Henüz akranları yürümeyi yeni öğrenirken, o aynı anda 5 farklı dilde sayı sayıp kitap okuyordu! Dünyanın en saygın ve en büyük yüksek IQ topluluğu olan Mensa'ya kabul edilen bu minik dahinin başardıkları, duyanların ağzını açık bırakıyor. Peki, iki yaşındaki bir bebek nasıl oldu da sınırları aşarak dünyanın en zeki yüzde 2'lik dilimine girmeyi başardı?
İngiltere'de yaşayan Joseph Harris-Birtill, henüz 2 yaş 182 günlükken Mensa'ya resmi olarak kabul edilerek kurumun tarihindeki en genç erkek üye unvanını kazandı. 23 Kasım 2021 doğumlu olan bu eşsiz çocuk, yaşıtları henüz kelimeleri zar zor bir araya getirirken akıcı bir şekilde sesli kitap okuyabiliyor, matematikle uğraşıyor ve müziğe inanılmaz bir ilgi gösteriyordu. Guinness Rekorlar Kitabı'nın da radarına giren bu büyüleyici başarı, Joseph'in adını tüm dünyaya duyurdu.
Mensa gibi elit bir zeka kulübüne katılabilmek için bireylerin dünya genelindeki en zeki yüzde 2'lik dilimde yer alması ve en az 132 IQ seviyesine sahip olması şartı aranıyor. Joseph, bu zorlu bilişsel kriterleri daha üçüncü yaşına basmadan rahatlıkla yerine getirmeyi başardı. Hatta bu istatistiklerle, geçmişte 2 yaş 195 günlükken Mensa'ya kabul edilen ABD'li Isla McNabb'in "en genç kadın üye" rekorundan bile daha erken bir yaşta bu köklü topluluğa adım atmış oldu.
BEBEKLİK BEŞİĞİNDE BAŞLAYAN GELİŞİM SERÜVENİ
St Andrews Üniversitesi'nde tam zamanlı profesör olan David ve yine aynı kurumda fahri profesör olarak görev yapan Open Library of Humanities yayın yönetmeni Rose Harris-Birtill çiftinin oğlu olan Joseph'in sıra dışı yetenekleri, hayatının ilk aylarında kendini açıkça belli etmeye başladı. Annesi Rose'un aktardığı bilgilere göre, küçük çocuk henüz sadece beş haftalıkken kendi etrafında dönmeyi başardı ve yedi aylıkken ilk kelimesini net bir şekilde söyledi.
Gelişim süreci adeta bir roket hızında ilerleyen Joseph, yaklaşık 21 aylıkken ilk kitabını başından sonuna kadar sesli bir şekilde okudu. 2 yaş 3 aylık olduğunda ise 10 dakika boyunca hiç takılmadan akıcı metinler okuyabiliyordu.
Aynı dönemde 5 farklı dilde 10'a kadar sayabilen bu üstün zekalı çocuk, aynı zamanda 100'e kadar hem ileri hem de geri ritmik sayma yeteneğini sergiledi. Günümüzde ise ilgi alanları çok daha karmaşık bir hal almış durumda; Yunan alfabesini ezbere biliyor, Mors alfabesini büyük bir hevesle öğreniyor ve kimyanın temeli olan periyodik tabloya büyük bir merak duyuyor.
AKADEMİSYEN AİLENİN ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUĞU İÇİN DESTEK ARAYIŞI
Aile, çocuklarının bu devasa potansiyelini erken yaşta fark ettikten sonra ona en uygun eğitimi ve zihinsel desteği sağlayabilmek adına Mensa ile iletişime geçme kararı aldı.
Rose ve David, oğullarının erken okuma yazma becerisinin yaşıtlarına göre alışılmışın çok dışında bir zeka belirtisi olduğunu gördüklerinde, yüksek yetenekli çocuklara yönelik özel kaynaklara ulaşmak istediler. Aile için bu üyelik, sadece bir kulüp kaydı değil, aynı zamanda çocuklarının gelecekte gururla dönüp bakabileceği özel bir onur nişanı anlamına geliyor.
Tüm bu olağanüstü bilişsel becerilerine rağmen anne ve babası, Joseph'in diğer çocuklardan farklı olduğunun henüz tam olarak farkında olmadığını belirtiyor. Onu nazik, sevecen, özgüvenli, meraklı ve ne istediğini bilen bir çocuk olarak tanımlıyorlar. Karmaşık bulmacalardan ve satranç öğrenmekten keyif alan Joseph, aynı zamanda piyano çalmaktan, mutfakta vakit geçirmekten ve kağıttan uçaklar yapıp oynamaktan büyük bir zevk alıyor.
Annesi Rose, üstün zekalı çocukların her şeyi kolayca yapabildiğine dair toplumda son derece yaygın ve yanlış bir inanç olduğuna dikkat çekiyor.
Aksine, bu çocukların potansiyellerinin uygun şekilde teşvik edilmemesi durumunda, onlara göre tasarlanmamış standart ortamlarda kendilerini ciddi bir baskı altında hissedebileceklerini ve bu büyük yeteneklerin kolayca gölgede kalabileceğini vurguluyor. Joseph'in hikayesi, yüksek zekalı çocukların doğru anlaşılması ve desteklenmesi gerektiğinin en canlı kanıtı olarak karşımızda duruyor.