Sabah Gazetesi Yazarı Mahmut Övür, "Bugün Uşak'ta ya da Bursa'da patlayan skandallar, yarın başka bir şehirde farklı bir versiyonla karşımıza çıkıyor. İzmir'de başka bir boyut, İstanbul'da başka bir halka... İsimler değişiyor, yöntem değişmiyor. Kadro farklı, alışkanlıklar aynı." dedi.
İşte Mahmut Övür'ün 'Uşak'taki rezaleti CHP'lilerin hepsi biliyordu' başlıklı yazısı:
Eskiden de yolsuzluk olurdu. Hayali ihracatlar, banka hortumlamaları, İSKİ skandalları, ihale oyunları, kayırmalar, büyük veya küçük hesaplar... Ama kimse çıkıp da "Nasıl olsa soruşturulmaz" rahatlığıyla hareket etmezdi.
Kimse, "Geleceğin cumhurbaşkanına veriyorsunuz..." diye açık açık "para" toplamazdı. Çünkü en azından bir "utanma duygusu" vardı.
Şimdi öyle mi?
Şimdi ortada bambaşka bir seviye var. Adına ister "ekosistem" deyin, ister "rant düzeni"... Ama şunu kabul etmek gerekiyor: Bu artık münferit değil, organize bir alışkanlık. Üstelik bunu dışarıdan söyleyenler değil, bizzat içeriden tanıklar anlatıyor.
CHP'nin Uşak teşkilatı geçen yıl 21 Ağustos'ta genel merkeze gidip Uşak'ta yaşanan ve yaşanacak olan rezaleti CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin'e, hatta genel başkana anlatmış ama kimse oralı olmamış.
Bu yüzden CHP'liler öfkeli ve bas bas bağırıyor: "Uşak'taki rezaleti herkes biliyordu."
Herkes biliyordu... Ne kadar tanıdık bir cümle değil mi? Türkiye'de yaşanan skandallardaki en klişe cümledir bu: "Herkes biliyordu ama kimse müdahale etmedi."
Çünkü mesele bilmemek değil, görmezden gelmek. Gazeteci yazıyor. Koca bir şehir biliyor. Parti kadrosu biliyor. Genel merkez biliyor. Ama nedense kimse "Dur" demiyor.
Neden?
Çünkü bu artık bir istisna değil. Bu, sistemin ta kendisi. Bugün Uşak'ta ya da Bursa'da patlayan skandallar, yarın başka bir şehirde farklı bir versiyonla karşımıza çıkıyor. İzmir'de başka bir boyut, İstanbul'da başka bir halka... İsimler değişiyor, yöntem değişmiyor. Kadro farklı, alışkanlıklar aynı.
Bir bakıyorsunuz, CHP İl Binası için "balya balya paralar" taşınıyor...
Bir bakıyorsunuz "bankamatik personeli" çıkıyor karşınıza...
Bir bakıyorsunuz "parasal ilişki ağları" medyayı bile esir almış...
Bir bakıyorsunuz kamu gücü ile özel hayatın iç içe geçtiği tuhaf düzenekler, lüks hayatlar, kaçamaklar.
Sonra dönüp bize şunu anlatıyorlar: "Bu bir siyasi operasyon."
Elbette... Zaten bu ülkede yakalanan herkes masum, ortaya çıkan her şey komplo! Asıl mesele hiçbir zaman yapılanlar değil. Mesele hep aynı: "Bunu kim sızdırdı?"
Ne büyük bir trajedi... Ortada bir skandal var ama tartışılan şey skandal değil. Güya solcu diye geçinen yazarlar bile o skandalın devasa hırsızlıkların üstünü örtmek için bin takla atıyor.
Oysa ortada kamu gücünün gölgesinde yaşanan bir çürüme var ama konuşulan şey "video kimden çıktı?"
İşte asıl kırılma burada. Bu yüzden bugün yaşananlar tek tek olaylar olarak görülemez. Bu bir zihniyet meselesidir. Bir yerde herkes biliyor ve kimse konuşmuyorsa, orada sorun tek tek bireyler değil, o bireyleri körleştiren statükocu ve gerici siyasettir. O siyasete içeriden birileri isyan etmediği sürece de o tablo değişmez.