Anadolu, insanlık tarihine ışık tutan birbirinden sıra dışı keşiflere ev sahipliği yapıyor. Kimi bir evin altında tesadüfen ortaya çıktı, kimi ise yıllarca ulaşılamayan dağ zirvelerinde gün yüzüne çıkarıldı. Piramitlerden daha eski yapılar, kilometrelerce uzanan yer altı şehirleri ve hâlâ çözülemeyen sırlar... Türkiye'deki bu 7 gizemli keşif, bilim dünyasında tartışılmaya devam ediyor. İşte merak uyandıran o yapılar ve bilinmeyen hikâyeleri…
Görenlerin hayretler içinde kaldığı bu yapılar, insanlığı binlerce yıl öncesine uzanan cevaplanmamış sorularla yüz yüze bırakıyor. Tonlarca ağırlıktaki taşların o dönemin imkânlarıyla nasıl taşındığından, yerin metrelerce altında inşa edilen devasa şehirlerin hangi amaçla kurulduğuna kadar uzanan bu gizemler, araştırmacıları hâlâ şaşırtmaya devam ediyor. Peki, bilim insanlarının bile tüm yönleriyle açıklamakta zorlandığı bu yapıların ardında gerçekten ne yatıyor? İşte detaylar...
GÖBEKLİTEPE
Dünyanın bilinen en eski anıtsal yapısı olan Göbeklitepe, ortaya çıkardığı her yeni bulguyla insanlık tarihine dair kabul edilen bilgileri yeniden şekillendiriyor.
Şanlıurfa'da bulunan ve MÖ 9500-9600 yıllarına tarihlenen Göbeklitepe, insanlık tarihinin bilinen en eski anıtsal yapılarından biri olarak kabul ediliyor. Mısır piramitlerinden yaklaşık 7 bin yıl daha eski olan bu olağanüstü merkez, yalnızca yaşıyla değil, dönemin koşullarına göre son derece gelişmiş mimarisiyle de bilim dünyasını şaşkına çeviriyor.
Asıl gizem ise yapım aşamasında yatıyor. Henüz yerleşik yaşama geçmediği düşünülen avcı-toplayıcı toplulukların, her biri yaklaşık 10 ton ağırlığında ve 7 metre yüksekliğindeki "T" biçimli devasa dikilitaşları nasıl taşıdığı ve hangi yöntemlerle diktiği, günümüzde hâlâ tam olarak açıklanabilmiş değil.
DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ
1963 yılında Kapadokya'da yaşayan bir köylünün, evinin bodrumunda yaptığı sıradan bir tadilat sırasında fark ettiği gizemli boşluk, insanlık tarihinin en etkileyici keşiflerinden birine uzanan yolu açtı: Derinkuyu Yeraltı Şehri.
Yer altına tam 85 metre boyunca uzanan bu devasa labirent; ahırları, kiliseleri, okulları, şarap mahzenleri ve 55 metrelik havalandırma bacasıyla kelimenin tam anlamıyla kendi kendine yeten bir metropolis.
Yaklaşık 20.000 kişiye aynı anda barınma imkanı sunan bu mühendislik harikasının asıl gizemi ise geçmişinde saklı. Yapımı Hititler'den Bizanslılara kadar pek çok medeniyete dayandırılsa da, tam olarak kim tarafından ve ne zaman kazıldığı hala büyük bir soru işareti. Kapadokya genelinde 200'e yakın benzer şehir olduğu tahmin edilirken, bunları birbirine bağladığına inanılan gizli tünellerin sırrı hala çözülmeyi bekliyor.
Arkeologlar, ibadet merkezinin içinde olduğuna inandıkları kral mezarlığına ve yeraltı tünellerinin büyük çoğunluğuna henüz ulaşamadı.
Ayrıca Nemrut, Türkiye'de yeniden hareketlenme olasılığı en yüksek volkanik dağlardan biri olma özelliğini de koruyor.
ÇATALHÖYÜK
1958'de keşfedilen Çatalhöyük, dünyanın en eski ve en kalabalık yerleşim yerlerinden biridir. Tarihi Neolotik Çağ'a, yani yaklaşık MÇ 7500'e kadar uzanıyor.
BLAUNDUS ANTİK KENTİ
Uşak'ın Ulubey ilçesinde, İskender dönemine dayandığı düşünülen Blaundrus, ziyaret edenlerin 'Anadolu'nun Stoneenge'i demesine neden olan bir yer.
Taşların belirli bir düzen içerisinde ve matematiksel bir hassasiyet ile dizilmiş olması, dönemin koşulları düşünüldüğünde nasıl mümkün olduğunu açıklamayı güçleştiriyor.
İngiliz Stonehenge'iyle olan yapısal benzerlikleri ise araştırmacıların dikkatini çekiyor. Kazı çalışmaları oldukça sınırlı kaldığından bölge hala yeterince araştırılmış değil.
Bilim insanları, yüzyıllardır süregelen bu gizemi 2013 yılında çözmeyi başardı: Kapının sırrı, zemin seviyesinde yoğunlaşan ve öldürücü miktarda olan karbondioksit gazıydı.
Boyu kısa olan hayvanlar başlarını yere yaklaştırdıklarında bu gazı soluyarak saniyeler içinde ölüyor; ancak dik duran insanlar, gaz tabakasının üzerinde kaldıkları için hayatta kalabiliyorlardı.
Antik rahiplerin bu doğa olayını fark edip bir "mucize" gibi kullandıkları düşünülse de, bu bilimsel gerçeği o devirde nasıl keşfettikleri hâlâ büyük bir merak konusu.
BİNGÖL YÜZEN ADALAR
Bingöl'ün Solhan ilçesi yakınlarında küçük gölde, bitkisel örtüden oluşan üç küçük ada bulunuyor. Bu adalar mevsim ve rüzgar yönüne göre gölün farklı noktalarına hareket ediyorlar.Türkiye'de tescilli doğal anıt statüsünde bulunan bu adalar, oluşum mekanizması tam olarak ortaya konulamamış nadir doğa olaylarından biri.