Yıl boyunca toplumun ruh halini, gündemini ve teknolojiyle kurduğu ilişkiyi dil üzerinden okuyabilen kelimeleri öne çıkarmayı hedefleyen Oxford University Press, 2025'in kelimesi olarak dijital çağın dikkat ekonomisini yakından resmeden rage bait (öfke yemi) terimini seçti.
Rage bait, "öfkeyi yem olarak kullanan içerik" biçiminde özetlenebilecek bir internet terimi olarak öne çıkıyor. Oxford'un tanımına göre bu, kullanıcıların öfke, tepki veya tahrik edilmiş duygularla yanıt vermesini amaçlayan; sinir bozucu, provokatif ya da saldırgan şekilde tasarlanmış çevrimiçi içerik türünü ifade ediyor.
Bu içerikler genellikle trafik ve etkileşim oluşturmak için üretiliyor. Kavram, "rage" (şiddetli öfke) ve "bait" (yem) kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor; benzer bir yapıdaki clickbait terimine yakın olsa da rage bait daha özel olarak öfkeyi tetiklemeye odaklanıyor.
ALGORİTMALAR, ÖFKE VE KUTUPLAŞMAYI BESLEYEN İÇERİKLERİ YÜKSELTİYOR
Anadolu Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Duygu Tosunay Gencelli rage bait kavramıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu:
"Sosyal medya platformlarının algoritmaları genellikle yüksek etkileşime dayalı çalışır. Yani içerik ne kadar çok paylaşılır, yorum alır veya tıklanırsa o kadar görünür hale gelir. Bu yapı, rage bait gibi duygusal tetikleyiciler içeren içeriklerin organik olarak daha geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırlanmasına neden olur. "
"Algoritmalar, öfke ve kutuplaşmayı besleyen içerikleri yükselterek bu tip içeriklerin yayılmasına katkı sağlıyor. Bu sebeple bugün dijital platformlarda sadece bilgi veya eğlence paylaşımı değil, duygu tetikleme stratejileri de dijital ekonomi içinde rol oynuyor. Tıklanma başına gelir odaklı reklam modelleriyle birleştiğinde bu durum, öfke gibi güçlü duyguların oluşmasına dayalı içerik stratejilerinin ortaya çıkmasına yol açıyor."
DİJİTAL KAMUSAL ALANDA YAŞANAN GERİLİMLERİ GÖSTEREN BİR AYNA
Kavramın kültürel ve toplumsal etkileri üzerine değerlendirmede bulunan Tosunay Gencelli şunları ekledi: "Rage bait sadece bir çevrimiçi içerik stratejisini tanımlamakla kalmıyor; aynı zamanda toplumun dijital kamusal alanında yaşadığı gerilimleri gösteren bir aynaya dönüşüyor. "
"Kullanıcıların gündelik akışlarında provoke edici içeriklere maruz kalması, duygu yorgunluğu, kutuplaşma ve toplumsal söylemde sertleşme gibi etkileri beraberinde getirebiliyor."
"Özellikle politik tartışmalarda, toplumsal sorunlarda ve haber paylaşımında bu tür içerikler, kamuoyunun duygusal tepkilerini tetikleme eğiliminde oluyor. "