Kapadokya'nın büyüleyici peribacalarının altında, binlerce yıl boyunca saklı kalan karanlık bir sır yatıyor. 1963 yılında Nevşehir'in Derinkuyu ilçesinde evine tadilat yaptıran bir köylü, yıktığı duvarın arkasında karanlık bir tünel bulduğunda, aslında dünyanın en büyük yeraltı şehrinin kapısını araladığının farkında değildi. Bu keşif, tarihin en büyük mühendislik harikalarından birini ve "korkunun" inşa ettiği devasa bir metropolü gün yüzüne çıkardı.
20 BİN KİŞİLİK "KARANLIK" ŞEHİR
Eski adıyla Elengubu olarak bilinen Derinkuyu, sadece basit bir sığınak değil; yerin 85 metre derinliğine inen, 18 katlı (tahmini) devasa bir şehir. Bugün sadece %10'luk kısmı, yani ilk 8 katı gezilebilen bu yapının, 20 bin kişiyi aynı anda aylarca barındırabilecek kapasiteye sahip olması akıllara durgunluk veriyor.
Peki, insanlar neden güneşten vazgeçip yerin metrelerce altına, klostrofobik tünellere hapsolmayı seçti? Cevap basit: Hayatta kalmak.
MÜHENDİSLİK HARİKASI: HAVASIZ KALMAK İMKANSIZ
Romalı askerlerin zulmünden, Arap akınlarından veya istilacılardan kaçan halk, dışarıdaki tehlike geçene kadar burada yaşıyordu. Ancak bu kadar insanın yerin 8 kat altında nefes alabilmesi nasıl mümkündü?
Derinkuyu'nun mimarları, modern mühendisleri bile kıskandıracak bir zeka ile çalışmıştı. Şehrin "ciğerleri" olarak bilinen 50'den fazla havalandırma bacası, en alt kata kadar doğal hava akışı sağlıyordu. 55 metre derinliğe inen su kuyuları ise hem su ihtiyacını karşılıyor hem de düşmanların suya zehir karıştırmasını engellemek için yüzeyden bağlantısı kesilebiliyordu.
İÇERİDEN KİLİTLENEN YARIM TONLUK KAPILAR
Güvenlik, Derinkuyu'nun bir numaralı önceliğiydi. Katlar birbirine, sadece tek bir insanın eğilerek geçebileceği dar tünellerle bağlanmıştı. Bu, kalabalık bir düşman ordusunun hızlıca içeri girmesini imkansız kılıyordu.
Daha da ilginci, tünel girişlerinde bulunan ve sadece içeriden kapatılabilen yarım ton ağırlığındaki "tığraz" adı verilen sürgü taşlarıydı. Ortasındaki delik ise düşmanı görmek veya mızraklamak için bırakılmıştı. Kapı kapandığında, içerisi dış dünyadan tamamen kopuyordu.
YERİN ALTINDA OKUL
Derinkuyu sakinleri, yer altında geçen uzun aylar boyunca sosyal hayatlarını da devam ettirdiler. Giriş katlarında hayvanların kokusunu izole etmek için ahırlar bulunurken, alt katlara indikçe yaşam alanları, erzak depoları, mutfaklar ve şırahaneler karşınıza çıkıyor.
Ancak şehri zirve noktasına taşıyanlar, Roma zulmünden kaçan ilk Hıristiyanlar ve daha sonra Bizanslılardı.
Yüzyıllar boyunca Perslerden Selçuklulara kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Derinkuyu, hala her katmanında yeni bir gizem barındırıyor.
Bugün dar tünellerinde yürürken duyulan o ürperti, binlerce yıl önce burada korkuyla yaşayan insanların nefesini ensenizde hissettiriyor.
Ve unutmayın; şu an gezilen 8 kat, buzdağının sadece görünen yüzü. Keşfedilmeyi bekleyen diğer katlarda nelerin saklı olduğunu ise henüz kimse bilmiyor.
BİR DİĞER BÜYÜK KEŞİF İSE GEÇTİĞİMİZ HAFTALARDA VAN'DA YAPILDI!
Van'da arkeoloji dünyasını heyecanlandıran gelişme! Yıllardır yöre halkının 'Pertak' olarak bildiği bölgede toprağın altından çıkanlar, tüm ezberleri bozdu. Kazı başkanının 'Benzerine rastlamadık' diyerek duyurduğu devasa yapılar ve yüzyıllık kitabelerin çözülen sırrı, tarih meraklılarını şaşkına çevirecek.
Van'ın Muradiye ilçesinde Urartular dönemine ait Körzüt Kalesi'nde yürütülen 2025 yılı kazı çalışmalarında önemli verilere ulaşıldı. Kazı Başkanı Doç. Dr. Sabahattin Erdoğan, "Körzüt Kalesi yakın zamanda adını sıkça duyuracak. Bu anlamda biz de heyecanlıyız, ümitliyiz. Gelecek yıl da yine 'Geleceğe Miras' projesi kapsamında kazılara devam edeceğiz" dedi.
Muradiye ilçesinin Uluşar Mahallesi'nde Urartular dönemine ait Körzüt Kalesi'nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izni, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sabahattin Erdoğan'ın başkanlığında Van Valiliği ve Muradiye Kaymakamlığı'nın destekleriyle 3 yıl önce kazı çalışmaları başlatıldı. Yürütülen kazılarda, alanında uzman akademisyenler yer aldı.
Bu yıl Cumhurbaşkanlığının desteklediği ve Bakanlığın 'Geleceğe Miras Projesi'ne dahil edilen kazı çalışmalarında Urartu dönemine ait önemli bulgulara ulaşıldı. Körzüt Kalesi kazıları aynı zamanda arkeolojiyi insanlara anlatmak, sevdirmek ve Türkiye'de arkeoloji bilimi ile kültür varlıkları için farkındalık yaratmak üzere kurulan arkeoloji oluşumu Arkeofili'nin '2025 Yılında Türkiye'nin 10 Arkeolojik Keşfi' arasında da yer aldı.
Körzüt Kalesi'nde yürütülen kazı çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Kazı Başkanı Doç. Dr. Sabahattin Erdoğan, kalede ilk olarak 2016 yılında kaçak kazılar sonucu tespit edilen bir yapı nedeniyle Van Müzesi Başkanlığı'nda kurtarma kazısı yapıldığını, 2022'de yeniden başlatılan çalışmalara bilimsel danışman olarak dahil olduklarını belirtti.
Doç. Dr. Erdoğan, "2024 yılında kale, Cumhurbaşkanlığı kararlı kazı statüsü kazandı. 2025 yılında ise 'Geleceğe Miras Projesi' kapsamına alınarak çalışmalarımızı sürdürdük. Haziran ayında başladığımız kazıları aralık ayında tamamladık " dedi.
'BENZERİNE RASTLAMADIK'
Körzüt Kalesi'nin literatürde bu isimle bilindiğini, yöre halkının ise kaleyi 'Pertak Kalesi' olarak adlandırdığını, kalenin, Van Kalesi ve Çavuştepe gibi Urartu'nun önemli merkezleri arasında yer aldığını anlatan Doç. Dr. Erdoğan, özellikle sur duvarlarının dikkat çekici olduğunu söyledi. Doç. Dr. Erdoğan, "Sur duvarlarımız bugün 8 ila 10 metreye yakın yüksekliğe sahip. Devasa taş bloklarla inşa edilmiş bu duvarların benzerine şu ana kadar bilinen Urartu kaleleri arasında rastlamadık. Bu özelliğiyle Körzüt Kalesi, Urartu askeri mimarisinde çok özel bir yere sahip" dedi.
'BÖLGEDE BULUNAN TÜM YAZITLAR KÖRZÜT KALESİ'NDEN'
Kaleyi önemli kılan bir diğer unsurun Haldi Tapınağı olduğunu belirten Doç. Dr. Erdoğan, tapınağın 2023 yılında tespit edildiğini söyledi. Muradiye ve çevresinde 20'yi aşkın Urartu çivi yazılı kitabesinin daha önce bilindiğini söyleyen Doç. Dr. Erdoğan, "Bu yazıtlar çözülmüştü ancak hangi merkezden taşındıkları bilinmiyordu. 2023 yılında tapınağın temelleri üzerinde yaptığımız kurtarma kazılarında 3 yeni çivi yazılı kitabe bulduk. Bu kitabelerin çözümlemesiyle, bölgede bulunan tüm yazıtların aslında Körzüt Kalesi'nden götürüldüğünü tespit ettik" diye konuştu.
'KALE, MİNUA TARAFINDAN İNŞA EDİLMİŞ'
Yazıtların içeriklerinin aynı olduğunu belirten Doç. Dr. Erdoğan, elde edilen en önemli bilginin kalenin hangi Urartu kralı tarafından yaptırıldığının kesinleşmesi olduğunu belirterek, "Daha önce mimari özelliklerden yola çıkarak tahminlerimiz vardı ancak kesin kanıt yoktu. Kitabelerde Urartu Kralı Minua'nın adına rastladık. Böylece Körzüt Kalesi'nin Minua tarafından inşa ettirildiğini net olarak öğrenmiş olduk" diye konuştu.
'HALDİ'NİN KUTSAL KENTİ'
Kitabelerde geçen bazı özel isimlerin de dikkat çekici olduğunu dile getiren Doç. Dr. Erdoğan, "Minuahinili ve Haldi Patari isimleriyle karşılaştık. Bu kentin aslında Urartu dönemindeki ismini biz net olarak bilmiyorduk. Bu veriler sayesinde kentin Urartu dönemindeki adının 'Haldi Patari' olduğunu öğrendik. Bu ad, 'Haldi'nin kutsal kenti' anlamına geliyor ve kalenin kimliğini ortaya koyuyor. Bu anlamda Körzüt Kalesi önemli" dedi.
'BİZ DE HEYECANLIYIZ'
Körzüt Kalesi'ndeki bu yılki kazılarda önemli mimari bulgulara da ulaşıldı. Tapınak çevresindeki sur duvarlarının açığa çıkarıldığını, kalenin güneydoğusunda Urartu mimarisine özgü akslı bir giriş sisteminin tespit edildiğini, ayrıca ok uçları, bilezikler ile Urartu ve Orta Çağ dönemlerine ait seramik buluntuların da elde edildiğini belirten Erdoğan, "Körzüt Kalesi yakın zamanda adını sıkça duyuracak. Bu anlamda biz de heyecanlıyız, ümitliyiz. Gelecek yıl da yine 'Geleceğe Miras Projesi' kapsamında kazılara devam edeceğiz" diye konuştu.