İstanbul'da yaşayan milyonlarca vatandaşın gözü kulağı deprem uzmanlarından gelecek açıklamalarda. Son olarak 2025 Silivri depremiyle sarsılan kentte, Prof. Dr. Osman Bektaş korkutan senaryonun detaylarını paylaştı. Bektaş, depremin büyüklüğü düşük kalsa bile bir ilçede sarsıntının çok daha şiddetli hissedileceğini vurgulayarak "basen etkisine" dikkat çekti. İşte o ilçe ve yaklaşan İstanbul depreminin detayları...
İstanbul'da beklenen büyük depreme ilişkin her geçen gün yeni bir veri ortaya çıkıyor. Son olarak 2025 Silivri depremi ile sarsılan mega kentte, bilim dünyasından gelen uyarılar stratejik bir noktaya odaklandı. Uzman isim Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara'nın altındaki sismik şifreleri çözerek korkutan bir tablo çizdi: Marmara Denizi'nin altındaki kabuk yapısını inceleyen Prof. Dr. Osman Bektaş, Orta Marmara Sırtı üzerindeki ince ve kırılgan yapıya dikkat çekti. Bektaş'a göre bu bölgedeki kabuk, çok derin olmayan "sığ bir depremsellik" ile kırılma potansiyeline sahip.
"SIĞ DEPREMSELLİK" TEHLİKESİ: İNCE KABUK KIRILABİLİR Mİ?
Ancak senaryodaki en dikkat çekici detay Çınarcık Çukuru noktası. Bektaş, bu bölgenin bir "termal bariyer" görevi gördüğünü belirterek şu önemli tespiti yaptı: "Doğudaki Çınarcık Çukuru'nun sahip olduğu yüksek sıcaklık ve termal yapı, olası bir kırılmayı durdurma potansiyeline sahip. Tıpkı 2025 yılında Silivri'de yaşanan depremin Kumburgaz Çukuru'nda takılıp kalması gibi, enerji transferi belirli bariyerlere çarpabilir."
MAGNİTÜD 6 OLSA BİLE ŞİDDET 7 OLACAK!
Halk arasında depremin büyüklüğü ($M$) ile şiddeti (hissedilen yıkım gücü) sık sık karıştırılıyor. Bektaş, İstanbul halkını bu konuda uyararak sarsıntının büyüklüğü 6,2 - 6,4 seviyelerinde kalsa dahi, bunun bir "hafif deprem" olarak algılanmaması gerektiğini vurguladı. Özellikle Avcılar hattı için alarm zillerini çalan Bektaş, "sismik dalgaların şiddetinin 7 seviyesine çıkabileceğini" ifade etti.
AVCILAR NEDEN RİSK ALTINDA? BASEN ETKİSİ NEDİR?
Haberin en kritik kısmını ise Avcılar'ın jeolojik yapısı oluşturuyor. Uzmanlar yıllardır Avcılar zeminindeki heyelan riskine dikkat çekerken, Bektaş "Basen Etkisi" (Basin Effect) kavramını gündeme taşıdı. Deprem dalgaları sert kayalıklardan geçerken hızla ilerler ancak gevşek, tortul havzalara (basen) girdiğinde hapsolur. Bu havzalarda yankılanan dalgalar, sanki bir kasedeki jöle gibi sallanmaya başlar. Avcılar'ın sahip olduğu gevşek zemin yapısı, gelen sismik dalgaların genliğini artırır. Yani deprem merkezinde 5 birim olan sarsıntı, Avcılar'ın zemininde 8 birime kadar çıkabilir.
UZMANLAR UYARIYOR: "ZEMİNLE BARIŞIK YAPILAR ŞART"
Prof. Dr. Osman Bektaş'ın sosyal medya üzerinden paylaştığı sismik harita, İstanbul'un batı yakasındaki riskin sadece fay hattına yakınlıkla değil, tamamen zemin yapısıyla ilgili olduğunu kanıtlıyor. Bektaş, şu hayati uyarıyla sözlerini noktaladı: "Unutmayalım; sarsıntının teorik büyüklüğü değil, zeminin o sarsıntıya verdiği fiziksel tepki binaları yıkar. Avcılar ve çevresindeki yapı stoğu, bu zemin büyütmesi gerçeğine göre yeniden analiz edilmelidir."
İSTANBUL'UN DİĞER İLÇELERİNDE DURUM NE?
Sadece Avcılar değil; Küçükçekmece, Büyükçekmece, Bakırköy ve Zeytinburnu gibi sahil aksındaki ilçelerin de benzer zemin karakteristiklerine sahip olduğu biliniyor. Uzmanlar, "mavi hat" olarak adlandırılan sahil şeridindeki dolgu alanlar ve alüvyon zeminlerin, beklenen Marmara depreminde sarsıntıyı en az 2 kat daha fazla hissedeceği konusunda hemfikir.
Türkiye, jeolojik konumu nedeniyle dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer alıyor. Afrika, Arap ve Avrasya levhalarının kesişim noktasında bulunan Anadolu coğrafyası, bu nedenle yüzlerce aktif fay hattına ev sahipliği yapıyor.
TÜRKİYE DEPREM KUŞAĞINDA: FAY HATLARI GERÇEĞİ
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ile AFAD tarafından hazırlanan diri fay haritalarına göre Türkiye genelinde 500'e yakın aktif fay hattı bulunuyor. Bu fayların önemli bir bölümü doğrudan yerleşim alanlarının altından ya da çok yakınından geçiyor ve özellikle bazı illerde büyük ve yıkıcı depremlerin yaşanma riskini ciddi ölçüde artırıyor.
TÜRKİYE'NİN EN TEHLİKELİ FAYI: KUZEY ANADOLU FAY HATTI
Uzmanların ortak görüşüne göre Türkiye'nin en tehlikeli ve en aktif fay sistemi Kuzey Anadolu Fay Hattı olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 1.200 ila 1.500 kilometre uzunluğundaki bu dev fay hattı, Marmara Denizi'nden başlayarak Karadeniz'in güneyinden Doğu Anadolu'ya kadar uzanıyor.
Tarih boyunca 7 ve üzeri büyüklükte çok sayıda yıkıcı deprem üreten Kuzey Anadolu Fayı, özellikle İstanbul ve çevresi açısından hayati bir risk oluşturuyor. İstanbul'un yanı sıra Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova, Bursa, Amasya, Tokat ve Erzincan gibi iller bu fay hattının doğrudan etkisi altında bulunuyor ve birinci derece deprem riski taşıyan şehirler arasında yer alıyor.
DOĞU ANADOLU FAY HATTI: YIKICI DEPREMLERİN MERKEZİ
Türkiye'nin ikinci büyük ve son derece tehlikeli fay sistemi Doğu Anadolu Fay Hattı olarak biliniyor. Arap Levhası ile Anadolu Levhası arasındaki hareket sonucu oluşan bu fay hattı, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde etkili oluyor.
Son yıllarda meydana gelen büyük depremlerle birlikte Doğu Anadolu Fayı üzerindeki enerji birikimi yeniden gündeme gelirken, Kahramanmaraş, Hatay, Malatya, Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Muş gibi iller bu hattın yüksek risk taşıyan noktaları arasında gösteriliyor. Uzmanlar, bu bölgelerdeki sismik hareketliliğin uzun vadede de devam edebileceği uyarısında bulunuyor.
EGE VE BATI ANADOLU'DA SIK DEPREM GERÇEĞİ
Batı Anadolu ve Ege Bölgesi, Türkiye'nin deprem açısından en hareketli alanlarından biri olarak dikkat çekiyor. Bu bölgede faylar genellikle kırıklı ve parçalı bir yapıda bulunuyor. Bu durum, Ege'de sık sık deprem yaşanmasına neden olurken, depremlerin çoğu orta büyüklükte gerçekleşiyor.
Ancak yerleşim alanlarının faylara çok yakın olması, risk seviyesini yükseltiyor. İzmir, Manisa, Aydın, Denizli, Muğla, Balıkesir, Uşak, Afyonkarahisar ve Kütahya gibi iller Batı Anadolu fay sisteminin etkisi altında bulunuyor. Özellikle kıyı kesimlerde zemin yapısı nedeniyle hasar riski artıyor.
İÇ ANADOLU TAMAMEN GÜVENLİ Mİ?
Uzun yıllar boyunca görece güvenli kabul edilen İç Anadolu Bölgesi'nin de tamamen risksiz olmadığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuş durumda. Tuz Gölü Fay Zonu başta olmak üzere Eskişehir ve Kırşehir çevresinde uzanan fay sistemleri, İç Anadolu'daki deprem potansiyelini gözler önüne seriyor. Ankara, Konya, Aksaray, Niğde, Kırşehir, Kayseri ve Eskişehir gibi iller bu fay zonlarına yakın konumda bulunuyor. Bu bölgelerde deprem riski Marmara veya Doğu Anadolu kadar yüksek olmasa da orta düzeyde tehlike barındırıyor.
KARADENİZ VE GÜNEYDOĞU'DA DEPREM RİSKİ
Karadeniz Bölgesi'nde deprem riski batıdan doğuya doğru farklılık gösteriyor. Batı Karadeniz, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın etkisiyle daha yüksek risk taşırken, Doğu Karadeniz görece daha sakin bir sismik yapıya sahip.
Zonguldak, Bartın, Kastamonu, Sinop ve Samsun gibi iller Karadeniz'de deprem riski bulunan şehirler arasında yer alıyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ise Doğu Anadolu Fay Hattı'na yakın olan Diyarbakır, Şanlıurfa, Siirt, Batman ve Mardin gibi iller belirli ölçüde deprem tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.
TÜRKİYE'DE DEPREM RİSKİ EN YÜKSEK İLLER
Uzmanların değerlendirmelerine göre Türkiye'de deprem riski en yüksek iller arasında İstanbul, İzmir, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Hatay, Kahramanmaraş, Erzincan, Bingöl ve Manisa ilk sıralarda yer alıyor. Bu illerde hem aktif fay hatlarının varlığı hem de yoğun nüfus ve yapılaşma, olası bir depremde hasar riskini artırıyor.
GÖRECE DAHA DÜŞÜK RİSKLİ İLLER
Deprem riski diğer bölgelere kıyasla daha düşük olan şehirler arasında Konya, Karaman, Nevşehir, Yozgat, Kırıkkale, Aksaray, Edirne ve Kırklareli öne çıkıyor. Ancak uzmanlar, bu illerin de tamamen güvenli olmadığını ve Türkiye'nin her noktasında deprem gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
UZMANLARDAN KRİTİK UYARI: DEPREM DEĞİL BİNA ÖLDÜRÜR
Jeoloji ve deprem uzmanları, bir ilin fay hattı üzerinde bulunup bulunmamasının tek başına belirleyici olmadığını ifade ediyor. Zemin yapısı, bina yaşı, yapı denetimi, kullanılan malzeme kalitesi ve kentsel dönüşüm çalışmaları, deprem sırasında yaşanacak can ve mal kaybını doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, "deprem değil, dayanıksız bina öldürür" uyarısını bir kez daha yineliyor.
Türkiye, yüzlerce aktif fay hattının bulunduğu bir coğrafyada yer alıyor. Büyük depremlerin kaçınılmaz olduğu bu ülkede, afetlere karşı hazırlıklı olmak artık bir tercih değil zorunluluk olarak görülüyor. Bilinçli yapılaşma, etkili denetim mekanizmaları ve toplumsal farkındalık sayesinde depremlerin yol açacağı yıkımın önemli ölçüde azaltılabileceği belirtiliyor.
TÜRKİYE DEPREM RİSK HARİTASI YAYINLANDI
Türkiye deprem risk haritası yayınlandı. Dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya fay hattı üzerinde bulunan Türkiye'de her yıl yüzlerce deprem meydana geliyor. Uzmanlar özellikle, Marmara, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerine dikkat çekiyor. Deprem tehlikesi olan iller listesi ise vatandaşlar tarafından merak ediliyor. İşte fay hattının geçtiği iller ve Türkiye deprem risk haritası...
Türkiye'de Doğu Anadolu Fay Hattı, Batı Anadolu Fay Hattı ve Kuzey Anadolu Fay Hattı başta olmak üzere 3 büyük fay hattı mevcuttur. Bu fay hatlarının olduğu bölgeler ise ciddi risk bölgesi olarak kabul edilir.
TÜRKİYE'DE EN YÜKSEK DEPREM RİSKİ TAŞIYAN İLLER HANGİLERİ?
Türkiye Deprem Tehlike Haritası kapsamında risk oranlarına göre toplamda 5 farklı bölge belirlenmiştir. Dördüncü ve beşinci grupta yer alan iller en az riskli sayılırken, birinci ve üçüncü grupta yer alan iller en yüksek deprem risklerini kapsamaktadır.
İşte deprem riski en yüksek iller;