19. yüzyıldan bu yana dondurmanın adeta kültürel bir miras haline geldiği bu coğrafya, dünyanın en büyük dondurma tüketicisi ünvanını kimseye kaptırmıyor.
DÜNYANIN EN ÇOK DONDURMA TÜKETEN ÜLKESİ
Yeni Zelanda, yılda kişi başı ortalama 28,4 litre dondurma tüketerek, dünyadaki diğer tüm ülkeleri geride bırakıyor.
Yapılan araştırmalara göre, Yeni Zelandalıların neredeyse üçte biri haftada birkaç kez, yaklaşık yarısı da ayda birkaç kez mutlaka dondurma tüketiyor.
DONDURMA YEMEK ANILARINI CANLANDIRIYOR!
Araştırmaya katılan katılımcıların %43'ü dondurmanın çocukluk anılarını canlandırdığını belirtirken, çoğunluğu yaz mevsimindeki anılarını hatırlattığını belirtti. Bu durum uzmanlarda, Yeni Zelandalıların bu kadar fazla dondurma tüketmesinin altında nostaljik bir neden yattığı fikrine itti.
Yeni Zelanda'da en çok tercih edilen lezzetler ise çilek, çikolata ve vanilya oluyor. Bu enfes aromaları ise içerisinde bal peteği şekerleme parçaları ve vanilyadan oluşan Yeni Zelanda'ya özgü Hokey Pokey isimli dondurma aroması takip diyor.
Çikolatalı trompetler, çikolatalı barlar ve böğürtlenli trompletler, ülkede en yaygın tüketilen dondurma çeşitleri arasında yer alıyor.
YENİ ZELANDA'DA DONDURMANIN TARİHİ
Yeni Zelanda'nın dondurma ile resmi tanışması, 27 Ocak 1866'da Wellington'daki bir otelin sahibi olan James Osgood'un bu soğuk lezzeti satışa sunmasıyla başladı. O dönemlerde dondurma yapmak bugünkü kadar kolay değildi; dondurmanın ana maddesi olan buz, ta Amerika'daki New England bölgesinde donmuş bir gölden kesilerek gemilerle okyanus ötesine getirilmişti.
1870'li yıllara gelindiğinde, Avustralyalı mucit James Harrison'ın mekanik soğutma sistemini icat etmesi dondurma dünyasında devrim yarattı. Artık buzun uzak kıtalardan gelmesine gerek kalmamış, büyük ölçekte buz üretimi mümkün hale gelmişti.
Takip eden yıllarda küçük çaplı satıcılar dondurmayı yerel düzeyde yaygınlaştırsa da, asıl büyük değişim 20. yüzyılın başında yaşandı. Ticari dondurma fabrikalarının kurulmasıyla birlikte buhar ve elektrik gücüyle çalışan gelişmiş karıştırma sistemleri devreye girdi ve dondurma bugünkü modern endüstriyel formuna kavuşmaya başladı.
1930'lara gelindiğinde ise dondurma artık sosyal bir aktiviteye dönüştü; sadece dondurma ve milkshake sunan markaların açılması bu akımın öncüsü oldu. 1940'larda hükümet şeker kullanımına kısıtlama getirse de, 1942'de yetkililer, dondurmanın halk için büyük bir moral kaynağı olduğunu fark ederek kısıtlamaları esnetmek zorunda kaldı.
21. yüzyıla girdiğimizde ise dondurma pazarı evrimini sürdürdü. 2000'li yıllarda İtalyan gelato'su sahneye çıktı.
Bununla birlikte, çubuğun üzerinde marşmelova sarılı dondurma gibi yaratıcı ve sıra dışı lezzetler, bu soğuk tutkunun asla bitmeyeceğini kanıtlar nitelikte raflardaki yerini aldı.
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ İKİNCİ SIRADA
Listenin ikinci sırasında, dondurma dendiğinde akla gelen ilk ülkelerden biri olan Amerika Birleşik Devletleri yer alıyor.
AVUSTRALYA ÜÇÜNCÜ SIRADA
Üçüncü sıradaki isim ise güney yarım küreden Avustralya yer alıyor. Kişi başı ortalama 18 litre dondurma tüketen Avustralyalıların bu tutkusu, özellikle yaz aylarında meyve bazlı dondurulmuş tatlılara olan taleple zirveye ulaşıyor.
FİNLANDİYA DÖRDÜNCÜ SIRADA
Listenin en şaşırtıcı kısmı ise dondurmanın sadece sıcak iklimlerin favorisi olmadığını kanıtlıyor. Yaz mevsiminin oldukça kısa sürdüğü Finlandiya, kişi başı yıllık 14,30 litre tüketimle dünya dördüncüsü konumunda yer alıyor.
Bu rakam her ne kadar Yeni Zelanda'nın yarısı kadar olsa da, kuzeyin dondurucu soğuğunda dondurmadan vazgeçmediklerini gösteriyor. Komşusu İsveç ise Finlandiya'nın yaklaşık iki litre gerisinden gelerek, kişi başı yıllık 12 litre ile dünya beşinciliğine adını yazdırıyor.