SABAH Gazetesi Okan Müderrisoğlu'nun köşe yazısı şu şekilde:
Tarih, 11 Kasım 2025. TUAF 543 çağrı kodlu C-130EM tipi askeri nakliye uçağı saat 10.19'da Azerbaycan'ın Gence şehrinden havalandı. Uçakta, Karabağ Zaferi kutlamaları için Bakü'de düzenlenen askeri törene katılan Türk Hava Kuvvetlerine bağlı F-16 jetlerinin bakım ve destek ekibi, kargo olarak da teknik malzemeler bulunuyordu.
Uçak, ilk tırmanışı tamamladıktan sonra Gürcistan hava sahasına girdi. Saat 10.37'de 24 bin feet irtifaya ulaştı ve istikrarlı uçuşa başladı.
Ancak, kalkıştan yarım saat sonra, 10.49'da uçaktan alınan sinyaller, ani bir irtifa kaybı ile kesildi.
Uçuş rotası Merzifon Askeri Havalimanı olan C-130, Gürcistan'ın, Azerbaycan sınırına 5 km mesafedeki Signagi bölgesine düştü. Ve maalesef 20 kahraman vatan evlâdı şehit oldu.
Milli Savunma Bakanlığı, kaza haberini alır almaz Gürcistan makamları ile etkili bir koordinasyon sağladı. Türk Hava Kuvvetlerinden teşkil edilen uzman bir kaza kırım ekibi hemen bölgeye gönderildi. Bu sırada uçağın enkazı koruma altına alındı. Kaza kırım ekibi önce saha incelemesi yaptı. Olay yerinin ve enkazın fotoğrafları ve videosu çekildi. Aynı anda uçağın kritik parçaları toplandı.
Kaza kırım ekibi bu standart prosedürle de yetinmedi. Uçağın uçuş güzergahını tabiri caizse metre metre görüntüleyip, bizzat yerinde inceledi. Helikopterle günlerce saha taraması gerçekleştirildi. Düşen bir parça, harici müdahale olup olmadığı titizlikle araştırıldı. Görgü tanıkları ile konuşuldu. Ekranlara yansıyan görüntüler kapsamlı analize tabi tutuldu. Kaza bölgesinden toplanan enkaz parçaları ise Kayseri'ye getirildi.
Envanterdeki C-130 nakliye uçakları ikinci bir emre kadar uçuştan çekildi. Her biri ayrı teknik incelemeye alındı.
Asker, kendi çalışmasını yürütürken bir dizi iddia, dezenformasyon malzemeleri de gündeme taşındı.
Uçağın vurulduğu, İsrail tarafından düşürüldüğü, kargo kayması nedeni ile uçuş dengesini kaybettiği, pervanesinin koptuğu, patlayıcı izi bulunduğu gibi onlarca farklı senaryo ileri sürüldü.
Milli Savunma Bakanlığı ise ön rapor çıkıncaya kadar sabırla beklenilmesini istedi. Hatta, "Uçağın düşüş nedenini açıklamak hem şehit ailelerine hem de milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Hiçbir şey gizli kalmayacak!" mesajı verildi.
Ve nihayet ilk bilgiler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması bağlamında kamuoyuna duyurulurdu. Uçakta patlayıcı izine ve harici müdahaleye rastlanmadığı anlaşıldı.
Peki, C-130 neden ve nasıl düştü?
Bu sorunun cevabı; şehitlerimizin aziz hatırası, envanterdeki C-130'lar ve farklı ülkelerin hava kuvvetlerinde görevde tutulan uçakların seyri bakımından da hayati önem arz ediyor.
Öğrendiğim kadar ile C-130 uçağımızın düşüş nedenine dair "Ön Rapor" tamamlandı. Konu teknik olduğu için genel bilgilerle ilerlemekte, bu hafta içinde paylaşılması beklenen raporu görmekte fayda var. Ama eldeki bilgilerimiz de ciddi ipuçlarını içeriyor.
C-130'larda, yakıt tanklarının patlama riskini azaltmak için kullanılan "etkisizleştirme" (inerting) sistemine sahip azot tüpleri/tankları bulunuyor. 12'şer kg'lık azot tüpleri sağ ve sol kanat köküne 2'şer adet monte edilmiş vaziyette duruyor. Farklı konfigürasyonlarda, azot tüpleri, iniş takımı veya burun civarında da olabiliyor. Yapısal olarak gövde ile kanadın birleştiği bölgeye entegre edilen bu azot tüplerinden birinin, yüksek hızdaki hava akışıyla kelepçesinden kurtulduğu ve uçağın kuyruk bölümüne saplandığı değerlendiriliyor.
Havacılık uzmanları bu durumu "en tehlikeli senaryo" diye nitelendiriyor. Kanattan kopan veya kanat içinden fırlayan bir parçanın, uçağın arkasına doğru süzülen hava akımına kapılarak yatay ve dikey stabilizatörlere hasar vermesi halinde, uçağın yunuslama açısını tayin eden aşağı-yukarı manevra kabiliyeti ile sağa, sola yön tayin eden bölümleri hasar görüyor. Hızlı basınç kaybı yaşanıyor. Kuyruk gövdeden ayrılıyor. Uçak, parçalanarak spiral şekilde yere çakılıyor.
Normal şartlarda bu azot tankları, çelik kuşaklarla uçağın ana gövde kirişlerine sabitlendiği için, parçanın yerinden fırlaması "olağan dışı faktör" olarak görülüyor. Bu amaçla TUSAŞ ve imalatçı firma Lockheed'den bir ekibin bir araya getirilerek ayrıca çalışması planlanıyor.
An itibarıyla, yapısal stres etkisiyle metal yorgunluğu, pervaneli uçaklarda kanat uçlarının sürekli esnemesinden kaynaklı mikroskobik çatlaklar oluşması, zamanla bu esneme ve titreşim sebebiyle azot tankı kuşağının kopmuş olması ihtimali öne çıkıyor.