Osmanlı tahtında sadece padişahların söz sahibi olduğu düşüncesi, tarihin en büyük eksik doğrularından biridir. Özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda yaşanan ve dünya tarihine "Kadınlar Saltanatı" olarak geçen dönem, saray kadınlarının devlet yönetiminde ne denli doğrudan ve sarsıcı bir güce ulaştığını gözler önüne seriyor. Yabancı krallara yön veren diplomasilerden, taht mücadelelerine kadar imparatorluğun kaderini belirleyen o isimler, tarih sahnesinde unutulmaz izler bıraktı.
Kanuni Sultan Süleyman ile olan dillere destan aşkıyla tanınsa da Hürrem Sultan, aslında modern Osmanlı diplomasisinin en zeki kurucularındandır.
Padişah üzerindeki büyük nüfuzu ve Avrupa krallarıyla bizzat yürüttüğü mektuplaşmalarla dış politikada aktif rol oynadı. Osmanlı'da "Haseki" unvanını alarak nikah masasına oturan ilk köle asıllı kadın olan Hürrem Sultan, çocuklarını tahta hazırlama stratejileriyle saray içi dengeleri baştan yazdı.
Osmanlı tarihinin tartışmasız en güçlü kadın figürü olan Kösem Sultan, I. Ahmed'in eşiydi. İki oğlu (IV. Murad ve Sultan İbrahim) ile torununun saltanat dönemlerini görerek yaklaşık 25 yıl boyunca devleti fiilen yönetti. Tarihte "Saltanat Naibi" sıfatıyla resmi olarak devletin başına geçen ilk kadın oldu.
Sultan İbrahim'in eşi ve IV. Mehmed'in annesi olan Turhan Sultan, Kösem Sultan ile girdiği amansız iktidar mücadelesinden galip ayrıldı. Oğlu çocuk yaşta tahta çıktığında devleti büyük bir dirayet ve otoriteyle yönetti.
Ancak onu tarihte eşsiz kılan adım, iktidarı kendi rızasıyla Köprülü Mehmed Paşa'ya devrederek Osmanlı'da "Kadınlar Saltanatı" dönemini bizzat kapatan isim olmasıdır.
Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi olan Hafsa Sultan, Osmanlı saray hiyerarşisinde "Valide Sultan" unvanını kullanan ilk kişidir.
III. Murad'ın eşi olarak hem iç hem dış siyasette zehir gibi bir zekayla hareket etti. İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth ile doğrudan hediyeleşecek kadar küresel bir diplomasi ağı kuran Safiye Sultan; atamalar, aziller ve siyasi kararlarda başrol oynadı.
Şehzade Mustafa'nın arkasındaki en büyük siyasi güçtü. Oğlunun sancağında bir "Ana Sultan" gibi hareket ederek halkın ve ordunun sevgisini kazandı.
Hürrem Sultan ile girdiği rekabetle tanınsa da, aslında Şehzade Mustafa'nın arkasındaki en büyük siyasi destekçiydi. Mustafa'nın trajik ölümüyle Bursa'ya sürülse de asaletiyle anılmaya devam etti.
Bugün hala şifa dağıtan Vakıf Gureba Hastanesi'nden Galata Köprüsü'ne kadar İstanbul'un mimari silüetine en çok imza atan modern yüz oldu.