Öksürüğe iyi gelsin diye sıcak süte veya çaya bal mı ekliyorsunuz? Yıllardır şifa niyetine yapılan bu alışkanlık, balın içindeki bileşenleri değiştirerek bambaşka bir yapıya dönüştürüyor. İşte balın ısı karşısındaki o tehlikeli değişimi...
Binlerce yıldır doğanın en güçlü şifa kaynağı olarak kabul edilen bal, mutfaklarımızın baş tacı. Ancak son yapılan bilimsel araştırmalar, çoğumuzun balı tüketirken sağladığına inandığı faydayı kendi elleriyle yok ettiğini kanıtlıyor.
Özellikle kış aylarında boğazı yumuşatması için sıcak süte veya çaya karıştırılan o bir kaşık bal, sandığınız kadar masum olmayabilir. Yüksek ısı ile temas eden balda meydana gelen kimyasal değişim, hem tüm besin değerini öldürüyor hem de vücutta toksik bir etki yaratabiliyor.
Peki, balı tüketirken yaptığımız o büyük hata ne? İşte sağlığınızı korumak için bal hakkında mutlaka bilmeniz gereken çarpıcı gerçekler...
Bilim insanları, yüksek HMF içeren gıdaların uzun vadede bağışıklık sistemini yorabildiği konusunda uyarıyor.
Yani o şifalı bal, sıcak çayın içinde sadece bir tatlandırıcıya, daha da kötüsü zararlı bir yapıya dönüşür.
Bu noktadan sonra içtiğiniz şey, balın şifasından arınmış, sadece "pahalı bir tatlandırıcı" haline gelmiş bir şekerli sudur.
Balla ilgili tek risk sadece evdeki hatalı kullanım değil. Bazı sanayi tipi üretimlerde de ballar kavanozlanmadan önce kristalleşmeyi önlemek için yüksek ısılara maruz bırakılır.
Market rafında her daim cam gibi parlayan balların birçoğu bu işlemden geçtiği için besin değerini yitirmiş olabilir. Gerçek, kaliteli ve işlem görmemiş balın kristalleşmesi (donması) aslında onun doğal ve "canlı" olduğunun bir kanıtıdır.