Yeni doğan bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve 12 bebeğin ölümüne sebep olan çete çökertildi. Hazırlanan iddianamede 47 kişi şüpheli ve 19 sağlık kuruluşuna yer verildi. İddianamede örgüt lideri Fırat Sarı ve örgüt yöneticisi İlker Gönen'in ayrı ayrı 324 yıl 3 ay hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Öte yandan başsavcıyı tehdit eden çete üyelerinden Mustafa Kemal Zengin'in savunması pes dedirtti. İşte detaylar...
Türkiye'nin gündemine oturan yeni doğan çetesi 12 bebeğin ölümüne neden olmuştu. Bebek acil hastalarını anlaşmalı hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan çete hakkında geçtiğimiz günlerde fezleke hazırlanmış ve çeten hakkında 1775 yıla kadar hapis istenmişti. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcığı tarafından iddianame düzenlendi. 22 Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianame değerlendirme aşamasında.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Fırat Sarı liderliğindeki ve yöneticiliğini İlker Gönen ve Gıyasettin Mert Özdemir'in yaptığı suç örgütünün esas amacının anlatıldı. İddianamede örgütün işletmesini devir aldıkları yeni doğan yoğun bakım ünitelerini 112 sevk sistemini bertaraf ederek doluluğunu sağlamak, hastaların basamakları ile oynama yaparak SGK'dan üst sınırdan ödeme almak, hastaların mevcut durumlarını evrak işlemlerine farklı yansıttıkları belirtildi.
Örgütün entübe olanı entübe olmayan şekilde, entübe olmayanı entübe olan şekilde ve kullanılmayan ilaçları kullanılmış gibi farklı yöntemlerle evrak sahteciliği yapmak sureti ile SGK'ya fatura ettiği beklirtildi. Hastaların mevcut durumlarını olduğundan daha ağır göstererek daha uzun süre yatış sağlayıp SGK'dan yüksek ücret tahsil etmek ve bazı hasta yakınlarından fazladan ücret adı altında para almak gibi işlemlerle maddi çıkar elde etmek ve SGK'yı dolandırmak olduğu ifade edildi.
Korkunç detaylar ortaya çıktı! Yenidoğan Çetesi hakkında iddianame hazırlandı | Video
ELDE ETTİKLERİ KAZANCI SAĞLIK ÇALIŞANLARI İLE PAYLAŞTILAR
Örgüt lideri ve yöneticilerinin elde ettikleri kârı çoğunluğu sağlık çalışanı olan örgüt üyesi şüphelilerle paylaştığı, hastane sahipleri ve başhekimlerinin örgüt hiyerarşisine dahil olmamakla birlikte örgüte yardım ederek kendilerinin de maddi çıkar sağladığı kaydedildi.
Hastane yönetimlerinin Fırat Sarı liderliğindeki örgüt ile elde edilen kârı oransal olarak paylaştığı, 112 sevk sistemi bertaraf edildiği için bebek hastaların uygun sağlık hizmeti almasını sağlayacak hastanelere sevki yerine şüphelilerin seçtiği örgüt adına kârlı gördüğü hastanelere yatışının yapıldığı belirtildi. Örgütün esas amacının bebeklerin sağlık durumunun iyileştirilmesi değil maddi olarak en fazla kazanç elde edilmesi olduğu iddianamede değerlendirildi.
324 YILA KADAR HAPİS TALEBİ
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede örgüt lideri Fırat Sarı ve örgüt yöneticisi İlker Gönen'in ayrı ayrı 324 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Diğer 45 şüphelinin değişen oranlarda hapis cezası ile cezalandırılması istendi. İddianame Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
Öte yandan Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Savcısı Y.E'nin makamında ölümle tehdit edildiği iddiasına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Mustafa Kemal Zengin'in ifadesi ortaya çıktı. Olayın iyi niyetinden kaynaklandığını söyleyen Zengin'in pişkin savunması şok etkisi yarattı.
MUSTAFA KEMAL ZENGİN'DEN PİŞKİN SAVUNMA
Zengin, tarihini hatırlamadığı bir gün arabasını yıkatmak için bir otoparka gittiğini, buranın sahibi Y.Ç'nin kendisine baldızı T.T'nin hemşire olduğunu, bir hastane soruşturması kapsamında tutuklandığını anlattığını belirtti. Bu görüşmeden bir süre sonra Y.Ç. ve ağabeyi B.Ç. ile tekrar görüştüğünü, kendisinden iyi bir ceza avukatı bulmasını istediklerini anlatan Zengin, daha sonra konuyu avukat olan diğer tutuklu şüpheli A.A'ya aktardığını anlattı. Tutuklu Zengin, T.T'nin akrabaları olan B.Ç. ve Y.Ç'nin sokakta hatırı sayılır kişiler olduğunu, bu kişilerin savcıya zarar verebileceğini, savcının ailesinin de bu kişilerce araştırıldığını, bunların mafyatik kişiler olduğunu da söylediğini iddia ederek, "Bunun üzerine A.A. bana dosyaya bakıp döneceğini söyledi. Birkaç gün sonra bana dönen A.A, dosyaya bakan savcının arkadaşı olduğunu ve bu dosyayı alamayacağını söyledi. Ben de kendisinden savcı beyi uyarmasını istedim." ifadelerine yer verdi.
Bir süre sonra kendisiyle görüştüğünü belirttiği A.A'nın sosyal medya üzerinden dosyanın savcısıyla görüştüğünü, baktığı dosya hakkında tedirgin olduğunu, tehdit edildiğini ve kendisiyle görüşmek istediğini anlattığını ifade etti.
"CUMHURİYET SAVCISINI TEHDİT ETMEDİM"
Zengin, bu görüşmenin ardından A.A. ile 1 Ekim'de Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Savcısı Y.E'yi ziyarete gittiklerini belirterek, "Benim oraya gitmekteki amacım, hastane soruşturması kapsamında tutuklanan T.T'nin akrabalarından duyduklarımı ve çevremden bu adamlar hakkında duyduklarımı savcı beye anlatmaktı. İçeride yaptığım görüşmede kesinlikle cumhuriyet savcısını tehdit etmedim. Görüşme zaten çok samimi bir ortamda gerçekleşti." ifadesini kullandı.
Tutuklu T.T'nin tahliye edilmesi için dosya savcısı ve ailesi hakkında bilgiyi kendisinin toplamadığını savunan Zengin, şunları kaydetti:
"Bu bilgileri Y.Ç'den öğrendim. Ben de konunun ciddiyet taşıdığını fark edince savcı beyi bilgilendirme amaçlı görüşme yaptım. Kimseden talimat almadım. Bu konu hakkında kimseden maddi ve manevi talebim olmadı. Ayrıca kimsenin sözcülüğünü yapmadım. Olay tamamen iyi niyetimden kaynaklanmıştır. Cumhuriyet savcısıyla yaptığım görüşmedeki üslubum yanlıştır. Savcı beyi uyarmak istedim. Maksadımı aşan ifadeler kullanmışım. Niyetim kesinlikle tehdit etmek değildir. Çevrem ne kadar devletçi ve vatansever biri olduğumu bilir."