Yerebatan'ı unutun! Megakentin kalabalık caddelerinin, modern binalarının ve hatta bazı evlerin hemen altında, yüzyıllardır uyuyan devasa bir imparatorluk mirası yatıyor. Ayaklarınızın altındaki o sessiz dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Üzerinde yürüdüğünüz asfaltın sadece birkaç metre altında, binlerce yıldır tek bir ışık sızmamış devasa boşluklar olduğunu hayal edin. İstanbul'un gerçek haritası aslında bildiğinizden çok daha derin. Megakentin trafiği, gürültüsü ve karmaşası baş döndürürken; ayaklarınızın tam altında, zamanın durduğu bambaşka bir dünya var. İşte çok bilinmeyen 7 gizli sarnıç!
Çoğu kişi üzerinden geçer ama ruhu duymaz. Nuruosmaniye Camii'nin tam altında, temelleri ayakta tutan bu sarnıç, Erken Bizans döneminde inşa edilmiş ve Osmanlı döneminde de kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Restorasyonu bitti ama hala "gizli bir mücevher" kıvamında. 1600 yıllık bu sarnıç, İstanbul'un Tarihi Yarımada içerisinde bulunan en eski su yapılarından biri olarak görülüyor. Mimari özelliklerinden yola çıkılarak 2. Theodosius (408 - 450) döneminde yapıldığı öngörülüyor.
Bu mekan yüzlerce yıllık bir su deposu. Sütun başlıklarındaki işçilik, o dönemde suyun bile ne kadar estetik bir kapta saklandığını kanıtlıyor.
Bazı sarnıçlar otellerin lobisinde sizi bekler! Beyazıt'ta bir otel inşaatı sırasında bulunan bu geç Roma dönemi sarnıcı, modern hayatla antik tarihin nasıl iç içe geçtiğinin en somut örneği.
Sultanahmet'te dev bir Hipodrom olduğunu biliyorsunuz. Peki, o devasa tribünlerin altında, günümüze kadar sapasağlam ulaşan bir su deposu olduğunu? Sphendon, İstanbul'un en iyi korunmuş "görünmez" yapılarından biri.