Dünya genelinde rekorlar kıran kavurucu sıcaklar; sadece günlük konforumuzu bozmakla kalmıyor, aynı zamanda uzun vadede sağlığımızı da etkileyebiliyor. Güçlü bir El Niño hava dalgasının etkisiyle kapıya dayanan aşırı sıcaklar altında antrenman yapmak, koşuya çıkmak ya da futbol oynamak hayati riskleri beraberinde getiriyor. Vücudumuz bizi serinletmek için kanı kaslarımızdan çekip cilde pompalarken; kaslar oksijensiz kalıyor, kalbimiz aşırı yükleniyor ve çok daha hızlı yoruluyoruz.
Arjantin Pontifical Katolik Üniversitesi'nden çevre odaklı yaşam tarzı epidemiyoloğu Christian García-Witulski, yüksek sıcaklıklarda açık havada yürümenin, bisiklete binmenin ve hatta işe yürümenin bile çok daha fazla fiziksel güç gerektirdiğini ve konforsuz hale geldiğini belirtiyor. Ancak dışarısı her sıcak olduğunda hareketi azaltmanın uzun vadede büyük sağlık riskleri doğuracağına dikkat çeken uzmanlar, güvenli bir şekilde aktif kalabilmemiz için şu stratejileri öneriyor:
Yapabileceğiniz en etkili değişiklik, egzersizlerinizi sabahın erken saatleri veya akşam serinliği gibi havanın daha serin olduğu zaman dilimlerine kaydırmaktır. Ayrıca spor yaptığınız alanın doğrudan güneş ışığı yerine gölgede olmasına dikkat edin. Uzmanlar, güneşin tam altı ile gölgelik bir alan arasındaki sıcaklık farkının 12 ila 15°C kadar değişebileceğini vurguluyor.
Vücudun en önemli soğuma mekanizması, terin cildimizden buharlaşmasıdır. Ancak nemli havalarda havadaki yoğun nem nedeniyle bu buharlaşma gücü körelir. Uzmanlar; rüzgar hızının da bu süreçte kritik rol oynadığını, hava akımının olmadığı kapalı alanlarda koşmanın ısı stresi riskini çok daha fazla artırdığını belirtiyor.
Sıcaktan kaçınamadığınız günlerde egzersiz sürenizi daha kısa tutun ve antrenman aralarına mutlaka daha fazla mola ekleyin. Rutin yerine sabahları kısa bir yürüyüş ya da hafif iç mekan hareketleri çok daha güvenli ve gerçekçidir. Çünkü sıcak havalarda insanlar daha çabuk yorulur, baş dönmesi yaşayabilir ve uyku kaliteleri bozulabilir.
Uzmanlar; molaların klimalı bir ortamda ya da en azından vantilatör, soğuk su ve gölgenin olduğu bir alanda verilerek vücudun gerçekten soğumasına izin verilmesi gerektiğini söylüyor.
Araştırmalar, cilde buz torbası koymanın anlık bir soğukluk hissi verse de küçük bir alanı kapladığı için genel vücut ısısını düşürme hızının şaşırtıcı derecede düşük olduğunu belirtiyor. Bunun yerine ellerinizi ve ön kollarınızı soğuk suya batırmak (daldırma soğutma) çok daha etkilidir.
Bu durumda uzmanlar, vücuda doğrudan su dökülmesini öneriyor. Bu sayede vücut, cilde pompaladığı kanı yeniden kaslara yönlendirerek daha fazla oksijen taşıyabilir. Ayrıca kollar, bacaklar ve gövde üzerinde sürekli döndürülen soğuk, ıslak bir havlu da serinlemeye büyük yardımcı olur.
Dışarı çıkmadan önce vücut ısısını hafifçe düşürmek, sıcak havada tehlikeli sınıra ulaşana kadar size harika bir zaman tamponu sağlar. Araştırmalar, spor öncesinde buzlu püre kıvamında su tüketmenin vücudu içten soğuttuğunu ve sıcak havalardaki egzersiz performansını belirgin şekilde artırdığını gösteriyor.
Sıcak havalarda yapılan egzersiz miktarını kademeli olarak artırmak, vücudun sıcağa alışmasını (aklimatizasyon) sağlar. Uzmanlar; düzenli olarak sıcağa maruz kalınan 7 ila 14 günün ardından, vücudun dinlenme anındaki merkez sıcaklığının düştüğünü, terleme hızının arttığını ve kan plazma hacminin genişlediğini belirtiyor.
Isı bitkinliğine bağlı ölümler nadir görülse de, aşırı yorgunluk ve rahatsızlıklar giderek yaygınlaşıyor. Üstelik çok spor yapmak sizi ısı bitkinliğinden korumaz. Sporcular, biyolojik limitlerini zorlamaya alışkın oldukları için rekreasyonel (hobi amaçlı) spor yapanlara göre çok daha büyük bir ısı çarpması riski taşırlar. Çünkü iç vücut ısısını yükselten en temel etken yapılan egzersizin yoğunluğudur.