SON DAKİKA… ABD/İsrail-İran arasında 40 gündür devam eden savaşta 8 Nisan itibariyle 15 günlük bir ateşkes ilan edildi. Gözler ise savaşın maliyetine çevrildi. SABAH Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu bugünkü köşesinde küresel enerji piyasalarını alt üst eden savaşın maliyetine değindi. "Fakat İsrail'in istihbaratı ve analizleri yanlış çıktı. CIA'in ve Pentagon'daki sorumlu isimlerin uyarıları dinlenmediği için Siyonistlerin evindeki hesap ABD açısından, İran çarşısına uymadı" ifadelerini kullanan Okan Müderrisoğlu, "ABD elde ede ede, Hürmüz Boğazı'nın tanker trafiğine açılması ile İran'daki nükleer santrallerin yer altı hücrelerinde tutulan zenginleştirilmiş uranyumun bir kısmına erişme şansı buldu" dedi. İşte Okan Müderrisoğlu'nun bugünkü yazısı…
İran'da halk ayaklanmadı, rejim değişmedi, ağır darbe alsa da balistik füze yetkinliği korundu, vekil güçleri ise tasfiye olmadı.
Buna karşın... Haziran 2025'teki 12 gün savaşlarının bilançosu ile birlikte 28 Şubat-8 Nisan 2026 tarihleri arasında İran, sıkıntılı ekonomik durumuna rağmen 20 milyar dolar askeri harcama yaptı, 15 milyar dolar askeri ve sivil altyapı hasarına uğradı, en az 5 milyar dolar değerindeki sanayi tesisi ve ar-ge merkezini kaybetti! Bu kirli savaşın İran'a tahmini maliyeti bugün için 45 milyar doları buldu. Devletin üst yönetimi, askeri ve istihbarı isimleri ile yetişmiş insan gücü ve sivil kayıplarının değerinin para ile ölçülmesi zaten mümkün değil.
ABD'ye gelince... Savaşı başlatan İsrail, perde arkasında stratejik hedeflerine ilerlerken Başkan Trump gerek ülke içinde gerekse uluslararası kamuoyu nezdinde feci hırpalandı. Savaş, küresel enerji şokuna sebebiyet verdi. Amerikalılar; Suudi Arabistan, Katar, BAE, Kuveyt, Bahreyn gibi geleneksel müttefiklerini tam kapasite koruyamadı. Bu ülkelerdeki askeri tesislerinde bile vuruldu.
Gizlese de 20 milyar dolar askeri ve sivil maliyet üstlenen İsrail, ABD ile birlikte saha paylaşımı yaparak İran'da 11 bin hedefe bomba yağdırdı, 85 bin binayı yıktı! Maalesef okullar, hastaneler, üniversite laboratuvarları, köprüler, demiryolları, su arıtma tesisleri de hedef alındı. Devrim Muhafızları Ordusu'nun karargahları, mühimmat depoları, hava savunma sistemleri felç edildi. İran'ın nükleer santralleri, atom araştırma üniteleri defalarca bombardımana tabi tutuldu, ülkenin lojistik zinciri, balistik füze ve rampa kabiliyeti büyük ölçüde kırıldı.
Tahran'ın 4.500 civarında balistik füzesi olduğu sanılıyordu. Oysa İran'ın şu ana kadar 5 binden fazla füze attığı radar izleriyle belirlendi. Yeraltı depolarında bir bu kadar füzesi bulunduğu anlaşıldı. 370 adet füze fırlatma rampasına sahip olduğu varsayılan, 170 civarında rampası kaldığı düşünülen İran'ın, mobil fırlatma yeteneği geliştirdiği, Çin'den aldığı rampa görünümlü maketleri açıkta bırakarak İsrail'in boş hedefleri vurmasını sağladığı rapor edildi!
ABD elde ede ede, Hürmüz Boğazı'nın tanker trafiğine açılması ile İran'daki nükleer santrallerin yer altı hücrelerinde tutulan zenginleştirilmiş uranyumun bir kısmına erişme şansı buldu
40 gün içinde, seyir füzesi kapasitesi yüzde 70 oranında azaldı. 5 milyar doları savaş uçağı, helikopter, insansız hava aracı, radar kaybı olmak üzere ilk etapta 50 milyar dolardan az olmayan askeri harcamaya katlandı.
Bu süre zarfında... 1 adet F-35 Lightning II savaş uçağı, 4 adet F-15E Strike Eagle savaş uçağı, 1 adet A-10 Thunderbolt II taarruz uçağı, 2 adet MC-130J Commando II çok amaçlı nakliye uçağı, 1 adet (hava sahası kontrolünün beyni konumundaki) E-3 Sentry AWACS uçağı (ki şu dakika 700 milyon dolar ederinde), 2 adet KC-135 tanker uçağı kaybetti, en az 6 tanker uçağı ağır hasar aldı.
Bunlara ek olarak... Özel kuvvet operasyonlarında kullanılan 4 adet AH/MH-6 Little Bird helikopteri, 17 adet MQ-9 Reaper UCAV insanız hava aracı, 1 adet HH-60M helikopteri, 2 adet CH-47F Chinook helikopteri kullanılamaz hale geldi. 2 adet HH-60W helikopteri ise hasarlı olarak kullanım dışına çıkarıldı.
Ve merak edilen o konu!
Mart ayında, Türkiye hava sahasına yönelik İran menşeli 4 balistik füze girişimi...
4 Mart, 9 Mart, 13 Mart ve 30 Mart'ta ateşlenen bu füzeler Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO deniz unsurları tarafından etkisiz hale getirildi. Füzelerin İran'dan (Tahran'ın batısı ve kuzey doğusundan) fırlatıldığına ilişkin radar izleri var. Lâkin sahada bir delil eksikliği de söz konusu. Yani NATO savunma sistemi, İran'dan ateşlenen bu füzeleri atmosferin dışında vuruyor ve parçaları Antep-Hatay-Malatya'ya düşüyor. Çok enteresan bir şekilde sahada bulunan parçaların hepsi NATO savunma füzelerine ait çıkıyor. İran füzesinin parçası ise bulunamıyor. Bu da kafa karışıklığı yaratıyor. İran, "Biz atmadık" diyor. Ama ne derlerse desinler, düğmeye basan el, olağan şüpheli olarak ileride dosyası açılmak üzere "şimdilik" kaydıyla bir kenarda tutuluyor.