Bugün yanından geçtiğimiz ya da kullandığımız pek çok eşya, aslında bambaşka amaçlarla doğdu. 1888'de insanların geçmeye korktuğu o meşhur döner kapılardan mahkumları cezalandırmak için kullanılan koşu bantlarına kadar; işte duyunca çok şaşıracağınız, dünyayı değiştiren 6 icadın trajikomik hikayesi...
1888 yılında icat edilen döner kapılar, dönemin insanları için tam bir bilmeceydi. İnsanlar kapının içinde mahsur kalıyor, girmeye korkuyordu. İşte, devrim niteliğindeki bu icadın yanına asılan o garip tabelaların hikayesi ve arkasında şaşırtıcı hikayeler yatan icatlar.
Bugün alışveriş merkezlerinden otellere kadar her yerde karşımıza çıkan döner kapılar, ilk icat edildiklerinde tam bir "mühendislik bilmecesi" olarak görülüyordu.
Philadelphia'da Theophilus Van Kannel tarafından patentlenen bu mekanizma, halk arasında o kadar büyük bir şaşkınlık yarattı ki; işletmeciler kapıların önünde biriken kalabalığı dağıtmak için çareyi "Nasıl Geçilir?" talimatları asmakta buldu.
Kapının mekanizması o dönem o kadar alışılmadık bulunmuştu ki, insanlar kapı kanatları arasında sıkışmaktan korkuyor ya da kapıyı nasıl iteceklerini bilemiyorlardı.
Kapıların önünde oluşan uzun kuyruklar ve şaşkın bakışlar üzerine işletme sahipleri, kapı camlarına ve yan duvarlara büyük harflerle "Nasıl Geçilir?" yazan talimatnameler asmak zorunda kaldı.
Bazı yerlerde kapının başında durup insanlara yol gösteren "kapı rehberleri" bile görevlendirildi!
Van Kannel'ın bu kapıyı icat etmesinin tek sebebi mühendislik merakı değildi.
Bunları Biliyor muydunuz?
• Asansörden Önce Geldi: İlk döner kapı patenti, ilk modern elektrikli asansörlerden bile daha eskidir.
1942'de Boston'daki bir gece kulübünde çıkan yangında yaklaşık 500 kişinin ölmesi, döner kapıların acil durumlarda tehlikeli olabileceğini ortaya koydu.
Bu nedenle, birçok döner kapının yanına geleneksel menteşeli kapılar yerleştirilmiştir
Döner kapının mucidi Van Kannel'ın "kapı tutma centilmenliğinden kaçma" isteği size ilginç geldiyse, bu 5 icadın doğuş hikayesi sizi çok daha fazla şaşırtacak:
Bugün iş dünyasının vazgeçilmesi olan kravat, aslında Hırvat askerlerin boyunlarına bağladığı bez parçalarıydı.
Topuklu ayakkabıların zarafet simgesi olmadan önceki geçmişi oldukça serttir. İlk olarak Pers süvarileri tarafından, üzengiye daha iyi tutunmak için kullanıldı.
Daha sonra Orta Çağ Avrupası'nda kasaplar, yerdeki kanlara basmamak için topuklu ayakkabı giyiyordu. 17. yüzyılda ise Fransız aristokrasisinde "boyu uzun ve üstün" görünmek isteyen erkeklerin vazgeçilmeziydi.
Bugün spor salonlarında ter döktüğümüz koşu bandı, 1818 yılında İngiltere'de mahkumları cezalandırmak ve onları disipline etmek için icat edildi.