Sabah, öğle, akşam rutinlerinin vazgeçilmezi olan kahve, son dönemde şehirlerin ekonomik yapısını ve küresel piyasalardaki dalgalanmaları yansıtan devasa bir fiyat uçurumuna sahne oluyor. Madrid'in ara sokaklarında 2 Euro seviyelerinde seyreden bir fincan kahve, Paris ve Budapeşte gibi turistik merkezlerin ikonik noktalarında 12 Euro sınırına dayanarak adeta bir lüks tüketim göstergesine dönüşmüş durumda. Küresel hasat sorunlarından lojistik maliyetlere kadar pek çok etkenin birleştiği bu yeni tablo, hem gezginlerin hem de kahve tutkunlarının cüzdanını doğrudan etkileyen çarpıcı verileri beraberinde getiriyor.
Avrupa genelinde bir fincan kahvenin bedeli, hangi şehirde ve hangi sokakta oturduğunuza bağlı olarak inanılmaz bir değişim gösteriyor.
İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi ülkeler, güçlü kafe kültürleri sayesinde Batı Avrupa'nın en erişilebilir noktaları olmaya devam ediyor. Özellikle Madrid, Roma ve Lizbon gibi merkezlerde, mahalle aralarındaki kafelerde hala 2-3 Euro bandında kahve içmek mümkün. İspanya'daki yoğun rekabet, fiyatların bir nebze daha dengeli kalmasını sağlıyor.
Kahve fiyatlarındaki bu küresel artışın arkasında sadece yerel işletme giderleri değil, devasa bir tedarik zinciri ve iklim krizi gerçeği yatıyor.
Eğer dünyada kahvenin en uygun olduğu noktaları merak ediyorsanız, yönünüzü "Kahve Kuşağı"na çevirmeniz gerekiyor. 23.5 derece kuzey ve güney enlemleri arasındaki ülkelerde fiyatlar oldukça makul:
Türkiye, kahve tüketiminin neredeyse tamamını ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olduğu için küresel fiyat hareketlerinden doğrudan etkileniyor. Böylece kahve fiyatlarının artış seviyesi, tamamen küresel maliyetlerin ve döviz bazlı ithalat kalemlerinin bir yansıması olarak görülüyor.