Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Başkan Erdoğan liderliğinde Beştepe'de önemli başlıklarla bir araya geldi. Toplantının gündeminde, milyonlarca kişinin yakından takip ettiği Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılıp çıkarılmayacağı konusu öne çıkıyor. Ekonomi, dış politika ve "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmaların da ele alınacağı toplantı, kritik kararların alınacağı bir oturum olarak görülüyor. İşte, Kabine Toplantısı kararları...
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nden gelen açıklamalara ülke genelinde dikkat kesilmiş durumda. Haftanın ilk günü Beştepe'de toplanan kabine üyelerinin, özellikle tatil planı yapan vatandaşlar ve turizm sektörü açısından önem taşıyan takvimi netleştirmesi bekleniyor.Gündemde, 9 günlük tatil ihtimali ile birlikte idari izin seçeneğinin de kapsamlı şekilde ele alınacağı değerlendiriliyor.
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, yoğun gündemle 4 Mayıs Pazartesi günü bir araya geldi.
Toplantıda ele alınması beklenen konu başlıklarının oldukça kapsamlı olduğu belirtilirken, kabinenin kritik değerlendirmelerde bulunacağı ifade ediliyor.
Başkan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar:
"BÖLGENİN EN İSTİKRARLI ÜLKESİYİZ"
Dünyanın ve bölgemizin, çatışmaların siyasi ve ekonomik çalkantıların olduğu bir dönemde Türkiye rotasından ayrılmadan emin adımlarla hedeflerine doğru ilerliyor. Yaşadığımız her hadise Türkiye'nin dayanıklılığını ortaya koyuyor. Yaşanan her kriz, ülkemizin istikrar adası konumunu daha da perçinliyor. Bölgemizin en güçlü ve istikrarlı ülkesi olarak adımızdan söz ettirmekteyiz.
Her alanda kendi ayakları üzerinde durabilen, dostlarına en zor zamanlarında destek verebilen bir Türkiye vardır.
"ENFLASYONLA MÜCADELEDE KARARLILIĞIMIZ SÜRÜYOR"
1018 firmamız ilk kez yurt dışına ürün satma başarısı göstermiştir. Ticarette talebin daraldığı bir dönemde bu ihracat rakamları takdire şayandır. Şu da bir gerçek ki Türkiye'nin potansiyeli bunun çok çok üzerindedir. İnşallah yeni pazarlara açılarak ihracatçılarımıza destek olarak daha yüksek rakamlara ulaşacağız. Nisan ayı ihracat verilerimizin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
Bir başka sevindirici haberi de turizm cephesinden aldık. Sektörü olumsuz etkileyen çeşitli zorluklara rağmen 2026'ya çok güçlü bri giriş yaptık. Turizm gelirimiz yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon dolara yükseldi. İlk çeyrekte yabancı ziyaretçilerin kişi başı ortalama harcaması 116 dolardan 119 dolara çıktı. Ekonomimize ve sektörümüze hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Enflasyonla mücadelede kararlılığımız sürüyor.
TÜRKİYE'NİN AB YOLCULUĞU
31 Temmuz 1959 Avrupa Ekonomik Topluluğu'na başvurumuzu yaptık. 1963'te Ankara Anlaşması imzalandı.
1 Aralık 1964'te Ankara Anlaşması yürürlüğe girdi. 13 Kasım 1970'te Katma Protokol imzalandı.
Komşumuz Yunanistan 1981'de kabul edildi. Türkiye ise tamamen müzakere masasının dışına itildi.
14 Nisan 1987'de birliğe tam üyelik başvurumuzu yaptık. Merhum Özal'ın ifadesiyle uzun ince bir yola çıktık. Komisyon 2,5 yıl sonra verdiği cevapta, yeni üye kabul etmeyeceğini ifade etti.
Türkiye ile AB arasında 1 Ocak 1996'da Gümrük Birliği yürürlüğe girdi. 1997'de düzenlenen Lüksemburg Zirvesi'nde 12 ülkeye adaylık statüsü verilirken Türkiye bir kez daha görmezden gelindi. 1999'da Türkiye'nin adaylığı resmen onaylandı ve katılım ortaklığı belgesinin hazırlanması kararlaştırıldı.
2002 sonrası, 2 yılda 8 uyum paketi meclisten geçirildi. 53 kanun ve 218 maddesi değiştirildi. 2 Anayasa paketi kabul edildi. 3 Ekim 2005'te başlanan müzakere sürecinde ve devamında üzerimize düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirdik. 9. Reform Paketimizi açıkladık. 13 Fasıl müzakereye açıldı. 2010-13 arası dönemde ancak bir fasıl açılabildi.
"AVRUPA KÖKLEŞMİŞ ÖN YARGILARINI AŞAMIYOR"
Daha sonra yapılan toplantılarda mevcut tıkanıklığı aşacak yüreklendirici bir tabloyla karşılaşmadık. Biz maruz kaldığımız onca çifte standarda rağmen tam üyelik için çalışmalarımızı inatla sürdürdük.
AB sürecinde ülkemize büyük haksızlıklar yapıldı. Türkiye'ye karşı olan ön yargıları bir türlü aşamadık. Bizi ötekileştirdiler... Her seferinde Türkiye'nin tam üyelik sürecini yavaşlatacak bahane mutlaka buldular. Avrupa kökleşmiş ön yargılarını aşamıyor.
Bugün Avrupa'nın Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye'nin Avrupa'ya duyduğundan daha fazladır. Avrupa yol ayrımındadır.