Bir zamanlar mahalle aralarında misket sesleri yankılanır, seksek çizgileri kaldırımlara tebeşirle çizilir, saklambaçta bir ağacın arkası dünyanın en güvenli yeri sanılırdı. Akşam ezanına kadar süren oyunlar, kirlenen dizler, eve son anda yetişen çocuklar... Çocuk sokağın içinde büyürdü. Bugün ise aynı yaşlardaki çocukların ellerinde top değil tablet, ceplerinde misket değil telefon var. Mahalle maçı yerini EA Sports FC 26 (mobil futbol) ekranlarına bırakırken, saklambaç heyecanı Roblox sunucularına, hayal gücüyle kurulan kaleler ise Minecraft evrenlerine taşındı.
Peki yalnızca oyun kültürü mü değişti, yoksa çocukluğun kendisi mi başka bir yere taşındı? Türkiye'de son yıllarda hızla değişen çocuk oyun kültürünü; sokaktan dijital dünyaya geçişi, bunun psikolojik etkilerini, ailelerin rolünü ve çocukların şiddetle kurduğu ilişkiyi mercek altına aldık.
ALEYNA NAZLICAN ADAY YILDIZ / Uzman Psikolojik Danışman
GERÇEK OYUN ALANI SOKAKTIR
Bugün bazı çocuklar gerçek hayatta, özellikle okul ortamında, akran ilişkilerinde zorlanabiliyor. Kendini ifade etmekte, arkadaş edinmekte ya da kabul görmekte güçlük yaşayabiliyor. Bu noktada dijital oyunlar çocuk için çok daha erişilebilir ve "kolay" bir alan sunuyor. Bazı platformlarda içeriklerin yaşa göre değişmesi, karakterlerin ve oyun dünyasının giderek daha karmaşık ve bazen daha yoğun hale gelmesi de çocukların ilgisini artırıyor.
Ancak bu durum beraberinde bazı riskleri de getiriyor. Çocuk, o alanda kalabilmek için kendini olduğundan farklı göstermeye ya da içerikle ilgili gerçeği paylaşmamaya yönelebiliyor. Eskiden sokak oyunları bu ihtiyacı doğal olarak karşılıyordu. Çocuk grup içinde kendine yer buluyor, kabul görmeyi ve ilişki kurmayı öğreniyordu. Bugün bu alanlar azaldıkça, çocuk aynı ihtiyacı dijital dünyada karşılamaya çalışıyor.
Bu yüzden "Neden Roblox?" sorusunun cevabı aslında şu: Çünkü çocuk orada daha hızlı kabul görüyor, daha güçlü hissediyor ve kendine bir alan bulabiliyor. Sokakta ya da gerçek oyun ortamlarında büyüyen çocuklar, öz güveni deneyimle inşa ediyor. Düşüyor, kalkıyor, oyuna geri dönüyor, arkadaşlarıyla sorun yaşıyor ama çözmeyi de öğreniyor. Bu da stresle baş etme becerilerini doğal bir şekilde güçlendiriyor.
GÖRDÜKLERİNİ MODEL ALMA EĞİLİMİNDEDİR
Çocuk ekranı bir kaçış alanı olarak kullanıyorsa, duygusunu düzenlemek yerine bastırıyor olabilir. Bu da duygunun daha yoğun bir şekilde geri gelmesine yol açıyor. Özellikle bazı dijital oyunlarda karakterler çok güçlü, kontrol sahibi ve istediğini hemen elde edebilen şekilde sunuluyor. Çocuk bu dünyada hızlı bir tatmin yaşıyor. Bu da bir anlamda ödül sistemi üzerinden çalışıyor ve çocuk gerçek hayatta da benzer bir güç ve kontrol hissini aramaya başlayabiliyor.
Gelişimsel olarak baktığımızda, bazı yaş dönemlerinde çocuklar gördüklerini model alma, taklit etme eğilimindedir. Burada asıl belirleyici olan süre kadar kullanımın niteliği ve ebeveynin eşlik etmesi. Çocuğun ne izlediğini ne oynadığını bilmek ve takip etmek çok önemli. Oyun ya da çizgi film sadece zaman geçirmek için açıldığında, çocuk çoğu zaman pasif bir alıcıya dönüşüyor. Ama ebeveyn eşlik ettiğinde, içerik üzerine konuşulduğunda bu süreç daha anlamlı hale gelebiliyor. Ev içinde bazı net sınırlar koymak bu dengeyi kurmayı kolaylaştırır. Çocuk ekranı bıraktığında hareket, birlikte geçirilen zaman ve akran etkileşimi olmalı.
Ekran başında daha fazla vakit geçiren çocuklarda ise bazen daha düşük tolerans görüyoruz. Çabuk sıkılma, zorlanınca geri çekilme ya da hemen vazgeçme gibi durumlar daha sık karşımıza çıkabiliyor. Gerçek oyun ortamında çocuk sadece kendini ifade etmeyi değil, karşısındakini anlamayı, sınır koymayı ve ilişkiyi sürdürmeyi öğreniyor. Öte yandan şiddet davranışı her zaman çok boyutludur. Ancak ekran kullanımı, özellikle de nasıl ve hangi içerikle kullanıldığı, bu tabloyu etkileyen önemli faktörlerden biri. Burada kritik olan sadece süre değil, kullanım amacı ve maruz kalınan içerik.
HÜSEYİN TÜRKOĞLU / Gazeteci-Yazar
ÇOCUK HAYATA OYUNLA HAZIRLANIR
Oyun, çocuğu hayata hazırlayan, ruhen ve bedenen gelişimini sağlayan, çevreyi tanımasını, iletişim kurmasını temin eden, olmazsa olmazıdır. Farklı bir ifade ile oyun çocuk için 'iş'tir. Onunla beceri geliştirir, özgüven kazanır. Ancak bu konuda şöyle bir gerçekle yüz yüze gelmiş bulunuyoruz; geleceğin büyükleri için son derece önemli olan oyun konusunda son çeyrek yüzyılda çok radikal değişimler yaşandı. Baş döndürücü bir hızla gelişen teknolojik hayat, her alanda olduğu gibi çocukların oyun tercihinde de ister istemez hızlı bir değişim/dönüşüm yaşanmasına neden oldu.
Masa başında atıştırmalıklarla saatlerini geçiren minik beyinler, teknoloji üreticilerinin çok büyük bir kısmının subliminal (bilinçaltı mesaj) efektler eşliğinde verdiği şiddet içerikli oyunlara adeta mahkûm oldu. Evet, oyun çocuklar için vazgeçilmez bir olgudur. Onları teknolojiden uzak da tutamayız artık. O halde başta ebeveynler olmak üzere eğitimcilerimiz ve toplumun ilgili bütün unsurları bu konuda elini taşın altına koymalı. Bir taraftan yaşa göre uygun belirli süreli dijital alan kullanımıyla birlikte, diğer taraftan çocuğun enerjisini arkadaşlarıyla birlikte oynayacağı geçmişten günümüze süzülüp gelen oyunlarla harcamasını sağlamalıyız.
EN TEHLİKELİ 10 OYUN
Yaş sınırı bulunan, yoğun şiddet, korku, suç veya yetişkin temalar içeren bazı oyunlar çocukların gelişim düzeyine uygun değildir. Yapılan bir araştırmaya göre çocuklar için tehlike içeren 10 oyun:
1 GRAND THEFT AUTO: Suç temalı görevleri ve yetişkin içerikleriyle dikkat çekiyor.
2 MORTAL KOMBAT: Sert dövüş sahneleri ve şiddet unsurları içeriyor.
3 CALL OF DUTY: Savaş atmosferi ve silahlı çatışmalar üzerine kurulu.
4 RESIDENT EVIL: Korku, gerilim ve yoğun stres unsurları barındırıyor.
5 RED DEAD REDEMPTION: Şiddet ve suç temalı Vahşi Batı hikâyesi sunuyor.
6 DARK SOULS: Karanlık atmosferi ve zorlayıcı yapısıyla öne çıkıyor.
7 MANHUNT: Sert içeriği nedeniyle yıllarca tartışma konusu olmuş.
8 GEARS OF WAR: Yoğun çatışma ve savaş sahneleri içeriyor.
9 DEAD RISING: Kaotik hayatta kalma senaryoları üzerine kurulu.
10 MADWORLD: Stilize edilse de sert mücadele sahneleri barındırıyor.