabı.
"NEDEN KARAMSARLIK, DÜŞMANLIK SAÇIYORSUNUZ?"
Atatürk, Cumhuriyet denilince neden ilkokul çocuğuna dönüşüyorsunuz?
Ahımşahım bir yaratıcılık falan beklemiyoruz ama önemsediğinizi göstermek istediğiniz bir konuya bu kadar uzak olmanızın, sığ bakmanızın izahı ne?
101. yılı dolan bir deneyim için söyleyebileceğiniz tek şey, temiz bir 80 yılı olan "Atatürk olmasa sen yine anadan doğardın ama adın ya Coni olur da ya Hans" klişesini tekrar etmek mi?
İçeriği geçtim... Bayrama denk gelen dizi bölümünde bir jest yapmak da gayet doğal. Ama neden her defasında nefretin kölesi olmayı seçiyorsunuz, karamsarlık, düşmanlık saçıyorsunuz?