İran ile ABD-İsrail arasındaki savaşta dikkat çeken faktörlerden biri yapay zekâ teknolojileridir. Artık askeri operasyonlar yalnızca sahadaki askeri güçle değil, veri akışını analiz eden ve karar süreçlerini hızlandıran teknolojilerle yürütülüyor. Uydu görüntülerinin incelenmesinden iletişim trafiğinin analizine, drone operasyonlarından siber saldıra ve savunma sistemlerine kadar pek çok alanda yapay zekâ destekli sistemler devreye giriyor. Saniyeler içinde milyonlarca veriyi analiz edebilen bu teknolojiler, sahadaki hareketliliği takip etmeyi ve operasyon planlamasını çok daha hızlı hale getiriyor.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı ve Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık yapay zekânın özellikle istihbarat analizi, hedef tespitinde yoğun şekilde kullanıldığını söyleyerek, uydu görüntüleri, insansız hava araçlarından gelen veriler ve dijital iletişim trafiğinin yapay zekâ sistemleri tarafından analiz edilmesi askeri karar süreçlerine hız kazandırdığını ifade ediyor.
Savaşın dijital boyutunda en dikkat çeken alanlardan biri ise siber operasyonlar. Siber güvenlik uzmanı Ersin Çahmutoğlu, yapay zekânın artık yalnızca bir destek aracı değil, doğrudan savaşın bir parçası haline geldiğini söylüyor.
Washington'daki askeri çevrelerin değerlendirmeleri, bu operasyonların yalnızca sahadaki askeri güçle değil, aynı zamanda yapay zekâ destekli yeni nesil savaş teknolojileriyle yürütüldüğünü ortaya koyduğunu da Gazeteci İrfan Sapmaz'dan dinledik.
Peki bu sistemler nasıl çalışıyor? İnsan kararını tamamen devralabilir mi, yoksa yalnızca destek mi sağlıyor? Yapay zekâ, siber saldırılarda ve savunmada hangi kritik rolleri üstleniyor? Ve en önemlisi, gelecek dönemde savaşların siber ve yapay zekâ boyutu nasıl değişecek? Biz de bu soruların yanıtlarını ve Ortadoğu savaşının görünmeyen aktörlerini ele aldık.
Prof. Dr. Ali Murat Kırık / Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı ve Adli Bilişim Uzmanı
ASKERİ KARAR ALMA SÜRECİNE HIZ KAZANDIRIYOR
Bugün savaşın teknolojik boyutuna baktığımızda yapay zekânın en yoğun kullanıldığı alanların başında istihbarat analizi, hedef tespiti ve siber operasyonlar geliyor. Özellikle uydu görüntülerinin analiz edilmesi, iletişim trafiğinin incelenmesi ve sahadaki hareketliliğin takip edilmesi gibi süreçlerde büyük bir hız sağlıyor. Bunun yanında drone operasyonlarında hedef belirleme, risk analizi ve operasyon planlaması gibi alanlarda da algoritmaların aktif rol aldığını görüyoruz.
Yapay zekâ sistemlerinin çalışabilmesi için çok büyük miktarda veriye ihtiyaç vardır. Bu veriler genellikle uydu görüntülerinden, insansız hava araçlarından, radar sistemlerinden, iletişim trafiğinden ve açık kaynaklı dijital platformlardan elde edilir.
Drone ve insansız sistemleri, hedef tanıma, rota planlama, engellerden kaçınma ve görüntü analizi gibi görevleri üstleniyor. Örneğin bir drone, kameralarından aldığı görüntüleri analiz ederek sahadaki hareketliliği değerlendirebiliyor ve operatöre anlık bilgi aktarabiliyor. Bu da askeri operasyonların daha hızlı ve daha kontrollü yürütülmesine katkı sağlıyor.
Yapay zekânın en güçlü olduğu alanlardan biri de veri üzerinden tahmin üretme kapasitesidir. Çok sayıda veri analiz edildiğinde birlik hareketleri, lojistik hatlar ve operasyonel hazırlıklar hakkında belirli öngörüler oluşturulabiliyor. Elbette bu tahminler kesin sonuçlar değildir; ancak askeri planlamada önemli bir referans oluşturabilir.
Bu nedenle birçok askeri sistemde yapay zekâ tek başına değil, insan denetimiyle birlikte kullanılır. Bir yandan da bu teknolojinin askeri alanda kullanılması beraberinde ciddi etik ve hukuki tartışmaları da getiriyor. Özellikle otonom silah sistemlerinin insan müdahalesi olmadan karar verebilmesi uluslararası hukuk açısından önemli bir tartışma konusu.
Ersin Çahmutoğlu / Siber Güvenlik Uzmanı
YENİ TEKNOLOJİ, GÜNDELİK HAYATI HEDEF HALİNE GETİRİYOR
Yakın zamanda, İsrail'in "Lavender" ve "Gospel" gibi sistemlerle hedef belirleme hızını insan kapasitesinin katbekat üzerine çıkardığını gördük. İran tarafında ise altyapı sistemlerine yönelik siber saldırıların otomatize edilmesi, trafik ışıklarından enerji şebekelerine kadar çok sayıda kritik altyapının birer dijital mevziiye dönüşmesine neden oldu.
Yapay zekâ destekli siber saldırılar, "polimorfik" bir yapıda olabiliyor. Yani her seferinde yazılımdaki kodları değiştirerek çeşitli siber savunma sistemlerinden kaçabiliyor. Ayrıca yapay zekâ, veri sızıntıları noktasında da epey etkili bir unsur. Çeşitli raporlar, yapay zekâ sayesinde veri sızdırma hızının geçmiş yıllara oranla 4 kat arttığını söylüyor.
İsrail'in kullandığı sistemlerde gördüğümüz gibi, yapay zekâ destekli sistemler, binlerce kişinin hareketlerini, iletişim ağlarını ve sosyal bağlarını analiz ederek bir "hedef listesi" oluşturuyor. Bu sistemler, insan operatörlerin aylarca yapamayacağı analizleri dakikalar içinde tamamlıyor. Siviller açısından en büyük risk, savaşın cepheden çıkıp gündelik hayatın hassas noktalarına erişmesidir. Elektrik şebekesi, haberleşme, ödeme sistemleri, lojistik ve sağlık zinciri dijital olduğu için, buralara yönelik siber operasyonlar doğrudan sivillere zarar verir.
Bir ülkenin bankacılık sistemi kilitlendiğinde, iletişim uyduları kör edildiğinde veya elektrik şebekesi hacklendiğinde hayat durma noktasına gelir. Savaşlar artık daha çok dijital cephede yürütülüyor. Devletler askeri güç amacıyla algoritma üstünlüğüne yatırım yapıyor. Yapay zekâ destekli siber araçları en etkili kullanan devletin, girdiği savaşta daha başarılı olacağı öngörülüyor.
Dolayısıyla kritik altyapılara ve askeri hedeflere odaklanan siber saldırıların etkisine ilave çarpan olarak yapay zekâ tabanlı silahların çok daha önemli olacağını söyleyebiliriz. ABD'nin hem Venezuela hem de İran'da yaptıkları, dünya için bir anlamda ders niteliğinde, buna İsrail'in yapay zekâ tabanlı siber saldırılarını da ekleyelim. Devletler bu alanda daha çok yatırım yapacak, yapmalıdır da. Bu bir tercih değil, zorunluluktur.
İrfan Sapmaz / Gazeteci
ABD, SAVAŞ MEKANİZMALARINI İRAN'DA TEST EDİYOR
Washington'daki askeri çevreler ve ABD ana akım medyasında yer alan analizlere göre Pentagon bu operasyonlarda hem yeni nesil silah sistemlerini hem de yapay zekâ destekli hedefleme teknolojilerini geniş ölçekte kullandı.
ABD savunma kurumlarının uzun süredir geliştirdiği birçok sistem ilk kez gerçek savaş ortamında test edilirken, özellikle yapay zekâ destekli hedefleme ve insansız sistemlerin savaşın önemli unsurlarından biri haline geldiği belirtiliyor. ABD'nin istihbarat kurumları da bu süreçte önemli bir rol oynuyor.
CIA, NSA ve Savunma İstihbarat Ajansı gibi kurumlar tarafından toplanan veriler yapay zekâ destekli analiz sistemleriyle değerlendirilerek askeri planlamaya aktarılıyor. Bu sistemler sayesinde farklı kaynaklardan gelen büyük veri akışının kısa sürede analiz edilmesi mümkün hale geliyor. Washington'daki güvenlik çevrelerine göre bu teknoloji özellikle modern savaşlarda istihbarat ile operasyon arasındaki süreyi önemli ölçüde kısaltıyor. ABD askeri doktrininde son yıllarda geliştirilen yaklaşım, sensörlerden gelen verilerin hızla analiz edilmesi ve hedeflerin hızlı şekilde belirlenmesi üzerine kuruluyor. Washington'daki askeri analistlere göre ABD ile İran arasında yaşanan savaş, modern savaş teknolojilerinin sahada nasıl kullanılacağını gösteren önemli örneklerden biri olarak görülüyor.
Pentagon'un bu operasyonlarda test ettiği yeni yaklaşım üç temel unsur üzerine kuruluyor: Yapay zekâ destekli hedefleme sistemleri, insansız platformların yoğun kullanımı, uzun menzilli hassas saldırı kabiliyeti. Bu nedenle birçok askeri uzman, bu savaşın aynı zamanda yapay zekâ teknolojilerinin ve insansız sistemlerin modern savaşta nasıl kullanılacağını gösteren yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini ifade ediyor.