Tüm dünyayı tetikte bekleten viral enfeksiyonlara bir yenisi daha eklenirken, gözler endişe yaratan hantavirüs vakalarına çevrildi. Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Özyaral, aHaber canlı yayınında Cansın Helvacı'nın konuğu olarak hantavirüsün yapısı, bulaşma yolları ve Türkiye'deki geçmişi hakkında ezber bozan açıklamalarda bulundu. Yeni bir salgın korkusu taşıyan vatandaşları rahatlatacak, aynı zamanda alınması gereken tedbirleri hatırlatan bu açıklamalar, hastalık gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Tüm dünyayı tetikte bekleten viral enfeksiyonlara bir yenisi daha eklenirken, gözler endişe yaratan hantavirüs vakalarına çevrildi. Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Özyaral, aHaber canlı yayınında Cansın Helvacı'nın konuğu olarak hantavirüsün yapısı, bulaşma yolları ve Türkiye'deki geçmişi hakkında ezber bozan açıklamalarda bulundu. Yeni bir salgın korkusu taşıyan vatandaşları rahatlatacak, aynı zamanda alınması gereken tedbirleri hatırlatan bu açıklamalar, hastalık gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
HANTAVİRÜS YENİ BİR PANDEMİYE YOL AÇAR MI?
Son günlerde arama motorlarında ve sosyal medyada en çok merak edilen konuların başında "Hantavirüs yeni bir pandemi yapar mı?" sorusu geliyor.
Prof. Dr. Oğuz Özyaral, her viral enfeksiyonun anında küresel bir pandemiye veya bölgesel bir epidemiye dönüşeceği şeklindeki yaygın inanışa kesinlikle katılmadığını belirtiyor.
Virüsün doğasına dair teknik detaylar da paylaşan Prof. Dr. Özyaral, bu yapının aslında kendi başına canlı bir mikroorganizma olmadığını, bir protein dizilimi olduğunu ifade etti. Bu protein yapısının aktif hale gelerek hücrelerde çoğalabilmesi için; enfekte olan kişinin bağışıklık sistemi, yaşı ve genetik altyapısıyla reaksiyona girmesi gerekiyor.
Hastalığın seyrinde coğrafi farklılıklar da dikkat çekiyor. Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Asya gibi farklı bölgelerde tespit edilen virüsün, özellikle Asya kıtasındaki varyantlarının çok daha az ölümcül bir seyir izlediği biliniyor.
HANTAVİRÜS NASIL BULAŞIR? ZOONOTİK ZİNCİRİN ŞİFRELERİ
Hastalığın kaynağı ve bulaş yolları, hastalıktan korunmak isteyenlerin en çok araştırdığı konular arasında. Özyaral, hantavirüsün yayılımını tipik bir "zoonoz" (hayvandan insana geçen hastalık) süreci olarak tanımlıyor. Bu tehlikeli zincir doğada belirli bir sırayı takip ediyor: Virüs ilk olarak yarasa dışkılarından doğadaki kemirgenlere bulaşıyor. Enfekte olan bu kemirgenlerin dışkıları yoluyla da tarım alanlarına, çiftliklere ve nihayetinde bu alanlarda çalışan insanlara geçiş yapıyor.
Türkiye'nin hantavirüs geçmişi hakkında da önemli veriler paylaşan Özyaral, ülkemizde tıbbi tanı ve test imkanlarının gelişmesiyle birlikte bu virüsün varlığının ilk kez 2009 yılında net olarak saptandığını açıkladı. Daha önceki yıllarda, örneğin 1997'de yaşanan bazı şüpheli vakaların da hantavirüs kaynaklı olabileceğini belirten uzman isim, o dönemdeki teknolojik yetersizlikler nedeniyle kesin ölüm nedenlerinin tam olarak belirlenemediğine dikkat çekti.
HANTAVİRÜS BELİRTİLERİ NELERDİR? SOSYAL MEDYADAKİ YANLIŞ BİLGİLERE DİKKAT!
Hastalığın semptomları hakkında büyük bir bilgi kirliliği yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Özyaral, şu anki mevcut vaka sayısının (sadece üç kişiden bahsedildiği bir ortamda) kesin ve genel geçer bir klinik tablo çizmek için yeterli olmadığını, bunun toplumu yanıltabileceğini savundu. Ancak genel hatlarıyla hantavirüs belirtileri; yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ağrıları, halsizlik ve solunum yoluyla bulaşan diğer viral enfeksiyonlarda da rastlanan akciğerlerde sıkışma hissi ile nefes darlığı olarak sıralanıyor.
Özellikle sosyal medya platformlarında hızla yayılan "böbreklerin tamamen iflas etmesi, ağızdan kan gelmesi" gibi korkutucu senaryoların gerçeği yansıtmadığını belirten Özyaral, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Bu tür ağır semptomların her hastada görülmeyeceğini vurgulayan uzman, asılsız haberlerin, ufak bir belirti gösteren kişilerin bile panikle hastanelere akın etmesine ve sağlık sisteminde gereksiz yığılmalara neden olabileceği uyarısında bulundu.
"AVRUPA'YA SIÇRADI" İDDİALARI VE TEYİTSİZ HABERLERE TEPKİ
Prof. Dr. Oğuz Özyaral, medyada yer alan teyitsiz bilgilere ve ekranlarda yaratılan paniğe de sert tepki gösterdi. Hastalığın Avrupa'ya yayıldığına dair sunulan verilerin net kaynaklara dayanmamasının yarattığı bilgi kirliliğini eleştiren Özyaral, duruma şu çarpıcı sözlerle isyan etti:
"Şimdi mesela biraz evvel haberde bir beyefendi orada, bilmiyorum sunucuydu ya da muhabirdi; 'Avrupa'ya sıçradı, yayılıyor. Hollanda'da bir kişi, Fransa'da bir kişi...' İsrail'dekinin sayısını ben bilmiyorum, siz bilmiyorsunuz. Dedikodu mu, doğru mu? Yani bakın, realistik olmayan her şey sinir bozucu. Benim de sinirim bozuluyor konuşurken. Yani bir net bilgilere sahip olalım."
Prof. Dr. Özyaral, ezber bozan bu pandemi açıklamalarıyla dikkat çekerken, asılsız iddialarla halkı sürekli galeyana getirmenin toplumun genel psikolojisini yıpratarak yaşam kalitesini de ciddi şekilde bozduğunu vurguladı. Gerçek dışı ve kaynağı belirsiz söylemlerin hem uzmanları hem de toplumu ne denli yorduğuna dikkat çeken uzman isim, kanıta dayalı tıbbın ve resmi verilerin önemini bir kez daha hatırlattı.
Özellikle yurt dışından (örneğin vaka görüldüğü iddia edilen İsrail gibi ülkelerden veya uluslararası sularda seyreden gemilerden) dönen kişilerin durumuna özel vurgu yapan uzman, bu kişilerin hiçbir semptom göstermeseler dahi, toplum sağlığını riske atmamak adına mutlaka karantina sürecinden geçmeleri gerektiğinin altını çizdi.
TOPLUM VE BİREY OLARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Prof. Dr. Oğuz Özyaral, açıklamalarının sonunda bireysel ve toplumsal düzeyde alınması gereken tedbirleri şu şekilde sıraladı:
Resmi Makamları Takip Edin: Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı güncel açıklamalar dışında hiçbir dedikoduya itibar edilmemeli, "doğmamış çocuğa bez dikmek" misali henüz kesinleşmemiş veriler üzerinden yersiz kaygılarla bir korku iklimi yaratılmamalıdır.