SON DAKİKA… Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırıları sonrası gözler bir kez daha şiddet içerikli oyunlara çevrildi. Sabah'a özel değerlendirmelerde bulunan Necmettin Erbakan Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Salih Gürbüz, dijital mecraların gençleri canlı bombaya dönüştürdüğüne dikkat çekti. "Sosyal medya platformlarında 'şiddet dili' gençlerin yeni kutsalı olmuş" dedi.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta eğitim kurumlarını hedef alan şiddet olaylarının ardından, Necmettin Erbakan Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Salih Gürbüz, SABAH'a yaptığı değerlendirmede medyanın toplumsal inşa rolüne dikkat çekerek acil bir "Anlatı Uzlaşısı" çağrısında bulundu.
YALNIZ BIRAKILAN GENÇLERİN YENİ KUTSALI ŞİDDET DİLİ
Saldırıların ardından bazı sosyal medya mecraları üzerinden saldırı planı yaptıkları ortaya çıkan gençler hakkında konuşan Gürbüz, "Bu durum çocuk oyunundan ziyade medyadaki anlatısal terörün ve dijital yozlaşmanın geldiği son aşamadır. Yaşları 13 ile 20 arasında değişen gençlerin şiddeti bir oyun kurgusu gibi içselleştirmesi toplumsal anominin en somut kanıtıdır. Biz bu çocukları ekran başındaki sahipsiz mecralarda yalnız bıraktığımız sürece şiddet dili onların yeni kutsalı haline gelecektir" dedi.
GENÇLER TOPLUMA DÜŞMAN BİRER CANLI BOMBAYA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR
Daha önce İkbal Uzuner cinayetinde gündeme gelen "incel"lere benzer bir yapının tekrar ortaya çıktığını belirten Gürbüz, temelde yatan şeyin medyanın pompaladığı nefret dili ve şiddet estetiği olduğunu vurguladı. Gürbüz, "Dijital mecralar bu gençlere sahte bir aidiyet sunarken onları topluma düşman birer canlı bombaya dönüştüren anlatısal bir laboratuvar gibi çalışmaktadır" diye konuştu.
Okulların veli iletişim gruplarında yayılan "Çocuklarınızı okula göndermeyin, saldırı olacak" mesajlarının toplumsal bağışıklık sistemine yönelik birer psikolojik operasyon olduğunu değerlendiren Gürbüz, "Güven duygusunun okul gibi en güvenli kalemizden çekilmesi kaosun tam olarak hedeflediği şeydir. Ancak eğitim kurumlarımıza ve devletimizin tüm kurumlarına karşı güven ortak paydasında birleşerek akademik akılla desteklenmiş sosyal medya düzenlemeleri sayesinde bu acı olayların önüne geçmemiz kısa sürede mümkündür" diye konuştu.
MEDYAYI TOPLUMSAL ISLAHIN KALESİ HALINA GETİRMELİYİZ
Medyadaki şiddetin bir eğlence malzemesi olarak sunulmasının toplumsal dokuyu zehirlediğini ifade eden Gürbüz, hükümet ve sektör temsilcilerinin ivedilikle bir araya gelmesi gerektiğini vurguladı. Medya endüstrisini kar odaklı kaos anlatısından kurtaracak çözüm önerileri sunan Gürbüz, "Toplumu kutuplaştıran, ötekileştiren ve şiddeti normalleştiren dilin tespiti için akademisyenlerin, kamu temsilcilerinin ve sektör profesyonellerinin yer aldığı bağımsız bir İçerik İzleme ve Etik Denetim Kurulu yapılandırılmalıdır.
Büyük Türkiye Cumhuriyeti ailesinin geleceği, ekranlardaki şiddet kurgularına kurban edilemez. Devletimizin kararlılığı ve medya sektörü paydaşlarının sağduyulu uzlaşısı ile medyamızı toplumsal ifsat aracı olmaktan çıkarıp yeniden toplumsal ıslahın kalesi haline getirebiliriz" ifadelerini kullandı.
ŞİDDETİ ESTETİZE EDEN YAPIMLARDAN 'ŞİDDET VERGİSİ' KESİLMELİ
Reyting uğruna şiddeti estetize eden yapımların reklam gelirlerinden "Toplumsal Rehabilitasyon Fonu" kesintisinin yapılmasını öneren Gürbüz, yapıcı ve etik içerik üreten kuruluşlara vergi ise ve SGK prim teşvikleri sağlanarak medya ekonomisinin ıslaha yönlendirilebileceğini belirtti.
Öte yandan geleneksel medyada yasaklanan unsurların sosyal medya aracılığıyla sansürsüz başlığıyla yayılmasının önüne geçilmesi gerekliliğine işaret eden Gürbüz, dijital yayın mecralarının da mevzuata dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Gürbüz, Discord ve Telegram gibi mecralarda şiddet odaklı anahtar kelimeleri anlık tarayan yapay zeka tabanlı bir siber devriye ağı kurulması önerisini verdi.