İstanbul Büyükçekmece'de yaşayan Beyza Yakut'un(23) anne ve babası, anlaşmazlık sebebiyle 15 yıl önce boşandı. Anne Yakut, 2012 yılında iş insanı Zülal Akdoğan'la duygusal ilişki yaşadı ve taraflar birlikte yaşamaya başlayarak 2015 yılında evlendi. O dönem 10 yaşında olan Beyza Yakut'un iddiasına göre, üvey babası hem fiziksel hem de sözlü olarak taciz edilmeye başladı. Bir süre sonra yaşadıklarını arkadaşları ve rehber öğretmenine anlattı. 2016 yılında taciz hakkında bir dilekçe yazılarak Büyükçekmece Çocuk Büro Amirliği'ne iletildi.
ANNE YERİNE TACİZLE SUÇLANAN ÜVEY BABAYI ARADILAR
Yakut'un ayrıca emniyete giderek şikayetçi de olması istendi ancak anne yerine üvey baba arandı. Yanlış kişinin aranmasına gerekçe olarak babanın adının kadın ismine benzemesi gösterildi. İddiaya göre, yaşanan tartışma ve baskı sonrası şikâyetten vazgeçildi ve dosya takipsizlikle sonuçlandı.
İlerleyen süreçte devam eden taciz olaylarına karşı Yakut, ses kaydı ve mesajları toplayarak elde ettiği delillerle 2024 yılında savcılığa başvurdu. Açılan soruşturmada Akdoğan'ın tutuklu yargılanmasına karar verildi.
TACİZ MESAJLARI DOSYAYA GİRDİ
Mahkemeye sunulan WhatsApp mesajlarında Akdoğan'ın Yakut'a yönelik, "Yakın zamanda soyadın değişecek sen de benim karım olacaksın az zaman kaldı" ve "Kendime engel olamıyorum eskisini ver yenisini al kampanyasından faydalanacağım, seni alacağım" gibi taciz söylemlerinde bulunduğu görüldü. Ayrıca evde kıyafet seçimi ve fiziksel temas yoluyla yapılan taciz iddiaları da mesajlarda bahsedilmesi sebebiyle dosyada yer aldı.
Sunulan ses kaydının bir bölümde ise Akdoğan'ın; "....ben bak hepsinin, yaşadıklarımın hepsinin bedelini ödüyorum, ödemeye de devam ediyorum, sen benden ne istiyorsun onu söyle, şu anda akıl hastanelik durumda değilim, tamam, tamam, ben doktora gideceğim, benim sana olan sevgim ..., bak ben seni üzmüş olabilirim" şeklindeki ifadeler, bilirkişi tarafından deşifre edilerek dosyaya eklendi.
"ADALET İSTİYORUM, PARA GALİP GELMESİN"
Zülal Akdoğan, 17 ay boyunca tutuklu yargılandı. Ancak 27 Nisan günü görülen son duruşmada mahkeme, suçu "çocuğa cinsel taciz" yerine "sarkıntılık" olarak nitelendirdi. Uyguladığı ceza indirimiyle beraber Akdoğan'a 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Sanığın cezaevinde geçirdiği süre göz önüne alınarak tahliye edildi. Tahliyeye itiraz edeceklerini söyleyen Beyza Yakut yaşadıklarını anlattı:
"Anneme, aileme bir şey olur diye yıllarca sustum. Evde kapalı giyindim ve olabildiğince ondan uzak durdum. 'Sana kimse inanmaz' diyerek beni korkuttu. Annem dahil kimse inanmadı. Mesajların ekran görüntüsünü aldım ve ses kaydı yaptım. Tacize tanık olanlarla birlikte de şikayetçi oldum. Ancak tanıklardan biri daha sonra ifadesini değiştirip bizi suçladı. Öğrendik ki şikâyeti geri çektikten sonra lüks harcamalar da yapmaya başlamış. Adalet istiyorum, sesimi duyun. Suçlu cezasını çeksin paraları galip gelmesin."
ERKEK KARDEŞTEN SKANDAL MESAJ
Beyza Yakut'un öz kardeşi Ebubekir A, Akdoğan'ın serbest kalmasının ardından ablasına birçok mesaj gönderdi. Gönderilen mesajlarda tanık ifadesini geri çeken Yusuf isimli kişinin de ismi geçti. Ebubekir A'nın, "Ben size demedim mi küçük şeytan, para her kapıyı açar diye. Size var ya öyle şeyler yapacağız..." ve "Neyinize güveniyorsunuz, para varken" ifadelerini kullandığı görüldü.
TACİZ SUÇU HUKUK ÖNÜNDE NASIL İSPATLANIR
Avukat Mustafa Mustafa vatandaşların yaşadıkları taciz suçunun nasıl hukuk önünde ispatlanabileceğini anlattı, "Taciz; özellikle ATK raporları, doktor muayene raporu, kamera kayıtları, telefon ve mesajlaşma içerikleri, HTS kayıtları gibi somut niteliğe sahip ve sadece sözle çürütülmesi mümkün olmayan teknik deliller, ispat edilebilir."
"Bu suçlar genelde kapalı ortamlarda ve sadece iki kişi arasında geçtiğinden, delillere ulaşmak zaman zaman mümkün olamıyor. Ancak bu durum istisnai."
"Bu halde hukuk önünde bazı istisnaların da değerlendirilmesi gerekiyor. Bunun içinse yalnızca ifadeye dayalı suç ithamlarında kişinin suçlu bulunabilmesi için mağdurun beyanlarının olayın içeriği ile tamamen uyumlu ve hiçbir çelişki barındırmaması, hayatın olağan akışına aykırı olmaması ve başka şartlarda delil elde edilmesinin mümkün olmaması gerekir."