Sabah Gazetesi Yazarı Melih Altınok bugünkü köşesinde Narin Güran cinayeti davasıyla ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı. Melih Altınok, "Yeni Adalet Bakanımız Akın Gürlek'in bu davayla ilgili görüşlerini çok merak ediyorum." ifadelerini kullandı.
İşte Melih Altınok'un 'Narin'in davası bitti mi şimdi?' başlıklı yazısı:
Narin Güran cinayeti davasında sanık Nevzat Bahtiyar hakkında "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.
Yapılan itirazlar üzerine Yargıtay'ın hakkındaki kararı bozmasının ardından Bahtiyar'ın mahkeme süreci yeniden başladı. Ne var ki Bahtiyar duruşmada ifadesini tekrar değiştirdi.
Narin'in ağabeyi Baran Güran, "Bu adama daha da inanılıyor mu? Bütün aile bireylerinin tek ifadesi var, bu adam sekizinci ifadesini veriyor. Sekiz kez yalan söyleyen birine nasıl inanılıyor? Her defasında başka bir şey söylüyor. Böyle bir şey var mı? Aile bireylerini şeytanlaştırdılar" diye tepki gösterdi.
Haksız da değil. Zira davanın ilk gününden itibaren konvansiyonel ve sosyal medyada aile yargısız infaz edildi. Soruşturmanın tek başlarına bir anlam ifade etmeyen en ince ayrıntılarının bile basına sızdırılması, kamuoyunda kafa karışıklığının yanı sıra büyük bir nefret dalgası oluşturdu. Güvensizlik, inançsızlık, çaresizlik dalgası aylarca ülkeyi sardı.
Meşhur olmak isteyen gözü dönmüş muhabirler, anadili Kürtçe olan annenin ve köylülerin röportajlarını "sansasyonel" çevirilerle deforme ettiler.
Devreye, Gülben Ergen popülizmi, ırkçılık, "Kuran kursuna giden kız kayboldu" türünden Sözcü manipülasyonları da girince linç çığırından çıktı.
Öyle ki davanın başında bu köşede yayınlanan aşağıdaki gibi nahif uyarıdan ötürü, soğukkanlı olması beklenen gazetecilerden bile "Katilleri mi koruyorsun?" şeklinde garip tepkiler aldım:
"Son olarak küçük kızın ağabeyinin kolunda ısırık izi tespit edildiği iddiası ortaya atıldı. Bu tartışma üzerine 'Mesele aile içinde' yorumları bile yapıldı. Ne var ki Adli Tıp Kurumu raporuna göre ısırık izi Narin'e ait çıkmadı. Nefretle beslenen trollerin, medyanın etini çiğnediği ailenin içinde bulunduğu hâli siz düşünün. Bir hukuk devletinde, biraz reyting, iki üç de like alacağız diye insanların onurlarıyla, namuslarıyla oynamanın, hayatlarını kaydırmanın bedeli olması gerekmez mi?"
Narin davasında karara şerh koyan mahkeme başkanının, anne, ağabey ve amcanın kısa sürede birlikte cinayeti işlediği yönündeki kabulün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, delillerin bilimsel açıdan yetersiz değerlendirildiğine yönelik hukuki görüşlerin görmezden gelindiğini düşünüyorum.
Herkesi geçtim, bir annenin 8 yaşındaki kızının öldürülmesine ortak olduğuna hükmetmek ve evlat acısının üstüne hapisliği yüklemek için, uzmanların hiçbir anlam ifade etmiyor dedikleri baz kayıtlarından ya da Narin'le son temas eden kişinin her seferinde değişen ifadelerinden daha güçlü delillere ihtiyaç yok mu?