Dünyanın sonu gelse insanlığın mirası nerede saklanır? Aklınıza hemen Norveç'teki buzullar gelebilir ama yanılıyorsunuz. İngiltere'de, bir bahçenin derinliklerine gömülü, nükleer saldırıya bile dayanıklı gizli bir sığınak kapılarını araladı. Ancak burası insanlar için değil; içeri girenlerin hayatta kalmak için sadece 10 dakikası var!
Eğer dünyanın en büyük "kıyamet sığınağının" nerede olduğuna dair bir bahse girmeniz gerekseydi, muhtemelen İngiltere'yi seçmezdiniz. Hele ki Wakehurst'teki Kew Bahçeleri'nin (Kew Gardens) altındaki zemini tahmin etmeniz neredeyse imkânsız olurdu. Ancak gerçek tam olarak bu. Turistlerin hayranlıkla gezdiği o bahçelerin altında, insanlığın geleceğini kurtarabilecek devasa bir sır yatıyor.
Halka kapalı olan ve "çok yüksek güvenlikli bölge" olarak sınıflandırılan bu yeraltı tesisine giriş kesinlikle yasak. Ancak BBC muhabiri Noa Leach, bu yasaklı bölgeye girerek içerideki dondurucu ve gizemli dünyayı gözler önüne serdi.
İNSANLAR İÇİN DEĞİL, GELECEK İÇİN BİR "NUH'UN GEMİSİ"
Bu sığınak, küresel bir felaket durumunda insanları barındırmak için tasarlanmadı. Burası, yaşamın çok daha değerli ve temel yapı taşları olan tohumlarla dolu. Bir bahçenin altına inşa edilmiş devasa bir yeraltı mahzeninin tohum deposu olması kulağa doğal gelse de, Milenyum Tohum Bankası (Millennium Seed Bank), dünya üzerindeki türünün en büyük örneği olma özelliğini taşıyor.
İçeride, dünyanın dört bir yanından toplanmış ve dondurularak koruma altına alınmış 6,6 tondan fazla tohum bulunuyor. Kesin sayı tam olarak bilinmese de, bazı örneklerden milyonlarca adet saklandığı belirtiliyor. Bu koleksiyon, vahşi doğada soyu tükenmiş bitki türlerinden, nesli kritik tehlike altında olanlara kadar biyolojik çeşitliliğin en nadide örneklerini barındırıyor. Burası, doğanın yok oluşuna karşı sigortalanmış bir "Nuh'un Gemisi" niteliğinde.
ÖLÜMCÜL SOĞUK VE "10 DAKİKA" KURALI
Tesisin güvenliği sadece dışarıdan gelecek tehditlere karşı değil, içerideki yaşamı (tohumları) korumak için de en üst düzeyde tutuluyor. Tohumların bozulmadan yüzyıllarca saklanabilmesi için ortam sıcaklığı sabit olarak -20°C'de tutuluyor.
Bu dondurucu soğuk, içeri giren insanlar için ölümcül bir risk taşıyor. Muhabir Leach'in aktardığına göre, eğer mühürlü mahzenin içinde 10 dakikadan fazla kalırsanız, güvenlik sistemi otomatik olarak devreye giriyor. Bu önlem, hırsızların tohumları çalmasını engellemekten ziyade, içerideki personelin hipotermi geçirip donarak ölmesini önlemek için alınmış. Hatta içeri girenlerin, kalp durması gibi acil durumlara karşı bir feragatname imzalaması bile gerekiyor.
RADYASYONA VE UÇAK KAZASINA DAYANIKLI KALE
Milenyum Tohum Bankası, kelimenin tam anlamıyla bir "kıyamet sığınağı" standartlarında inşa edilmiş. Yeraltı mahzeni; sel baskınlarına, yüksek radyasyona ve hatta doğrudan bir uçak çarpmasına dayanacak kadar sağlam bir yapıya sahip.
Güvenlik önlemleri sadece fiziksel duvarlarla sınırlı değil. İçerideki binlerce kavanoz ve kap üzerinde hiçbir etiket bulunmuyor. Bu, bilinçli bir güvenlik stratejisi. Eğer bir şekilde bu kaleye sızmayı başarırsanız, hem dondurucu soğukla mücadele etmek hem de karmaşık bilgisayar sistemine erişim sağlamak zorundasınız. Aksi takdirde, hangi tohumun ne olduğunu anlamanız imkânsız.
NORVEÇ'TEKİ SVALBARD'DAN DAHA BÜYÜK
Dünya genelinde bitki yaşamını korumak için tasarlanmış 1.700'den fazla tohum bankası bulunuyor. Bunların en ünlüsü, Norveç'in Svalbard takımadalarındaki buzulların içine gömülü olan Küresel Tohum Deposu (Global Seed Vault).
Svalbard, bir milyondan fazla tohum örneğine ev sahipliği yapsa da, İngiltere'deki Milenyum Tohum Bankası, sahip olduğu tohum hacmi ve çeşitliliği ile dünyanın en büyüğü unvanını elinde tutuyor.
PEKİ PASAPORTUNUZ OLSA BİLE GİDEMEYECEĞİNİZ GİZLİ ÜSLERİ BİLİYOR MUSUNUZ?
Dünya üzerinde, çeşitli nedenlerle insanların girişine kapatılmış pek çok gizemli ve ürkütücü yer bulunuyor. Kimi insanlığın geleceğini korumak için, kimi ölümcül tehlikeler barındırdığı için, kimi ise tarihsel ve kültürel hassasiyetler nedeniyle sıkı şekilde korunuyor. İşte dünyada girişi yasak olan en dikkat çekici 18 yer…
1. Svalbard Küresel Tohum Deposu – Norveç
Kuzey Kutup Dairesi'nde, Norveç'e bağlı Spitsbergen Adası'nda bir dağın içine inşa edilen Svalbard Küresel Tohum Deposu, insanlığın gıda güvenliği için oluşturulmuş en önemli yapılardan biri. Küresel bir felaket durumunda dünyanın tarımsal çeşitliliğini yeniden ayağa kaldırmayı amaçlayan depoda, gezegendeki neredeyse tüm tarım ürünlerinin yedek tohumları saklanıyor.
Yaklaşık 100 milyon tohum kapasitesine sahip olan tesis; patlama, deprem ve iklim felaketlerine dayanacak şekilde tasarlandı. Tüm buzullar erise bile deniz seviyesinin üzerinde kalacak konumda. Politik sınırların işlemediği bu depoya Kuzey Kore dahi tohum gönderdi. Depodan bugüne kadar yapılan ilk ve tek resmi çekim ise, iç savaş nedeniyle tohum bankası zarar gören Suriye tarafından gerçekleştirildi.
2. Kuzey Sentinel Adası – Hindistan
Modern dünyayla hiçbir teması olmayan Sentinelli Kabilesi'ne ev sahipliği yapan Kuzey Sentinel Adası, dünyanın en izole yerlerinden biri. Kabile üyeleri avcılık ve toplayıcılıkla yaşamlarını sürdürüyor; tarım veya ateş kullanımına dair herhangi bir iz bulunmuyor.
1967'de yapılan ilk temas girişiminden bu yana, ada halkı dış dünyayla iletişimi kesin şekilde reddediyor. Günümüzde adaya yaklaşmak dahi yasak ve hayati tehlike taşıyor.
3. Plüton'un Kapısı – Türkiye
Antik Hierapolis kentinde bulunan ve Roma döneminde Plüton'a adandığı düşünülen bu kapı, yüzyıllardır ölümcül etkileriyle biliniyordu. Antik tarihçi Strabon'un anlattıklarına göre, içeri giren hayvanlar anında hayatını kaybediyordu.
1965'te yapılan bilimsel çalışmalar, bu efsanelerin aslında bilimsel bir gerçekliğe dayandığını ortaya çıkardı. Kapının bulunduğu alanda geceleri zeminde biriken yüksek yoğunluklu karbondioksit gazı, küçük canlılar için ölümcül bir gaz gölü oluşturuyor. Şafak vaktinde karbondioksit oranı yüzde 35'e kadar çıkabiliyor.
4. Paris Yeraltı Mezarları – Fransa
Paris'in altındaki 274 kilometrelik tünel ağı, 18. yüzyılın sonunda yaklaşık 6 milyon insanın kemiklerinin taşındığı devasa bir yeraltı mezarlığına dönüştürüldü. Günümüzde bu alanın yalnızca çok küçük bir bölümü ziyarete açık.
Geri kalan yüzde 99'luk kısmı ise labirent gibi yapısı nedeniyle halka kapalı. Buna rağmen meraklı kaşifler ve yasa dışı girişim yaparak içeriye girmeye çalışan kişiler zaman zaman özel polis birimleriyle karşı karşıya geliyor.
5. Poveglia Adası – İtalya
Venedik açıklarında yer alan Poveglia Adası, yüzyıllar boyunca veba kurbanlarının sürgün edildiği bir yer oldu. Binlerce insan burada toplu mezarlara gömüldü ya da yakıldı. Rivayete göre adanın toprağının yarısı insan külleriyle kaplı.
7. Queimada Grande Adası – Brezilya
"Yılan Adası" olarak bilinen Queimada Grande, dünyadaki en zehirli yılanlardan biri olan Bothrops insularis türüne ev sahipliği yapıyor. Metrekareye bir yılan düştüğü tahmin edilen adaya giriş tamamen yasak.
8. İlk Çin İmparatoru'nun Mozolesi – Çin
Çin'in ilk imparatoru Qin Shi Huang MÖ 210 yılında ölmesine rağmen mezarı günümüzde hala açılmamıştır.
Eski Çinli tarihçi Sima Qian'ın imparatorun ölümünden yaklaşık bir asır sonra yazdığı bir makalede, mezarın davetsiz misafirleri engellemek için tuzaklarla donatıldığını ve mezarın içine değerli eserler ve olağanüstü bir hazine bırakıldığını ortaya atmıştır.