1969 yılında Apollo 11 misyonuyla Ay'a ayak basan ilk insanları izlediğimiz o karlı ve bulanık görüntüler, yıllardır bitmek bilmeyen komplo teorilerinin merkezindeydi. "Neden bu kadar kalitesiz?", "NASA orijinal kayıtları neden saklamadı?", "Yoksa her şey bir stüdyoda mı çekildi?" gibi sorular, NASA'nın yüksek kaliteli orijinal bantları "yanlışlıkla sildiği" haberiyle daha da alevlenmişti.
Ancak, Tim Dodd adlı bir uzay yayıncısı katıldığı bir podcast programında bu "silinme" olayının arkasındaki teknik gerçekleri ve komplo teorilerinin neden asılsız olduğunu detaylarıyla açıkladı. İşte o meşhur "kayıp bantlar" dosyasının perde arkası...
BANTLAR NEDEN "DEĞERSİZ" GÖRÜLÜYORDU?
Tim Dodd'un açıklamalarına göre, silinen bantlar aslında görevin tek kayıtları değil, sadece ham verilerin bulunduğu yedek manyetik bantlardı. 1960'ların sonunda NASA, Ay'dan gelen sinyalleri iki farklı kanala bölmüştü:
NASA mühendisleri o dönemde bu ham bantları bir "güvenlik ağı" olarak görüyordu. Eğer canlı yayın sırasında bir kesinti yaşansaydı veya bir kaza olsaydı, bu ham veriler analiz edilmek üzere kullanılacaktı. Ancak görev sorunsuz tamamlandığı için bu devasa makaralar "işi bitmiş" kağıtlar gibi rafa kaldırıldı.
BÜYÜK HATA: GELECEĞİN TEKNOLOJİSİNİ ÖNGÖREMEDİLER
1970'li ve 80'li yıllarda NASA, ciddi bütçe kesintileri ve ekipman kıtlığıyla karşı karşıyaydı. Mühendisler, ellerindeki yüksek kaliteli veri bantlarını, yeni görevlerde tekrar kullanmak üzere sildiler.
Dodd'un vurguladığı en çarpıcı nokta ise şu: "O zamanlar kimse, gelecekte bu ham görüntüleri dijital olarak işleyip çözünürlüğünü (up-res) artırabilecek bir teknolojinin doğacağını hayal etmemişti."
Eğer o ham bantlar hayatta kalsaydı, bugün yapay zeka ve modern tarama teknikleriyle Ay yürüyüşünü neredeyse 4K kalitesinde izlememiz mümkün olabilirdi. Silinen şey aslında Ay'a gidildiğinin kanıtı değil, o kanıtın en yüksek çözünürlüklü kopyasıydı.
KANITLAR HALA ELİMİZDE: 70MM FİLM MUCİZESİ
Komplo teorisyenlerinin gözden kaçırdığı en büyük detay ise astronotların yanlarında götürdüğü kameralar. NASA'nın elinde sadece televizyondan kaydedilen karlı görüntüler yok. Astronotların Ay yüzeyinde göğüslerine takılı kameralarla çektikleri 70 milimetrelik orijinal filmler hala sapasağlam duruyor.
Bu filmler o kadar kaliteli ki, bugün bile devasa IMAX sinemalarında kullanılan film formatıyla aynı standartta. 2019'da yayınlanan "Apollo 11" belgeselinde gördüğümüz o pırıl pırıl, kristal netliğindeki görüntüler, işte bu filmlerden geliyor.
"NEDEN BİR DAHA GİTMEDİK?" SORUSUNA NET CEVAP
Podcaster Danny Jones'un "Neden 1972'den sonra bir daha gidilmedi?" sorusuna ise Dodd çok gerçekçi bir yanıt veriyor: Tamamen duygusal (ekonomik).
Apollo görevleri bugünle kıyaslandığında yaklaşık 300 milyar dolara mal oldu. Saturn V gibi devasa roketleri her seferinde sıfırdan inşa etmek sürdürülebilir bir strateji değildi. Dodd, "Hali hazırda inşa edilmiş üç roketimiz daha vardı ama hükümet 'Artık değmez' diyerek projeyi durdurdu," diyerek durumun gizemli değil, tamamen finansal bir tercih olduğunu belirtiyor.
KASITLI BİR KARARTMA MI, YOKSA İHMAL Mİ?
Özetle; NASA bir şeyleri gizlemek için bantları silmedi. Sadece o günün şartlarında "çöp" olarak gördükleri yedek manyetik kayıtları, bütçe darlığı nedeniyle yeniden kullanmak gibi büyük bir arşiv hatası yaptılar.
Ay'a gidildiğine dair binlerce saatlik ses kaydı, telemetri verisi, Ay'dan getirilen taşlar ve hala LRO (Lunar Reconnaissance Orbiter) uydusu tarafından fotoğraflanan Ay üzerindeki ayak izleri yerli yerinde duruyor.