Bitlis'ten Frankfurt'a uzanan ilim yolculuğunda tek bir davanın peşinden yürüyen büyük bilim insanı, vefatının 8'inci yılında rahmet ve minnetle anılıyor. Geride ise gelecek yüzyıllara ışık tutacak eserler, müzeler ve hakikatin peşinde yürüyen nesillere emanet ettiği sarsılmaz bir ilim mirası bıraktı
Bazı insanlar yaşadıkları döneme iz bırakır, bazıları ise asırlar sonra bile yol gösteren bir medeniyetin hafızasına dönüşür. Prof. Dr. Fuat Sezgin de ömrünü böyle bir ideale adayan isimlerden biriydi. Hayatı boyunca tek bir cümlenin peşinden yürüdü: "İslam medeniyetinin bilim tarihindeki gerçek yerini bütün dünyaya göstermek." Bunun için kıtalar dolaştı, kütüphanelerde yıllarını geçirdi, yaklaşık 300 bin yazma eseri tek tek inceledi, unutulmuş el yazmalarının izini sürdü. Astronomiden tıbba, matematikten coğrafyaya kadar yüzlerce alanda Müslüman âlimlerin insanlığa kazandırdığı birikimi ilmî delillerle ortaya koyarak, yıllarca sorgulanmadan kabul edilen Batı merkezli tarih anlayışını temelden sarstı.
BİTLİS'TEN DOĞAN İLİM GÜNEŞİ
24 Ekim 1924'te Bitlis'te dünyaya gelen Prof. Dr. Fuat Sezgin, ilkokulu Doğubayazıt'ta, ortaokul ve liseyi Erzurum'da okuduktan sonra 1934'te İstanbul'a geldi. Küçük yaşlardan itibaren hep mühendis olma hayalleri kuran Sezgin, bir tavsiye üzerine katıldığı İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsünde görev alan Alman doğu bilimci Hellmut Ritter'in verdiği bir seminer sonrasında akademik hayatının yönünü değiştirdi. Sezgin burada, alanının en önemli uzmanlarından kabul edilen Ritter'in öğrencisi olarak, hocasının bilimlerin temelinin İslam bilimlerine dayandığını belirtmesi üzerine bu alana yoğunlaştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden 1951'de mezun olan Sezgin, Arap Dili ve Edebiyatı alanında uzmanlaşarak 1954'te "Buhari'nin Kaynakları" adlı teziyle doktorasını tamamladı. Sezgin bu teziyle, hadis kaynağı olarak İslam kültüründe önemli bir yere sahip olan Buhari'nin (810-870) bilinenin aksine sözlü kaynaklara değil, yazılı kaynaklara dayandığı tezini ortaya attı.
300 BİN YAZMA ESERİN İZİNİ SÜRDÜ
Hayatını İslam bilim tarihini aydınlatmaya adayan Prof. Dr. Fuat Sezgin, araştırmaları boyunca yaklaşık 300 bin yazma eseri tek tek inceleyerek alanında benzeri görülmemiş bir çalışmaya imza attı. İstanbul'dan Kahire'ye, Şam'dan Paris'e, Londra'dan Vatikan'a kadar dünyanın sayılı kütüphanelerini dolaşan Sezgin, unutulmaya yüz tutmuş el yazmalarını yeniden bilim dünyasına kazandırdı. Uzun yıllar süren titiz araştırmaları sayesinde Müslüman bilim insanlarının astronomiden matematiğe, tıptan coğrafyaya kadar birçok alandaki öncü çalışmaları belgeleriyle ortaya konuldu.
27 DİL BİLİYORDU KAYNAKLARI ASLINDAN OKUDU
Araştırmalarındaki en büyük gücü dil bilgisi oldu. Arapça, Süryanice, İbranice, Latince, Farsça ve Almanca başta olmak üzere 27 dili bilen Prof. Dr. Fuat Sezgin, kaynakları tercümelerden değil, orijinal nüshalarından okuyordu. Bu sayede farklı medeniyetlere ait eserleri karşılaştırabiliyor, bilim tarihine ilişkin pek çok yanlış bilgiyi ilmî delillerle düzeltebiliyordu. Yakın çevresinin aktardığına göre, dünyanın bir yerinde İslam bilim tarihine ait önemli bir yazma eser bulunduğu haberini aldığında vakit kaybetmeden yola çıkıyor, tek bir el yazmasını incelemek için binlerce kilometre yol gidiyordu.
EN ÖNEMLİ ESERLERİNDEN BAZILARI
İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, Müslüman bilim insanlarının insanlık tarihine sunduğu katkıları gözler önüne seren eşsiz bir müzedir. Müzede sergilenen alet ve cihazlar, İslam coğrafyasında yazılmış orijinal yazma eserlerdeki tarif ve çizimlere sadık kalınarak yeniden üretilen maket ve replikalardan oluşur. Müzede sergilenen öne çıkan 10 önemli eser ve bu eserlerin arkasındaki ilk mucitleri ve geliştiricileri şunlardır:
SÜRGÜN EDİLDİ AMA KÜSMEDİ
Sezgin, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrası oluşturulan Milli Birlik Komitesi'nin (MBK) aldığı kararla üniversitelerden uzaklaştırılan ve "147'likler" olarak bilinen akademisyenler arasında yer aldı. Kendisine daha önce yurt dışından yapılan çok sayıda teklifi ülkesine olan sevgisi ve bağlılığı dolayısıyla reddeden Sezgin, bu kararın ardından ABD'den iki dostuna ve Frankfurt Üniversitesi'nin eski rektörüne mektup yazıp yurt dışına gitmek istediğini belirtti. Frankfurt'a giden Sezgin, burada misafir doçent olarak ders vermeye başladı ve Cabir bin Hayyan üzerine hazırladığı tezle de 1966'da profesör oldu.
İLİM PEŞİNDE BİR ÖMÜR
Prof. Dr. Fuat Sezgin'in yıllarca kurmanın hayalini kurduğu Arap-İslam Bilimleri Tarihi Müzesi, 1983 yılında Almanya'nın Frankfurt kentindeki Goethe Üniversitesi bünyesinde kapılarını açtı. Müze, İslam medeniyetinin bilim ve teknoloji alanındaki birikimini dünyaya tanıtmayı amaçlayan ilk kapsamlı merkezlerden biri oldu. Yazma eserlerde yer alan tariflerden yararlanılarak aslına uygun şekilde yeniden üretilen yaklaşık 800 bilimsel alet ve düzenek, astronomiden tıbba, matematikten denizciliğe kadar birçok alanda Müslüman bilim insanlarının yüzyıllar önce ulaştığı seviyeyi gözler önüne seriyor. Dünyanın dört bir yanından araştırmacılar ve akademisyenler bugün de müzeyi ziyaret ederek İslam bilim tarihine ilişkin çalışmalara katkı sunuyor.
HAYALİNİ İSTANBUL'DA DA GERÇEKLEŞTİRDİ
Fuat Sezgin'in en büyük arzularından biri de bu bilim mirasının kendi ülkesinde sergilenmesiydi. Bu hayal, 2008 yılında İstanbul'da açılan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi ile gerçeğe dönüştü. Gülhane Parkı içerisindeki tarihi Has Ahırlar binasında hizmet veren müze, İslam medeniyetinin bilimsel birikimini ziyaretçilerle buluşturuyor. Yazma eserlerden hareketle yeniden üretilen 570'i aşkın bilimsel alet, astronomi, tıp, fizik, coğrafya, optik, kimya ve mühendislik gibi birçok alandaki keşifleri günümüze taşıyor. Müze, her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor.
ÖMRÜNÜ ADADIĞI ESERİ TAMAMLAYAMADI
Bilim tarihinin en kapsamlı çalışmaları arasında gösterilen "Arap-İslam Bilim Tarihi" külliyatı, Prof. Dr. Fuat Sezgin'in ömrünü adadığı eser olarak tarihe geçti. İlk cildi 1967 yılında yayımlanan çalışma, yıllar içinde astronomiden kimyaya, tıptan matematiğe kadar onlarca bilim dalını kapsayan dev bir başvuru kaynağına dönüştü. Sezgin, hayatının son gününe kadar bu eser üzerinde çalışmayı sürdürdü. Büyük bilim insanı, 30 Haziran 2018'de 18'inci cilt üzerinde çalışırken hayatını kaybetti. Ardında ise yalnızca kitaplar değil, İslam medeniyetinin bilim tarihindeki gerçek yerini gelecek nesillere aktaran eşsiz bir ilim mirası bıraktı.