Gökyüzünün ilk lüks yolcu jeti De Havilland Comet, sadece 20 dakikada havada parçalandığında dünya şoka uğradı. Havacılık tarihinin en büyük gizemlerinden birini çözen mühendisler, facianın arkasında ne motor arızası ne de pilotaj hatası buldu; her şey pencerelerin şeklinde gizliydi. İşte uçak camlarını sonsuza kadar yuvarlak yapan o ölümcül tasarım hatası...
Bugün bindiğimiz modern yolcu uçaklarında başımızı yaslayıp gökyüzünü izlediğimiz o yuvarlak pencereler, aslında estetik bir tercih değil, onlarca insanın hayatına mal olan devasa bir dersin ürünü. Havada geçirilen o kabus dolu 20 dakika, havacılık endüstrisinde metal yorgunluğu ve basınç kırılması kavramlarını yeniden yazdı. Peki, kare tasarlanan pencerelerin köşeleri nasıl oldu da gökyüzünde birer ölüm tuzağına dönüştü ve uçak camları neden yuvarlak olmak zorunda kaldı? İşte havacılığın kaderini değiştiren o facianın anatomisi...
1950'lerin başında İngiliz yapımı De Havilland Comet, havacılığın geleceği olarak görülüyordu. Dönemin en hızlı ve en lüks uçağıydı.
Ancak her şey yolunda giderken, bu uçaklar açıklanamayan bir şekilde havada infilak ederek parçalanmaya başladı.
O dönemde uçaklar tıpkı evlerimizdeki gibi şık, geniş ve kare pencerelere sahipti.
Ancak bu şıklık, gökyüzünün binlerce fit yükseğindeki basınç farkıyla birleşince ölümcül bir tuzağa dönüştü.
Yapılan detaylı incelemeler, facianın nedenini inanılmaz bir detayda buldu: Kare pencereler.
Bir uçak yükseldiğinde, kabin içindeki basınç ile dışarıdaki basınç farkı devasa boyutlara ulaşır.
Kare camların o sivri köşeleri, basıncın birikmesi için mükemmel birer odak noktasıdır.
Anlaşıldı ki; basınç, camın köşelerinde yoğunlaşarak gövde üzerinde görünmez çatlaklar oluşturuyordu.