Modern dünyanın gürültüsünden, egzoz dumanından ve bitmek bilmeyen korna seslerinden tamamen arınmış bir tatil hayal edin... Otomobillerin kapısından bile geçemediği, zamanın adeta durduğu bu rotalar, ziyaretçilerine bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor. Ulaşımın at arabaları, bisikletler veya kanallarla sağlandığı bu büyüleyici yerleşim yerleri, sadece doğanın sesini dinlemek isteyenler için gerçek birer sığınak niteliğinde. İşte dünyada otomobilin yasak olduğu en büyüleyici 6 yer…
Otomobiller, geçtiğimiz bir buçuk asır içinde at arabalarından buharlı araçlara, oradan da günümüzün modern taşıtlarına evrilerek dünyanın hemen her köşesine yayıldı. Motor gürültüsünün henüz ulaşmadığı uzak doğa harikaları hala varlığını korusa da, günümüzde korna sesinin yankılanmadığı bir şehir veya kasaba bulmak neredeyse imkansız hale geldi.
Yine de dünyada, bazen lojistik zorunluluklar bazen de huzurlu bir atmosfer yaratma arzusuyla otomobillere kapılarını kapatan istisnai yerler bulunuyor. İşte modern dünyadan uzaklaşmak isteyenler için dünyanın dört bir yanından araç trafiğinin yasak olduğu 6 büyüleyici rota..
MACKINAC ADASI, MICHIGAN
Michigan'daki Mackinac Adası'nı ziyaret etmek, zamanda geriye yolculuk yapmak gibi hissettirebilir.
Bu yasak sadece kalıcı olmakla kalmadı, kısa sürede adanın turizm sektörünün en güçlü pazarlama kozuna dönüştü.
Bugün Mackinac, yalnızca popüler bir yazlık rota değil; aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri'nde acil durum araçları dışında otomobillerin girmesinin yasak olduğu tek eyalet otoyoluna ev sahipliği yapmasıyla da dikkat çekiyor.
MONHEGAN ADASI, MAINE
Atlantik Okyanusu'nun ortasında, sarp kayalıklar, çam ormanları ve yaban çiçekleriyle çevrili Maine'deki Monhegan Adası, kendine has mistik bir atmosfere sahip.
Zaten genişliği yaklaşık bir mil olan adanın büyük bir kısmı el değmemiş doğadan oluşuyor; bu da yürüyerek keşif yapmak, doğadan ilham toplamak veya yaban çiçeği demetleri biriktirmek için mükemmel bir ortam sunuyor.
HYDRA, YUNANİSTAN
Köklü bir tarihe sahip olan Hydra, 18. ve 19. yüzyıllarda gemi inşa merkezi olarak gelişti ve 20. yüzyılda bir diziye ev sahipliği yapmasıyla popüler bir destinasyon haline geldi.
1960'larda bohem bir yerleşim yeri olan ve Atina'dan yaklaşık iki saatlik feribot yolculuğu mesafesindeki adada yol olmadığından bisiklet görmek bile oldukça zor.
Burada birçok şey eşek sırtında taşınıyor. Bütün bunlar adanın kaygısız ve zamansız atmosferine katkıda bulunuyor. Sonuçta, denizin kenarındaki bir kafede kahve yudumlayarak gününüzü geçirebildiğiniz için arabaya pek de gerek duyulmuyor.
DAUFISKIE ADASI, GÜNEY KAROLİNA
Hilton Head'den yaklaşık yarım saatlik bir tekne yolculuğu mesafesinde bulunan Daufuskie Adası, ziyaretçilerine adeta bambaşka bir dünyadaymış hissi veriyor. Binlerce yıllık köklü bir geçmişe sahip olan bu ada, günümüzde modern hayatın karmaşasından kaçmak isteyenler için gerçek bir huzur durağı niteliğinde.
Zengin tarihi dokusuyla büyüleyen Daufuskie, bugün sakin bir balıkçı ve sanatçı adası olarak biliniyor. Harika plajları, berrak gökyüzü, sanat galerileri ve yerel mutfağıyla ada; gerçek anlamda "uzaklaşmak" isteyenlerin gözdesi.
Bu mistik atmosferin en büyük koruyucusu ise adanın neredeyse tamamen otomobilsiz olması. Ana kara ile ada arasında herhangi bir köprü bulunmuyor; bu yüzden yerel halk ve ziyaretçiler ulaşım için sadece golf arabalarını veya bisikletleri kullanıyor.
GIETHOORN, HOLLANDA
Büyüleyici kanal sistemleriyle tanınan Giethoorn kasabası, boşuna "Hollanda'nın Venedik'i" olarak anılıyor. Şehir merkezinin tamamen otomobillere kapalı olduğu bu yerleşim yeri, yaklaşık 6 kilometrelik büyüleyici su yolları etrafında şekilleniyor.
Amsterdam'dan yaklaşık bir buçuk saatlik bir yolculukla ulaşılabilen Giethoorn; geleneksel Hollanda evleri, dingin kanalları ve huzurlu atmosferiyle bir masal diyarını andırıyor.
Zermatt, dağların kış harikaları arasında sizi götüren manzaralı tren yolculuklarından, tepede yükselen Matterhorn'un nefes kesen manzaralarını sunan yürüyüşlere kadar yapılacak birçok aktivite ile dolu bir köydür.
Zermatt'da özel araçlar kesinlikle yasaktır ve çoğu insan tren, elektrikli otobüs ve nadiren de olsa elektrikli taksi kullanarak ulaşım sağlar.
Bunun başlıca nedeni ise egzoz gazı miktarını azaltarak Matterhorn ve çevredeki dağ silsilesinin daha da berrak bir şekilde görülebilmesini sağlamaktır.