Hantavirüs son dönemde dünya genelinde yeniden gündeme gelen sağlık konuları arasında yer alıyor. Kemirgenler aracılığıyla bulaşabilen hantavirüsün belirtileri, bulaşma yolları ve hangi ülkelerde görüldüğü vatandaşlar tarafından araştırılıyor. Yüksek ateş, kas ağrısı ve solunum sorunları gibi belirtilerle ortaya çıkabilen hastalık, özellikle hijyen koşullarıyla ilgili uyarıları beraberinde getiriyor. Uzmanlar, hantavirüse karşı korunma yöntemleri konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.
Hantavirüs nedir, nasıl bulaşır ve belirtileri nelerdir soruları son günlerde en çok araştırılan sağlık başlıkları arasında yer aldı. Vakalarının farklı ülkelerde görülmesiyle birlikte hastalığın yayılımı ve etkileri merak konusu oldu. Genellikle fare ve diğer kemirgenlerin taşıdığı virüs, insanlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Hantavirüsün görüldüğü ülkeler ve hastalığa ilişkin güncel bilgiler kamuoyunun gündeminde bulunuyor.
Bakanlık, son günlerde kamuoyunda gündeme gelen hantavirüs vakalarına dair yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, virüsle ilgili sürecin yakından izlendiği ve Türkiye genelinde herhangi bir bulguya rastlanmadığı vurgulandı.
Hantavirüs vakalarına ilişkin iddiaların bilimsel veriler ışığında incelendiği belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi;
Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir. Vatandaşlarımızın yalnızca resmî makamlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almaları, kamuoyunda dolaşıma giren doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olmaları önem arz etmektedir. Bakanlığımız; halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü bulaşıcı hastalığa karşı; tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarını ilgili tüm birimleriyle kesintisiz şekilde sürdürmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Atlas Okyanusu'nun güneyinde Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye giden bir yolcu gemisinde patlak veren vakaların ardından gündeme gelen hantavirüsünü, küresel nüfus için "düşük riskli" olarak değerlendirirken, yakından takibe aldığı virüsün genom dizileme çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.
Kemiricilerde kronik asemptomatik bir enfeksiyon oluşur. Viremi neticesinde viruslar en yoğun olarak hayvanın dalak, böbrek ve daha çok da akciğerlerinde yerleşir. Virüsü taşıyan asemptomatik kemiricilerin idrarı, dışkısı ve sekresyonları çevreyi ve ortam havasını enfekte edebilir.
İnsana bulaş yolunun özellikle enfekte kemirgenlerinin virüs bulaşlı çıkartılarının, solunması aracılığıyla olduğu düşünülmektedir. Kemirgenin insanı ısırmasıyla virüs geçişi çok nadirdir. Hantavirüs temasla insandan insana geçmez. Kemirgenlerin çıkartılarıyla kirlenmiş yiyeceklerle bulaşıp bulaşmadığı ise virüsün mide asidine dirençsiz oluşu nedeniyle şüphelidir.
Yapılan araştırmalar virüsün kan transfüzyonuyla da geçmediğini göstermiştir. Hantavirusun inek, tavuk gibi çiftlik hayvanları veya kedi, köpek gibi ev hayvanları tarafından taşınmazlar, ancak bu hayvanlar kemiricilerle temas halindeyseler onların çıkartılarını taşıyarak aracılık yapabilirler.
Hantavirüs enfeksiyonları damar çeperlerinin hasar gördüğü viral bir hastalıktır. Damar geçirgenliğinin artması ve trombositopeni sonucu hemorajik (kanamalı) belirtilerle seyredebilir.Hipertansiyona, akciğer ödemi, böbrek yetmezliği ve şoka kadar gidebilen ölümcül bir tabloya yol açabilir.
Erken belirtiler: Yorgunluk, ateş, kalça, sırt, omuz gibi büyük kas gruplarında ağrıyı içerir. Ayrıca baş ağrısı, baş dönmesi, karın ağrısı, ishal, kuma, bulantı gibi nonspesifik semptomlar da görülebilir.
Geç belirtiler: Hastalığın başlangıcından 4-10 gün sonra, Hantavirüs Pulmoner Sendromu tablosu gelişir.Akciğer ödemi ve buna bağlı olarak öksürük, nefes darlığı gibi geç bulguları görülür. HFRS sendromu gelişmişse: Oliguri (idrar miktarında azalma) ve böbrek yetmezliği gelişir. Nadiren geç tablo olarak kulak ağrısı, boğaz ağrısı gibi nadir semptomlar da görülebilir.
Hantavirüs enfeksiyonları için günümüzde henüz geliştirilmiş özel bir aşı veya virüse doğrudan etki eden kesin bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Bu nedenle tıbbi müdahale, temel olarak hastanın hayati fonksiyonlarını korumaya yönelik "destek tedavisi" üzerine kuruludur. Hastalığın seyrettiği tabloya göre uygulanan yöntemler şunlardır:
Akciğer Tutulumunda (HPS): Erken müdahale kritik öneme sahiptir. Hastalar yoğun bakım ortamında oksijen desteğine alınır ve gerekirse solunum cihazına (entübasyon) bağlanır. Kan basıncını dengede tutmak için sıvı takviyesi yapılır.
Böbrek Tutulumunda (HFRS): Böbrek yetmezliği gelişen vakalarda diyaliz uygulaması hayat kurtarıcı bir rol oynar.
İlaç Çalışmaları: Henüz kesinliği kanıtlanmamış olsa da, bazı araştırmalar antiviral ilaçların hastalığın hayati riskini azaltabileceğine dair bulgular sunmaktadır.